Bakiciburada.com

Türkiye'nin Eğitimli Bakıcısı Burada

Bakıcı ile Yaşanan Sorunlar Nelerdir? Neler Yapılabilir?

Ebeveynler dışarıda çalıştıklarında ev yaşantısını ve aile ilişkilerini sürdürmek biraz daha stresli ve zor bir hal alabilir. Çocuklu çalışan aileler ev içindeki sorumluluklarını dengelemek amacı ile akşamları kalan vakitlerini çocuk ve ev işleri ile geçirmek durumunda kalıyorlar. Bu durumdaki aileler için çocuk bakıcısı, ev hayatını canlandıracak ve ebeveynleri rahatlatacaktır. Yine de bir bakıcı ile anlaştığınızda karşılaşabileceğiniz zorluklar bulunmaktadır. Çocuk/bebek bakıcısı hayatınızı ne kadar kolaylaştırsa da bakıcı sorunları yaşamanız muhtemeldir.   

Bakıcı ile En Sık Yaşanan Sorunlar 

  • Ailelerin karşılaştığı en büyük sorunların başında bakıcıların ortalığı toparlamama ve temel ev işlerini yapmamaları geliyor. Aileler evden ayrıldıklarında, bakıcıların çocuk bakımından arta kalan zamanlarda ev işlerini de yapmalarını isteyebiliyorlar. Çalışan bakıcının ev işlerini de yapması çok fazla zaman alan bir iş olacağı için sağlıklı bir durum olmayabilir. Temizlikle ve ev işleriyle vaktini geçiren bir çocuk bakıcısı ister istemez çocuğa yeterince zaman ayıramayacaktır. Çocukla bütünüyle ilgilenmek yalnızca karnını doyurup uyutmak demek değildir. Çocuk bakıcısı aynı zamanda çocukla oyun oynar, onun gelişimine ve yaşına göre çeşitli aktiviteler hazırlar. Mümkün olduğunca derslerine yardımcı olur. Çocukla konuşur, onu dinler, ona sorular sorar. Tüm bu süreçte çocuğun bakım sorumluluğunu alır: Çocuğun karnını doyurur, üzerini değiştirir, çocuk hastalandığında ilgilenir... Haliyle böyle bir süreçte çocuk bakıcısının ev işlerine bütünüyle katılması beklenemez. Çocuk bakıcısı evi toplu tutar, çocuğun oyuncaklarını ve kitaplarını düzenler, çalıştığı saatler boyunca kendi bulaşıklarını toparlar, kısacası eve gelen ailenin evi dağınık bulmamasını sağlar. Fakat genel temizliğe karışmaz. Çocuk bakıcısından ev işlerine destek olmasını istemek çocuğunuz için de olumlu bir durum değildir.  

  • Bakıcıların aniden işe gelmeme durumları: Çocuk bakıcılığı, oldukça özen gerektiren bir meslektir. İşine düzenli olarak gelmeyen bir çocuk bakıcısı, çocuğun evde yalnız kalmasına veya ailenin işini aksatmasına sebep olarak zincirleme bir sorun oluşturacaktır. Elbette acil durumlar, beklenmedik problemler meydana gelebilir. Bunlar istisnai durumlar olarak kaldıkça telafi edilemeyen sorunlar olmayacaktır. Diğer yandan, ebeveynler oldukça yoğun oldukları bir gün için bakıcıdan ekstra mesai yapmalarını istediklerinde, mesaiyi son dakika olarak iptal eden bakıcılar durumu zor bir hale getirmektedirler. Bu durumda sakin kalıp durumu metanetle çözmek en akılcı durum olacaktır, özellikle başka bir çocuk bakıcısı ile anlaşma durumunuz söz konusu değilse.  

  • İşe Vaktinde Gelmeme: Aileler nasıl işlerine vaktinde gidiyorlarsa çocuk bakıcısından da işe vaktinde gelmesini isteyeceklerdir. Özellikle söz konusu çocukları olduğunda işe vaktinde gelmeme durumu önemli bir bakıcı sorunudur. Çocuk bakıcılığı gerçek bir iştir. Kişilerin serbest zamanlı olarak kendi kişisel planlarına göre çalıştıkları bir meslek değildir. Ebeveynler kendi iş planlarına sıkı sıkıya bağlı kalıyorlar ve onların gerçekten anlaştıkları bakıcıların eve vaktinde gelmelerine ihtiyaçları var.  

  • Telefonda çok fazla zaman geçirmek ve aşırı sosyal medya kullanımı: Çocuk bakıcılığı, ilgilenilen çocuğa karşı ciddi bir sorumluluk isteyen bir meslektir. Çocuklar sürekli olarak bakıma, şefkate, ilgiye ve belli düzeyde disipline ihtiyaç duyarlar ve bakıcılar sürekli telefonla ilgilendiklerinde bu bakımı sağlayamayacaklardır.  

  • Sizin tercihlerinizi ve ev düzeninizi göz ardı ediyor olabilir. Bakıcı sorunu yaşayan ailelerin sık sık karşılaştığı bir durum olarak bakıcının evin kurallarını görmezden gelerek başına buyruk davranması problem yaratabiliyor. Evdeki eşyaların yerinin değiştirilmesi, yemek saatlerinin ve düzeninin değiştirilmesi, çocukla yapılan aktivitelerin aksatılması gibi davranışlar bir bakıcının asla yapmaması gereken şeylerdir. Bir çocuk bakıcısının çalıştığı evin kurallarına uyum sağlaması gerekmektedir. 
Bakıcı Sorunu Yaşamamak için Neler Yapılmalı?
Bu sorunlar bakıcınız ile yollarınızı ayırmanıza kadar gidebilen yaygın problemlerdir. Maalesef ki bakıcı ile sorun yaşayan aileler için durum zamanla daha komplike bir hala alabiliyor. Özellikle çalışan anneler ve babalar için bakıcı sorunu yaşamak zorlu bir süreci beraberine getirmektedir. Ebeveynlerin yeni bir bakıcı ile anlaşma durumu zaman alacak ve çocuğun yeni bir bakıcıya alışmaya çalışması çocuğu da zorlayan bir durum olmaktadır.  
Bu tür zorluklardan kaçınmak için bakıcınızla anlaştığınız günden itibaren net bir biçimde iletişim kurmalı, belli kurallar ve sınırlar koymalısınız. Bu kurallar zamanla esnetilmemeli, daha önceden belirlenmiş planlar çerçevesinde oluşturulmalıdır. Ayrıca bakıcınızla çalışan ve işveren arasında olması gereken belli bir mesafe olmalıdır. Aile hayatı hakkında bakıcının bilmesi gerekenler çok sınırlıdır. Kısacası bakıcınızla özel hayatınızla ilgili konuşmanız sonrasında beklenmeyen problemlere yol açabilir.  Küçümseyici ve kırıcı davranışlarda bulunmamaya özen göstererek mesafenizi korursanız bakıcı sorunu yaşama ihtimaliniz azalır. 
En önemli konuların başında ise çocuğunuzun bakıcıyı sevmesi geliyor. Çocuğunuz, evdeki bakıcıya tam olarak ısınamıyorsa, iletişim kurmakta çekiniyor ve bakıcıyla oyun oynamak istemiyorsa düşünmeniz gereken şeyler var demektir. Bunun sebeplerine odaklanmalı ve problemin kaynağını bulmalısınız. Ortak bir yol bulunamıyor ve çocuğunuz zaman geçmesine rağmen bir türlü bakıcıya alışamıyorsa maalesef yollarınızı ayırmanız çocuğunuz için en uygun seçenek olacaktır. 

Beslenme Çantası Tarifleri - Çocuğunuzun 1 Aylık Beslenme Menüsü

Okulların açılmasıyla birlikte aileler de çocukların beslenme çantalarına ne koyulacağını düşünmeye başladılar. Sağlıklı bir beslenme çantası, çocuğunuzun öğrenme ve konsantrasyon sürecine katkı sağladığı için aileler artık bu konuya oldukça önem veriyorlar. Fakat beslenme çantası menüsü hazırlamak o kadar da kolay bir iş değildir. Öncelikle planlı olmak durumundasınız. Bu konuda çocuğunuzdan yardım isteyebilirsiniz. Protein, sebze ve meyve dengesini sağlarken çocuğunuzun sevdikleri besinleri tercih ederseniz süreç çok daha kolay bir hale gelecektir.  

Beslenme çantası hazırlamaya başlamadan önce bazı kriterlerin olması gerekmektedir. Bir beslenme çantasında protein, tahıl, meyve ve sebze dengeli bir şekilde dağılmalıdır. Beyaz un kullanılacaksa onun yerine zengin tahıllı un çeşitleri önerilmektedir. Diğer yandan hem aileler için hem de çocuklar için beslenme çantasını pratik bir hale getirmeniz gerekmektedir. Beslenme çantası hazırlarken maksimum 20 dakikada hazırlanabilecek pratik besinleri tercih ederseniz zamandan tasarruf edebilirsiniz veya akşamdan hazırladığınız yiyeceklerden beslenme çantası için uygun olanları tercih edebilirsiniz. Aynı şekilde çocuğun en fazla 20 dakika içinde tüketebileceği besinleri tercih ederseniz çocuğunuz da keyifli bir beslenme saati geçirmiş olur.  

Okulda beslenme saati için kısıtlı bir zaman dilimi vardır ve zaman zaman çocuklar bu zamanlarını arkadaşlarıyla oyun oynayarak geçirmek istiyorlar. Çocuğunuzu beslenme saatinde yiyeceklerini yemesi için yönlendirin. Sağlıklı bir beslenme çantası hazırlamak için sürekli bir düşünme halinde olan ebeveynler için zaman zaman bu durum sıkıcı bir hale gelmeye başlayabiliyor. Bu sebeple sizin için 20 adet beslenme çantası tarifi hazırladık. 

Çocuklar İçin 1 Aylık Beslenme Menüsü 

Menü 1) Humus Bombası : Kızarmış humus topları, marul, salatalık dilimleri, patlamış mısır 

Menü 2) Makarna Canavarı : Peynirli makarna, havuç, üzüm 

Menü 3) Hindi Keyfi :  Hindi füme, mini domatesler, kızarmış ekmek, portakal dilimleri 

Menü 4) Sağlıklı Kek : Tam buğday unlu kakaolu kek(şeker yerine hurma, pekmez veya bal kullanabilirsiniz) , elma dilimleri, muz 

Menü 5) Vegan Menü : Patatesli sigara böreği, salatalık dilimleri, incir, soya sütü 

Menü 6) İkinci Kahvaltı : Haşlanmış yumurta, peynir, zeytin, tam buğday ekmek 

Menü 7) Sürpriz Sandviç : Kalp şeklinde kesilmiş sandviç ekmeği içine marul-kırmızı biber-peynir, kuru kayısı, süt 

Menü 8) Tavuk Şov : Haşlanmış ve dilimlenmiş beyaz et, bir dilim ekmek, dilimlenmiş kivi 

Menü 9) Çikolata Bombası : Çikolata parçaları, çilek, badem, minik bir kutu yoğurt 

Menü 10) Ton Balığı Sefası : Doğranmış marul içinde ton balığı, bir dilim ekmek, dilimlenmiş armut 

Menü 11) Eğlenceli Atıştırmalık :  Mini krepler, ceviz, fındık, muz, süt  

Menü 12) Gökkuşağı : Renkli makarna, sarı-kırmızı renkli biber dilimleri, meyveli yoğurt 

Menü 13) Hurma Aşkı : Çekirdeği çıkarıldıktan sonra içine ceviz koyulmuş 4 adet hurma, ev yapımı kurabiye, süt 

Menü 14) Avakado Aşkına : Zevkinize göre hazırladığınız avakado salatası, fındık, elma cips, organik meyve suyu 

Menü 15) Mısır Zamanı : Haşlanmış süt mısır, peynir, mini domatesler, kurutulmuş yaban mersini 

Menü 16) Patates Keyfi : Haşlanmış patates, hindi füme, şeftali dilimleri 

Menü 17) Şiş Peynir : Çubuklara geçirilmiş peynir dilimleri, kraker, kuru üzüm, mandalina 

Menü 18) Granola Menü : Ballı cevizli granola dilimleri, yoğurt, gün kurusu 

Menü 19) Keyifli Bir Kinoa : Zevkinize göre hazırladığınız beyaz kinoa salatası, antep fıstığı, nar taneleri 

Menü 20) Sevilen Pizza :  İki dilim pizza, yoğurt, kuru incir 

Çocuğum Beslenme Çantasındaki Yiyecekleri Yemiyor 

Çocuğunuza her gün beslenme çantası menüsü hazırlıyorsunuz fakat beslenme çantası aynı şekilde eve geliyorsa birtakım değişiklikler yapabilirsiniz.  

  1. Beslenme çantasını değiştirebilirsiniz. Çocuklar beslenme çantalarının şekillerini önemserler. Yeni bir beslenme çantası da alabilirsiniz fakat beslenme kabını boyamanız daha iyi bir fikir olacaktır. Hem tasarruf yapmış olursunuz hem de beslenme çantasını çocuğunuzla birlikte boyayarak yaratıcı bir aktivite yapabilirsiniz. 
  2. Yiyeceklere şekil verebilirsiniz. Örneğin sandviç hazırlıyorsanız ekmeği kalp şeklinde keserek ilgi çekici bir hale getirebilirsiniz. Aynı şekilde yıldız şeklinde hazırlanmış kurabiyeler de çocuklar için daha çok tercih ediliyor. Beslenme çantasına peynir, salatalık gibi besinler koyduğunuzda dilimleyerek bir çubuğa geçirebilirsiniz.  
  3. Yiyecekleri dilimlemek çocuğunuzun yemeye üşenmesini önleyecektir. Meyveleri ve sebzeleri mutlaka dilimlemeye özen gösterin. Bir sandviç hazırladıysanız sandviçi ikiye bölebilirsiniz. En azından çocuğunuzun sandviçin yarısını da olsa yemesini sağlayabilirsiniz. 
  4. Çocuğunuzla konuşun. Belki de yememesinin başka sebepleri vardır. Çok basit olarak ona beslenme çantasındakileri neden yemediğini ve bir problem olup olmadığını sorun. Aldığınız cevaplar size bir fikir verecektir.  
  5. Çocuğunuz beslenme saatinde yemiyorsa kahvaltıya, öğlen ve akşam yemeklerine daha fazla özen gösterebilirsiniz. Yani bir anlamda açığı kapatabilirsiniz. 

 

Beslenme Çantası İçin En İyi İçecekler 
Süt ve su, çocuklar için en iyi içeceklerdir. Çocuğunuzu tatlandırılmış meyve suları ve gazlı içeceklerden mümkün olduğunca uzak tutmalısınız. Dilerseniz beslenme çantası menüsüne göre çocuğunuza içeceği kendiniz yapabilirsiniz.

Diğer Çocuklar? 
Diğer çocukların okula getirdikleri yiyecekler çocukların birbirinden etkilenmesine sebep olabilir. Her çocuğun okula dolu dolu beslenme çantasıyla gelmediğinin bilincinde olmalısınız. Çocuğunuza paylaşmanın çok önemli olduğunu öğretin. Çocukların birbirleri ile yiyeceklerini paylaşmaları, akran bağlarını güçlendirecektir. 

Bebeklerde Güvenli Bağlanma, Bağlanma Türleri - Anne Bebek Arasındaki İlişki

Bağlanma, bebeklerin temel fizyolojik ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayan kişiye karşı (çoğunlukla anne olmaktadır) kurdukları bağ üzerinden açıklanır. Bebeğin kendini güvende hissetmesi, yalnız olmadığını bilmesi bu dönemde çok büyük bir önem taşımaktadır. Bebeklerde bağlanma stilleri farklı şekillerde karakterize edilir. Bu bağlanma türlerinin hepsi, bebeğe bakım hizmeti veren kişi ile bebek arasındaki ilişki ile ilgilidir. Nasıl bağlandığımız, bizim karakterimizi inşa eden yegane unsurlardan biridir.  

Bebeklik ve erken çocukluk döneminde edinilen bağlanma türleri bebeğin yetişkin dönemine geldiğinde insanlarla kurduğu güven ve bağlanma ilişkisini doğrudan etkilemektedir. Yani bir yetişkin; bebeklik ve erken çocukluk döneminde ebeveyninin, bebeğin temel ihtiyaçları karşısındaki tutumundan izler taşır. Bu dönem bebeğin yetişkinlikteki duygusal ilişkilerinin gidişatını, kurulan güven ilişkilerini, problemler karşısında edinilen tutumları, empati kurma, başkaları anlamlandırma ve kendi duygularını tanımasını etkiler. 


  • Güvenli Bağlanma 
Güvenli bağlanma, insanın kendisini ve etkileşimde bulunduğu kişileri anlaması için bir anahtar niteliğindedir. Bebek korktuğunda veya strese girdiğinde bebeğin temel ihtiyaçlarına nasıl bir cevap verildiği, güvenli bağlanmanın oluşmasını etkileyen temel noktadır. Bebek doğal olarak temel ihtiyaçlarını karşılayamadığından ağlamaya başladığında ebeveyne ihtiyaç duyar. Ebeveynin cevabı sürekli olarak tatmin edici, ilgili ve sıcak olduğu takdirde bebekte güvenli bağlanma oluşmaya başlar. Yani ebeveyn, bebeğin ihtiyaçlarını ölçülü bir biçimde ve düzenli olarak karşıladığında bebekte güvenli bağlanma aktifleşir. Bu bebeklerin yetişkin hallerinde çevresinde samimi insanlar bulunduran, yakın ilişkiler kurmaktan çekinmeyen, duygusal ilişkiler konusunda daha rahat hisseden insanlar olmaları muhtemeldir.
Bebekte artık problem meydana gelse bile elbet bir şekilde çözülebileceği duygusu gelişir. Örneğin bebek beşiğindeyken ağlamaya başladığında annesi mutfakta ise ve çok geçmeden bebeğin yanına gidip onu uygun bir duygusal düzeyde sakinleştirmeye başlaması, acıkmışsa onu doyurması, bebeğin güvenli bağlanmasını sağlayabilecek bir durumdur. Elbette ki bu olumlu cevabın kesintisiz bir şekilde ve düzenli olarak verilmesi gerekmektedir.  
Fakat bebeğin güvenli bağlanması için yalnızca fizyolojik ihtiyaçların karşılanması yeterli değildir. Bebek belli bir sıcaklığa ve şefkate erişemediği takdirde doyuma ulaşamayacağı için güvenli bağlanamayacaktır. 

Bebeğin güvenli bağlanma sürecinde işler şöyle ilerler:  

  1. Bebek ağlar ve huysuzlanır,
  2. Fizyolojik ve duygusal ihtiyaçları zamanında ve şefkatle giderilir,  
  3. Bu döngü sürekli bir halde ve gecikmeden gerçekleşir,
  4. Bebek güvenli bağlanır,
  5. Güvenli bağlanma süreci tamamlandıktan sonra bebek keşfetme sürecine adım atar,
Bu bebeklerin yetişkin hallerinde çevresinde samimi insanlar bulunduran, yakın ilişkiler kurmaktan çekinmeyen, duygusal ilişkiler konusunda daha rahat hisseden insanlar olmaları muhtemeldir. 
Keşfetme süreci dediğimiz şey ise, bebeğin güvenli bağlanma aşamasından sonra yeni nesneleri, çevresini keşfetmesi anlamına gelmektedir. Kabaca bebek bir şeyleri tutmaya, yakalamaya çalışır. Bu şekilde bir keşfetme sürecine girer. 

  • Kaygılı Bağlanma 
Eğer bebek ağlıyor, cevap alamıyor, ağlıyor, yine bir cevap alamıyorsa bağlanma sistemini daha yüksek düzeyde aktifleştirir ve daha çok ağlamaya başlar. İhtiyaçları uzun zaman sonra ve eksik bir şekilde giderildiğinde bebek her ihtiyacı olduğunda bağlanma sistemini çok yüksek düzeyde aktifleştirecektir. Bu şekilde gerçekleşen bağlanma türüne ise kaygılı bağlanma diyoruz. Kaygılı bağlanma, bebeğin bağlanma sisteminin sürekli aktif halde bulunması temel noktası ile meydana gelir. Bu bebekler için anneden veya bakımı üstlenen kişiden bir anlık bile olsa ayrılmak çok zordur. Kaygılı bağlanan bir bebekte güvenli bağlanma süreci bir türlü tamamlanamadığı için bağlanma sistemi hep açık kalır ve keşfetme sürecine adım atılamaz. Bebeğin sağlıklı gelişimi için istenmeyen bir durumdur.  
Bebeğin 2 yaşına kadar ebeveyni ile uyuması gerekmektedir. Eğer erken dönemde bebeğinizin odasını ayırırsanız geceleri huzursuzlandığını kolay kolay fark edememeniz muhtemeldir. Böyle bir tablo içinde bebeğin gece yaşayabileceği olası bir strese müdahale etmeniz de geç olabilir. Yani bebeğin ihtiyacını bebeğin bağlanma sistemi gereğinden fazla aktifleştiğinde karşılamış olursunuz. Böyle bir bebek kaygılı bağlanacağı için anne (veya başka ebeveyn) ile 2 yaşına kadar birlikte uyumalıdır. 

Kaygılı bağlanan bebek ileriki yaşlarında çevresindeki insanlara güvenmemesi ve yakınlaşmaması gerektiğini düşünür. Duygusal ilişki kurulabilir fakat içten içe bağlanmamak ister, hayal kırıklığı yaşamaktan çok korkar. Çünkü bunu bebekliklerinde çoktan öğrenmişlerdir.  


  • Kaçıngan Bağlanma 
Bazen bebek ağlar, ağlar, ağlar... Yine de bakım sorumluluğunu alan kişiden bir cevap alamaz. Bu süreç adeta bir yokluklar alanıdır. Bu tür bebekler ebeveynlerinin dikkatini bir türlü çekemez. Bağlanma sistemi çok uzun bir süre aktif kalır ve bebek duygusal ve fizyolojik anlamda doyurulmayı bekler fakat bir türlü doyurulamaz. Bu süreç böyle devam ettikçe bebek ne olursa olsun ihtiyaçlarının karşılanmadığını gördüğü için bir noktadan sonra bağlanma sistemini de aktifleştirmeyecektir. 
Bu bebekler yetişkin olduklarında bağlanmak konusunda keskin bir tavır ortaya koymaktadırlar. Duygusal ilişki kurulsa bile bağlanmak söz konusu bile olmayacaktır. Samimi ilişkiler her an tehdit edici birer ilişki konumun gelecektir.  

Ebeveynin ‘’Ayna’’ Etkisi 
Ebeveynin bebeğin temel ihtiyaçlarına karşı veya kriz anındaki cevabı, bunların dışında bir ‘’ayna’’ görevini de üstleniyor. Örneğin yürümeye başlayan bir bebek düştüğünde ve canı acıdığında ağlamadan hemen önce anne veya babasının yüzüne bakar. Bunu yapmasının sebebi kazanın ne derecede ciddi olduğunu kavrayamayacağı için anne ve babadan öğrenmeye çalışmasıdır. Eğer anne veya baba panik halinde tepki verirse bebek hemen ağlamaya başlar. Bu süreç 1-2 saniye gibi çok kısa bir süre içinde gelişir. Bebek artık kendi içinde ne hissedeceğini anne ve babasından öğrenmeye başlar. 

Çocuklarda Okul Korkusunu Yenmek İçin 10 Etkili Yöntem

Okulların açılma zamanı yaklaştıkça aileler telaş içine girmeye başladılar. Uzunca bir tatilin ardından okulların açılmasıyla birlikte çocuklar da okul stresi yaşayabilirler. Hatta bazı durumlarda bu stres korkuya dönüşebilir ve çocuklar böyle zamanlarda okula gitmek konusunda fazlasıyla huysuz olabilirler. Bu konuda ailelere bazı görevler düşüyor. 

Okul Korkusu Nasıl Çözülür?

  1. Çocuğunuz eğer okul korkusu yaşıyorsa bu korkunun bir anda geliştiğini düşünmeyin. Çocuğunuz okul öncesi fazlasıyla stres geliştiriyorsa ebeveynler olarak kendinizi sorgulamanız gerekmektedir.  Sizin okul hazırlığı telaşınız ve stresiniz çocuğa yansımış olabilir. Okulların açılmasının da çocuklar için hayatın doğal bir parçası olduğunu unutmamalısınız. Büyük bir değişim yaşanıyormuşçasına panik halinde hazırlıklar yapmanız çocuğunuzun sizin stresinizi almasına sebep olacaktır. Sakin ve rahat görünmeniz çocuğunuzun da rahatlamasını sağlayacaktır. 
  2. Çocuğunuzun stresini azaltmak için birlikte okul alışverişine çıkabilirsiniz. Onun ilgisini çekeceği çantalar, defterler alarak okula hazırlık sürecini eğlenceli hale getirmeniz çocuğunuzun okul stresini azaltacağı gibi okula alışmasını kolaylaştıracaktır. 
  3. Çocuğunuzun okul ile fikirlerini öğrenmek için onunla bol bol sohbet etmelisiniz. Çocuğunuz okul söz konusu olduğunda huysuzlanmaya başlıyor ve yüzü asılıyorsa kesinlikle göz ardı etmemeniz gereken bir problem var demektir. Konuyu kestirip atmak yerine bu konuya daha fazla odaklanmalısınız. Bu konu için her şeyden bağımsız olarak başka bir zaman dilimi yaratarak çocuğunuzu önemsediğini ona belli edebilirsiniz. Böylece çocuğunuz önemsendiğini hissederek size karşı daha fazla içini açacaktır. Bütün bunları yaparken sorgulayıcı ve yargılayan bir tutum yerine şefkatli ve anlayışlı bir tutum geliştirmeniz gerektiğini unutmayın.
  4. Çocuğunuz ilkokula yeni başlıyorsa daha öncesinde mutlaka okulu ziyaret etmeli ve ilk gün çocuğu okula bırakmalısınız. Çocuğunuzun tuvaletin, kantinin ve sınıfın yerini önceden bilmesi oldukça avantajlı bir durumdur. Böylece çocuk okul nerede, sınıfım nerede, tuvalet nerede diye düşünerek zorlanmaz.
  5. Çocuğunuzla konuşurken ‘’Okula gitmezsen şöyle olur..’’ veya ‘’Bu yaptığın çok ayıp.’’ gibi yargılayıcı ve tehdit ederek konuşmak yerine ‘’Okula gittiğinde yeni arkadaşların olacak. ‘’ veya ‘’Okula gittiğinde yeni bilgiler öğreneceksin.’’ şeklinde yapıcı konuşmalısınız. Çocuğunuz, okula gittiğinde çeşitli kazanımlar elde edeceğini fark edebilmelidir. 
  6. Çocuğunuzun uyku düzeni yaz boyunca değişmiş olabilir. Fakat okullar açılmadan en az birkaç gün öncesinden uyku düzeni okul saatlerine göre ayarlanmalıdır. 
  7. Okul saatlerinde ev ortamınızı ‘sıkıcı’ hale getirmeniz çocuğunuzun okul için hevesli olmasını sağlayabilir. En azından okullar açılmadan önceki hafta, evdeki eğlenceli aktiviteleri azaltabilir veya bir süre mola verebilirsiniz. 
  8. Çocuğunuz okula gitmek istemediğinde duygusal davranarak buna müsaade etmeniz yanlış bir davranış olacaktır. Çocuğunuz okula rutin olarak ve aynı saatte gitmelidir. Gitmek istemediğinde buna izin vermeniz, çocuğunuz okulun bir sorumluluk olduğunu unutacaktır. Eğer çocuğunuzda birkaç hafta boyunca geçmeyen karın ağrısı, bulantı, uyku bozuklukları, agresiflik veya anksiyete gözlemliyorsanız mutlaka yardım almanız gerekiyor demektir.
  9. Çocuğunuz okula servis ile gidip geliyor olabilir. Fakat çocuğunuzun ilk haftalarında onu okuldan alma görevini ebeveynleri olarak üstlenebilirsiniz. Bir gün anne, diğer gün baba okuldan alabilirse çocuğunuzu rahatlatmış olursunuz. Bu davranış aynı zamanda aile bağlarınızı güçlendirecektir. 
  10. Çocuğunuz okul sebebiyle stres halindeyken onun özgüvenini güçlendirmek için aslında ne kadar güçlü ve bu tür problemlerin üstesinden gelebilecek bir çocuk olduğunu ifade edebilirsiniz.  Bunu yaparken çocuğunuzun üzerinde bir baskı oluşturmamaya özen gösterin. Durumun sandığınızdan da ciddi olabileceğini göz önüne alarak bazen çocukların destek almadan başa çıkamayacağı durumların olabileceğini unutmayın. Çocuğunuzun stres düzeyi ile başa çıkmakta zorlandığınız noktada okulun Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık birimiyle iletişime geçerek bu konuda uzman kişiden yardım alabilirsiniz.  

Çocuklarda Uyku Sorunu, Çocuğum Neden Uyumuyor?

Uyku saati geldiğinde veya akşam olduğunda uyumama, yatağa gitmeme problemi daha çok kreş ve ilkokul çağındaki çocuklarda görülmektedir. Çocuğunuz, uyuma vakti geldiğinde yatağa gitmemek için ağlıyorsa veya inatlaşıyorsa en kısa zamanda problemin kaynağını bulmalısınız demektir. Çocuklarda uyku problemi çoğu zaman uyku ile ilgili değil, başka bir durum ile ilgilidir. ‘’Çocuğum neden uyumuyor?’’ diye sorarken bu noktaya dikkat etmeli ve problemin derinine inmelisiniz.

Yeterince uyumak ve dinlenmek, okul çağındaki çocuklar için çok önemlidir. Çocuklar yeterince uyumadıklarında konsantre olmakta ve öğrenme sürecinde zorlanırlar. Uyku eksikliği aynı zamanda çocukların ruh hallerini, fiziksel gelişimlerini ve hastalıklara karşı çalışan bağışıklık sistemlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocuğum Neden Uyumuyor?
Çocuğunuz yatağa giderken huzursuzlanıyor ve uyumamakta direniyorsa çocuğunuzun başa çıkmakta zorlandığı başka türlü problemler olabilir. Bunları öğrenmeye çalışabilirsiniz. Bazı olası problemler ve ihtiyaçlar çocuğunuzu uykudan uzak tutuyor olabilir. 
  • Çocuklar farklı uyku düzenine ihtiyaç duyabilirler. Biz yetişkinler gibi, çocuklar da kendi aralarında daha farklı uyku miktarına ihtiyaç duyarlar. Bazı çocuklar 11-12 saat uyurken bazı çocuklar için 10 saat yeterlidir. Okul çağındaki bir çocuğun ortalama gece uykusu olarak 10-11 saat uyuması gerekmektedir. Çocuğunuzun yeterince uyuyamadığı saatleri kontrol edin ve çocuğunuzun konsantrasyon problemi yaşayabileceğini veya hiperaktif olabileceğini göz önünde bulundurun. 
  • Çocuğunuzun bir şeyleri kaçırıyor hissedebilir. Çocuğunuza uyku saatinin geldiğini söylüyor fakat ebeveynler olarak uyumuyor ve bir şeylerle ilgileniyorsanız çocuğunuzun aklı sizde kalacaktır. Örneğin çocuğunuzu uyutmaya çalışıyorsunuz ama bir yandan da televizyon izliyorsanız doğal olarak çocuğunuz da sizinle televizyon izlemek isteyecektir. Bu sebeple zaman zaman çocuğunuzla aynı anda uyumaya özen göstermeniz onun uyumaya ikna olmasını kolaylaştıracaktır.
  • Yapılacak şeyleri akşam saatlerine sıkıştırmayın. Çocuğunuz oyun oynamaya veya ödevlerini yapmaya geç saatlerde başladığında uyuma saati de geç bir vakte sarkacaktır. Çocuğunuzun, yatağa dönmeden önce yapacaklarını bitirdiğinden ve hiçbir işi kalmadığından emin olması gerekmektedir. Çocuğunuz sevdiği bir oyunu oynarken oyunu aniden bırakıp yatağa dönmeyecektir. Bu sebeple günlük bir plan oluşturabilir ve aksaklıkların önüne geçebilirsiniz. Bu konuda zorlanıyorsanız çocuğunuzun öğretmeninden profesyonel destek alabilirsiniz.
  • Çocuğunuz çok yorgun olabilir. Ödevler, kurslar, okul sonrası aktiviteler, oyunlar derken saat geç olmuş olabilir. Çocuğunuz gün içinde yoğun olduğunda çok yorulabilir ve bazı çocuklarda aşırı yorgunluk hiperaktiviteye neden olmaktadır. Bu da doğal olarak çocuğun yatağa gitmemesine sebep olacaktır. Hiperaktivite, çocuklarda uyku sorununa sebep olan ciddi bir problemdir. Eğer çocuğunuzun hiperaktif olduğunu düşünüyorsanız çocuğunuzu pediatriste götürmenizde fayda var.
  • Çocuğunuz gün içinde yeterince dinlenmiş olabilir. Çocuğunuz öğleden sonra uyumuş ve uykusunu almış olabilir. Gündüz uykusu, gece uykusunu etkilediği için çocuğunuz uyku vaktinde yatağa gitmek istemeyebilir. Bunun dışında, çocuğunuz ödevlerini erkenden bitirdiyse ve yemeğini de yediyse siz de doğal olarak çocuğunuzu uyutmayı deneyeceksiniz. Fakat çocuklar özellikle yaz aylarında ve tatillerde oldukça hareketli olurlar. Bu sebeple çocuğunuz uyumak istemeyebilir. Bazen de çocuğunuzla geç saatlerde vakit geçirmek o kadar da kötü değildir hatta eğlenceli bile olabilir. Bunu deneyebilirsiniz. Böyle akşamlarda çocuğunuz da çok mutlu olacaktır. 
  • Stres ve anksiyete kaynaklı başka bir problem yaşıyor olabilirler. Çocuklar zaman zaman okul kaynaklı strese girebilir ve korkabilirler. Bunun sebebi değişebileceği gibi ödevler, sınavlar, akran zorbalığı olabilir.  Diğer yandan yakın zamanda çocuğunuzun hayat tarzında bir değişim olduysa bundan kaynaklı uyku sorunu yaşıyor olabilir. Çocuklarda uyku sorunu; okul değişimi, başka şehre taşınma, ebeveynlerin boşanması gibi değişimlerden sonra ortaya çıkabiliyor. Böyle bir değişim yaşanmadıysa çocuğunuzun korku halinde olup olmadığından emin olun. Yakınlarda korku filmi izlemiş veya korku verici bir hikaye dinlemiş olabilir. Bu yaşlarda çocuklar birbirlerini korkutmaya meyilli olabiliyor. Çocuğunuzun bir şeylerden korktuğundan emin olduysanız bir süre birlikte uyuyabilir ve çocuğunuzu rahatlatabilirsiniz.


Çocuğum Uyumuyor Ne Yapmalıyım?
Çocuğunuzun uyku vaktinde kolayca uyuması için kendinize özgü bazı farklı stratejiler deneyebilirsiniz. Eğer problem devam ediyorsa çocuğunuzu pediatriste veya uyku uzmanına götürmenizde fayda var. Bu adımdan önce problemi temel planlamalar ile evin içinde çözmeyi deneyebilirsiniz.
  • Uyku saati rutini oluşturun. Siz de biliyorsunuz ki çocuğunuzu yatağa yatırdıktan sonra ona hikaye okumak uykuya dalmasını kolaylaştıracaktır. Fakat dikkat etmeniz gereken nokta şu ki, çocuğunuzun uyku vaktinden 1 saat önce televizyon da dahil olmak üzere tablet, telefon gibi bütün elektronik aletleri kapatmanız çocuğunuzun temiz bir zihin ile uykuya hazırlanmasını sağlayacaktır. Elektronik cihazlar çocuğunuzun aklını dağıtır ve uyuma isteğini azaltır. Çocuğunuz yatağa yattıktan sonra ona hafif ve sakin bir müzik eşliğinde kısa bir hikaye okuyabilirsiniz.
  • Ev ortamını sessiz ve barışçıl bir hale getirin. Uyku saatinden önce ışıkları loş bir hale getirin. Aynı zamanda tüm aile olarak pijamalarınızı giyin ve sakin bir şekilde uykuya hazırlanın. Ebeveynler olarak tartışma içindeyseniz bu durum evdeki ortamı gerginleştirecek ve doğal olarak bu gerginlikten çocuğunuz da etkilenecektir. Anlaşamadığınız noktalarda çocuğunuzu da göz önüne alarak birbirinize karşı empati yapmanız bütün aile için olumlu bir adım olacaktır.
  • Uyku saati belirleyin ve bu saate sadık kalın.  Çocuğunuzun okul saatlerine uygun bir şekilde uyku saati belirleyin ve bu saatlere tatil günleri de dahil olmak üzere sadık kalın. (Elbette ki nadiren de olsa bazı zamanlar kaçamak yapabilirsiniz.) Çocuğunuzu saat 9 olduğunda yatağa götürmek zordur fakat bunu bir plan dahilinde düzene oturtmak çocuğunuzun uyku saatinde kaçamaklar yapmasını engelleyecektir. 
  • Çocuğunuzun yatak odasını konforlu hale getirin. Televizyonu ve bilgisayarı çocuğunuzun odasında bulundurmanız uyku düzeni açısından tavsiye edilmeyen bir durumdur. Eğer çocuğunuz karanlıktan hoşlanmıyorsa odayı gece lambaları ile ışıklandırabilirsiniz. Çocuğunuzun, yatak odasının yalnızca uyku ve dinlenme için uygun bir alan olduğunu bilmesi gerekmektedir. Bu sebeple oyun ve eğlence alanını mutfak, ortak alan veya başka bir odaya taşıyabilirsiniz. 
  • Çocuğunuzu akranları ile kıyaslamayın. Çocuğunuzu diğer çocuklar ile kıyasladığınızda çocuğun uyku problemi çözülmeyecek. Bunun bilincinde olmalısınız. Hiçbir çocuk ‘’Arkadaşım Ayşe erkenden uyuyor, öyleyse ben de erkenden uyumalıyım.’’ şeklinde düşünmez. Bunun bir faydası olmayacağı gibi, hayal kırıklığına uğrayabilir ve çocuğunuzun özgüvenini zedeleyebilirsiniz. Bunun yerine, planlı bir uyku düzeni inşa edin ve bütün aile olarak belirlediğiniz noktalara uyum sağlayın. 
  • Çocuğunuza uyuması için aşırı ısrar etmeyin. Çocuğunuzu uykuya hazırlamak isteyebilirsiniz fakat bu konuda uyku saatinden önce aşırı ısrar etmek ve onu darlamak yanlış bir yöntem olacaktır. Çünkü çocuk bu kadar ısrar sonucunda anksiyete geliştirebilir. Strese giren bir çocuk uyumakta daha fazla zorlanacaktır. Bunun yerine uyumadan önce ailecek uykuya hazırlanabilir ve ortamı yatma vaktine uygun bir hale getirebilirsiniz. 

Akran Zorbalığı Nedir? Nasıl Önlenir?

Akran zorbalığı, son yıllarda çocuklar arasında yaygın olarak görülen bir saldırganlık biçimidir. Çocuğunuzun akran zorbalığına maruz kalıp kalmadığını anlayabilmek için öncelikle akran zorbalığının ne olduğunu bilmeniz gerekmektedir. Akran zorbalığı, okul çağındaki çocuklar arasında görülen ve güç dengesizliğine dayanan tekrarlayıcı saldırgan davranışlardır.

Güç Dengesizliği : Çocuklar arasında fiziksel güç farklılığı, popülarite, ekonomik durum farklılıkları gibi farklılıklara dayanan dengesizliklerdir. Zorbalığa maruz bırakan çocuklar genellikle bu tür farklılıklara dayanarak fiziksel veya sözel saldırgan davranışlar sergilerler. 

Tekrarlayan Saldırgan Davranışlar : Akran zorbalığı, özellikle mağdur çocuk tepki göster(e)mediğinde artarak devam eder ve sona ermesi iyice zorlaşır.

Zorba Tutumlar Nelerdir?

Sataşma, alay etme, başkalarına rezil etme, mağdurun özsaygısını kasten zedelemeyi amaçlayarak saldırganca davranma gibi tutumlar akran zorbalığının en yaygın türleridir. Rencide edici isimler takarak arkadaşlarının yanında küçük düşürmek örnek olarak gösterilebilir. Bu tür durumlar çocukların birbirleri ile şakalaştığı şeklinde yorumlanabiliyor. Fakat ortada güç dengesizliğinden de kaynaklı küçük düşürülen bir çocuk olduğunda karşılıklı şakalaşmaktan söz edebilmek mümkün değildir. 
Sosyal yönden de birçok şekilde akran zorbalığı yapılabiliyor. Görmezden gelme, dışlama, yalnızlaştırma oldukça sık rastlanan bir sosyal akran zorbalığıdır. Örneğin diğer çocuklara, mağdur edilen çocuk kastedilerek onunla arkadaş olmamalarını söyleyerek çocuğun dışlanmasını amaçlamak yaygın olarak görülmektedir. Okulda ve sosyal ortamda yalnız kalmış bir çocuğun, kimlik edindiği ve sosyalleştiği yaşları zorlu geçebiliyor. Akran zorbalığı ileri derecede görüldüğünde, çocuğun depresyona girmesine hatta intihar etmesine sebep olabilir.
Zorla kendisine yiyecek içecek aldırarak maddi yönden sömürmek veya mağdur çocuğun yiyeceklerini almak da akran zorbalığının bir türüdür. Güç dengesizliği içinde dezavantajlı tarafta yer alan çocuk muhtemelen şimdiye kadar yalnızlaştırıldığı için tepki veremeyebilir.
Ödevlerini zorla yaptırmak, yaygın olarak görülmektedir. Kendini tehdit altında hisseden çocuk bir çıkış yolu bulamayabilir ve zorbalık yapan diğer çocuğun veya çocukların ödevlerini yapmak zorunda kalabilir. Bu tutum, çocuğun hem vaktini hem de enerjisini çalmak anlamına geliyor. Çocuk, başkalarının ödevlerini elbette severek değil, zorunda kaldığı için yapıyor. 
Öğretmenlerin en kolay fark ettiği zorbalık türlerinin başında diğer çocuğu suçunu üstlenmesi için zorlama, disiplin cezası almasına sebep olma geliyor. Başkasına suç atmak, zorbalığa başvuran çocukların sık sık yapmayı denediği bir davranıştır. Özellikle sınıf öğretmenleri, öğrencilerini daha iyi tanıdığı için bu tarz davranışları daha kolay ayırt ediyorlar.
Şantaj yapma ve tehdit etme: Özellikle dijital ortamda gerçekleşen siber zorbalık, çocuklar arasında yaygınlaşmakta olan ciddi bir problemdir. Araştırmalara göre internet üzerinden yapılan akran zorbalığı, yüz yüze gerçekleşen akran zorbalığından daha kolay eyleme dökülebiliyor. İnternet ortamında ‘’herkese karşı’’ teşhir etme, aşağılama, saldırma bir çocuğu çok derinden etkileyebilir ve çocuğun duygusal yönden ciddi bir şekilde yıpranmasına sebep olabilir. 
Din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet ayrımı gözetilerek aşağılama; bir çocuğun veya grubun, azınlık bir gruba veya dezavantajlı cinsiyetlere, yönelimlere dahil olduğunu öğrendikten sonra gerçekleştirdiği saldırgan tutumları kapsar. Göçmen ve yabancı uyruklu çocuklara karşı özellikle dışlama ve aşağılama ile kendini gösteren davranışlar da akran zorbalığı olarak nitelendirilmektedir. Diğer yandan kız çocuklarına karşı gerçekleştirilen akran zorbalığı genellikle erkek çocukları ile yakın olmakla itham edilerek ve çeşitli dedikodular yapılarak kendini gösterirken, erkek çocuklarına karşı yapılan akran zorbalığı ise daha çok kız çocuklarına benzetilerek ve yeterince ‘’erkek’’ olmamakla suçlanarak gerçekleştirilmektedir.
Akran zorbalığı yapan çocuk veya çocuklar bunu zaman zaman fiziksel boyuta taşıyabilir. Fiziksel akran zorbalığı, bir çocuğun beden bütünlüğüne veya eşyalarına zarar vermekle sonuçlanır. Tekme-yumruk atmak, vurmak, tokat atmak, çelme takmak, tükürmek, ıslatmak, itmek, cimcik atmak, eşyalarını kırmak, çalmak veya kullanılamayacak hale getirmek gibi zorba tutumlar fiziksel akran zorbalığıdır.
Akran zorbalığı aynı zamanda cinsel boyutta da gözlenmektedir. Söz konusu çocuklar olduğunda, cinsel taciz yaşanmazmış gibi bir yanılgı içine girilebiliyor. Fakat çocuklar arasında da cinsel taciz ve cinsel şiddet sanıldığı kadar az gözlemlenen bir durum değildir. Cinsel biçimde gerçekleşen akran zorbalığı, gizlice fotoğraf çekme, teşhir etme, cinsel tekliflerde bulunma, çocuğun özel bölgelerine zorla dokunma, cinsel saldırı şeklinde kendini gösterebilir. 

Kimler Risk Altındadır?
Akran zorbalığına maruz kalan çocuklar genellikle birkaç yönden risk atlında olabiliyorlar. 
Diğer çocuklar tarafından daha farklı olarak algılanan çocuklar daha fazla risk altındadır diyebiliriz. Örneğin farklı etnik gruba dahil olan, gözlük takan, boyu çok kısa olan, depresif ruh haline sahip, özgüveni daha kısıtlı, daha az popüler, dikkat çekmek için farklı davranan çocuklar akran zorbalığına maruz kalma potansiyeline sahip risk grubundaki çocuklardır.

Kimler Zorbalık Yapmaya Eğilimlidir?
Popülerliğinin farkında olan ve bunu farklı amaçlar için kullanan, başkalarını kolayca domine edebilen, agresif tutum sergileyen, kuralları çiğneyen, şiddete başvuran, akran zorbalığı yapan çocuklarla arkadaş olan, aileden yeterince sevgi görmeyen, ev içi şiddete tanık olan ve şiddet gören çocuklar diğer çocuklara oranla zorbalık yapmaya daha yatkın olabiliyorlar. 
Toplumdaki güç ilişkileri ve güç dengesizliği çeşitli sosyal ortamlarda farklılaşabildiği için zorbalığa maruz bırakan bir çocuk daha farklı bir sosyal ortamda zorbalığa maruz kalan çocuk konumuna kayabiliyor. Örneğin okulda akran zorbalığına maruz bırakan bir çocuk, okul dışındaki daha farklı arkadaş grubu ile sosyalleştiğinde zorbalığa maruz kalabilir. 

Akran Zorbalığı Nasıl Önlenebilir?
  • Çocuklar arasındaki zorbalığın önlenmesi için birçok kişiye ve kurumlara görev düşüyor. Öncelikle çocuğun yetiştiği ortamın şiddetsiz ve huzurlu bir yuva olması gerekmektedir. Şiddet gören ve şiddete şahit olan çocuklar zorbalığa maruz bırakmaya daha fazla yatkın oluyorlar. Bu sebeple aile ortamında şiddete kesinlikle yer verilmemelidir. 
  • Ebeveynler olarak çocuğunuzu dinleyin, şiddet ve zorbalık içeren davranışları anlatın ve anladığından emin olun. Bu şekilde bir yöntem geliştirirseniz çocuğunuz zorbalığa maruz kaldığında ses çıkarabilir veya bunu sizinle paylaşabilir. Çocuğunuz okula gitmek istemiyor, sürekli bahaneler üretiyor ve mutsuzsa akran zorbalığına maruz kalma ihtimalini göz ardı etmeyin. Akranları hakkında sorular sorun ve öğretmeni ile iletişime geçin. 
  • Ayrıca çocuğunuza erken yaşlarından itibaren başkalarına karşı kibar olmayı, arkadaşlarını itmemeyi, kavga etmemeyi, kötü ve alaycı sözler söylememeyi, diğer cinsiyetlere ve farklılıklara karşı saygılı olmayı öğreterek rehberlik edebilirsiniz. 
  • İyi bir örnek olun. Söylediklerinizi eylemlerinize de yansıtarak çocuğunuza örnek olursanız sizin davranışlarınızı özümseyecektir. 
  • Akran zorbalığının önlenebilmesi için yalnızca ailelere değil, toplumun her bir öğesine görev düşüyor. Okul yönetimi de bu konuda dikkatli olmalı ve çözümler üretebilmelidir. Okullar, öğrenciler arasında zorbalığın ne derecede yaygın olduğunu gözlemlemeli ve sonuçlara göre planlamalar yapmalıdır. Bunun için ayrı bir kurul oluşturulması işleri kolaylaştıracaktır. Her okulun bu tutumu özümseyerek bir ilkeler rehberi hazırladığını düşünürsek akran zorbalığının önemli derecede azalacağını söylemek hiç de zor olmaz. Öğretmenlerin ve müdüriyetin bu konuya ağırlık vermeleri gerekmektedir. Sınıflarda bu konuya ayrıca yer verilmesi, akran zorbalığı konusunda farkındalık yaratacaktır. Rehberlik öğretmeni bu konuda öncü bir tutum sergileyebilir.

İyi Bir Baba Olmak İçin Yapmanız Gereken 10 Şey

Çocuğun gelişim sürecinin sağlıklı bir düzeyde ilerlemesi için baba ile kurulan ilişki hayati bir önem taşımaktadır. Şimdiye kadar çocuk yetiştirme sürecinde yalnızca anne ve çocuk ilişkisinin önemi vurgulandı ve buna odaklanıldı. Baba, bir ailenin yarısı olmasına rağmen ebeveynlik ile ilgili araştırmaların %99’u anneler üzerinde yapılmıştır. Oysa aile hayatı çok daha karmaşık ve çoklu ilişkiler bütünüdür. Yani anne-çocuk ilişkisi, baba-çocuk ilişkisi ve eşler arasındaki ilişki daha kompleks bir ilişkiler ağıdır ve her biri çocuğun hayatında etkin düzeyde rol alır.   

Çocuğunuzun yaşamında ‘’iyi bir baba’’ olarak rol almak istiyorsanız daha fazla dikkatli olmanız gereken noktalara birlikte odaklanalım.  



Bir baba olarak sevginizi gösterin. 

Babalar çocuklarına karşı sevgilerini göstermekten zaman zaman kaçınabiliyor. Bu tutum, çocuğunuzun sizin sevginizden emin olamamasına sebep olabilir. Çocuğun yalnızca maddi konularda destekçisi olmak babalık için son derece eksik bir ebeveyn davranışıdır. Babanın tam olarak etkin olmadığı bir aile hayatında çocuğun babaya karşı güven duygusu da azalır. Çocuk babasına her an ulaşamayacağını düşündüğünde babadan uzaklaşabilir. Bu sebeple çocuğunuza sevginizi ve ilginizi göstermekten çekinmemelisiniz. Örneğin çocuğunuzun gün içinde neler yaptığını, okulda neler öğrendiğini, canını sıkan bir şey olup olmadığını sorabilirsiniz. Özellikle gece olduğunda onu severek ve öperek uyutmanız aranızdaki güven bağını geliştirecektir. 

Doğrudan İletişim Kurun 

Babalar genel olarak çocukları ile olan ilişkilerini anneleri üzerinden kuruyorlar. Anneye, çocuğun bir şeye ihtiyacı var mı? diye sormak yerine, çocuğunuza doğrudan neye ihtiyacı olduğunu sorabilirsiniz.  Bu sayede çocuğunuz sizinle olan iletişiminin kısıtlı olmadığını anlayacaktır. Onunla doğrudan sohbet etmeniz ayrıca çocuğunuzun benlik algısına katkı sağlayacaktır.  

Çocuk, onunla daima annesinin iletişim kurduğunu ve ilgilendiğini kolayca fark eder. Babası olarak zamanla size uzak kalması çok muhtemeldir.  

Çocuğunuza mutlaka vakit ayırın

Elbette ki hepimiz işten eve döndüğümüzde yorgun oluyoruz ve dinlenmek istiyoruz. Fakat bu zaman dilimi, bir babanın hafta içinde çocuğuyla geçirebileceği tek fırsattır ve göz ardı edilmemelidir.  Hafta sonları ise bir ebeveynin çocuğuna tamamıyla vakit ayırabilmesi için en uygun zaman dilimidir. Örneğin hafta sonları ailecek sinema etkinliği organize edebilirsiniz. Çocuğunuz bu fikri çok sevecektir. Çocukların babalarından en çok istediği şey zaman ayırmalarıdır. 

Çocuğunuza sarılın 

Babalar çocuklarına şefkat göstermekten korkmamalıdırlar. Çocuklar fiziksel temasa da ihtiyaç duyarlar ve bunu yalnızca annelerinden görmemeliler. Bu yüzden bir baba olarak çocuğunuza bir kez sarıldığınızda bile onun gözlerindeki mutluluğu göreceksiniz. 

Eşinize karşı saygılı olun. 

İyi bir baba olmak yalnızca baba çocuk ilişkisinden ibaret değildir. Baba olarak eşinize karşı tutumunuz, çocuğunuzun sizinle ilgili algısını şekillendirmektedir. Çocuğunuz, annesine saygısızlık yapıldığında bunu hemen fark edebilir. Siz çocuğunuza ne kadar iyi bir baba olsanız da eşinize olan tutumunuz daha farklı ise aile hayatınızda zaman zaman problemler meydana gelecektir. Çocuğunuzun bu durumdan etkilenmesi çok muhtemeldir.  

Çocuğunuzu iş yerinize götürün. 

Çocuğu iş yerine götürmek her zaman zaman mümkün olmayabilir ama bunu en az bir kere mutlaka yapmalısınız. Ona ofisinizi, masanızı, toplantı odanızı gösterin. İş arkadaşlarınızla tanıştırın, bütün gün neler yaptığınızdan bahsedin. Çocuğunuzun nerede nasıl çalıştığınız hakkında bilgi sahibi olması sizi daha iyi tanımasını sağlayacak ve aranızdaki bağı kuvvetlendirecektir. Ayrıca çocuğunuz evdeyken sizi düşündüğünde sizin çalışıyor olan haliniz gözünün önüne gelecektir.  

Özür dilemeyi bilin. 

Onu incittiğinizde veya sesinizi yükselttiğinizde mutlaka özür dileyin, daha dikkatli davranacağınızı belirtin ve gönlünü almak için çabalayın. Örneğin çocuğunuz size bir şeyler anlatıyorken dikkatinizi tam olarak veremediğinizde bunları yapabilirsiniz. Çocuğunuz sizin tarafınızdan önemsendiğini bildiğinde size daha güvenli bir şekilde bağlanmış olur.  

Çocuğunuza sürpriz yapın. 

Çocuklar sürprizlere bayılırlar. Bunun için ekstrem şeyler yapmanıza gerek yok. Bir gün eve erken gitmeniz bile çocuğunuzu şaşırtacak ve mutlu edecektir. Çocuğunuzu mutlu etmenin birçok yolu var. Ona en sevdiği yiyeceklerden oluşan bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuzu mutlu ettiğinizi görebilmek sizi de çok mutlu edecektir. 

Kendinize iyi bakın. 

Baba olduktan sonra kendi hayatınızı bir kenara atmamalısınız. Sizin de kendinize vakit ayırmaya, arkadaşlarınızla dışarı çıkmaya, bazen yalnız kalmaya ihtiyacınız olacaktır. Bütün hayatınız çocuğunuzdan ibaret bir hale geldiğinde hem sizin için hem çocuk için durumlar kötü bir hal almaya başlayacaktır. Çocuğunuzu fark etmeden de olsa bağımlı duruma getirmiş olursunuz. Bu durum çocuğun sosyalleşme becerilerini köreltecektir.  

Ayrıca sağlığınıza da dikkat etmelisiniz. Örneğin sağlıklı beslenerek çocuğunuza örnek olabilirsiniz. Bu sayede çocuğunuz neyin zararlı neyin besleyici olduğunu öğrenecektir. İyi bir baba olmak için çocuğunuzu zararlı yiyeceklerden uzak tutmanız gerekmektedir.  

Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Evlilikte problemler meydana geldiğinde bazı aileler kendilerine ‘’Çocuğum için evliliğimi yürütmeli miyim?’’ diye soruyorken bazı aileler için ise boşanmak tek seçenek haline gelebiliyor. Elbette bütün ailelerin aklında birçok soru işareti oluşuyor. Özellikle de çocukların boşanma sürecinden nasıl ve ne derece etkileneceği önemli bir problem haline gelmektedir. Çocuğun hayat düzeni değişeceği için ebeveynlerin çocuğun geleceğiyle ilgili kaygıları da artabiliyor. 

Peki boşanan ailelerde çocuğun psikolojisi ne düzeyde etkilenir? Bu durumu etkileyen birçok sebep olmakla birlikte boşanma sürecinin çocuğa zarar vermemesi dikkat edilmesi gereken temel noktalardan biridir. Boşanma süreci bütün çocuklar için stresli geçmesine rağmen bazı çocuklar için oldukça zorlayıcı bir süreç olmaktadır. Bu sebeple ebeveynlerin, boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerini minimum düzeye indirmeleri gerekmektedir. 



Çocuklar Boşanmadan Nasıl Etkilenir? 

Boşanma, bütün aile için duygusal bir karmaşa yaratır fakat bazı çocuklar için boşanma süreci oldukça korkunç ve kafa karıştırıcı olabiliyor. Daha büyük yaştaki çocuklar boşanma sürecinden sonra neden iki ayrı evde kalmak durumunda kaldıklarını anlamakla başa çıkmaya çalışıyorlar. Annede kaldıklarında babanın onları sevmeyeceğini, babada kaldıklarında ise annenin onları sevmeyeceği yanılgısına kapılabiliyorlar. 

İlkokul çağındaki çocuklarda durum biraz daha farklı olabiliyor. Onlar boşanmanın kendilerinin suçu olduğunu düşünmeye daha fazla eğilimliler. Örneğin küçük yaştaki çocuklar, çok fazla yaramazlık yaptıkları için anne babası boşanıyor zannedebiliyor. Bazı durumlarda geceleri altını ıslatma veya depresyon gözlemlenebilir. Böyle durumlar yaşanıyorsa bir pedagoga ve çocuk terapistine gitmeniz gerekir.

Ergen çocuklar ise boşanmanın sebep olduğu değişimlere karşı öfkeli bir tutum geliştirmeye daha yatkınlar. Boşanmanın sorumlusu olarak tek bir ebeveyni veya ikisini birden suçlayabilirler. Ailelerinin tamamen altüst olduğunu ve hayatlarının bir daha hiçbir zaman iyi olmayacağını düşünebilirler. Ergenlik dönemindeki bir çocuk için olağan şekilde ilerleyen hayat bile zor olabilirken boşanma süreci işleri daha da karmaşık bir hale sokabilir. 

Tek Çözüm Evliliği Sürdürmek mi?

Elbette her aile biricik ve eşsizdir. Her ailenin problemleri ve anlaşmazlık noktaları değişim göstermektedir. Ufak bir anlaşmazlık durumunda boşanmaya gitmek yerine sorunu karşılıklı anlayış süreci içinde çözmek için gönülden çaba göstermek atılması gereken ilk adımdır. Fakat anne ve baba, ne olursa olsun evli kalmalıdır diye düşünmek oldukça yanlıştır. Örneğin evlilik içi fiziksel veya sözel şiddet varsa şiddete uğrayan tarafa evliliğini yürütmesi gerektiği yönünde telkinler vermek yapılacak en büyük hatalardan biri olur. Hiçbir insan şiddeti hak etmez. 

Ayrıca şiddetin hakim olduğu bir evde çocuğun psikolojisinin iyi bir noktada olması beklenemez. Çocuklar şiddete şahit oluyorsa veya şiddet görüyorlarsa ve sürekli bağırış çağırış bir ortama maruz kalıyorlarsa sağlıklı bir mental gelişimden söz etmemiz mümkün değildir. Bu durumda çocuklar daha büyük bir risk altındadır. Dolayısıyla ebeveynlerin her durumda evli kalması doğru bir durum olmaz. Ebeveynlerin her ikisi de çocuğun bu durumdan en az etkilenmesini sağlamakla yükümlüdürler. 

Boşanmış ailenin çocuğunun psikolojisi bozuktur gibi önyargılardan uzak durmamız gerekmektedir. Bazı durumlarda çocuk için en iyi seçenek ebeveynlerinin boşanması olabilir. Boşanan ailenin çocuğu da diğer çocuklar gibi akademik başarıyı yakalayabilir ve sağlıklı bir destek gördükten sonra hayatına devam edebilir. 

Boşanma Aşamasındayken Çocuğunuza Nasıl Davranmalısınız?

  • Çocuğu arada bırakmayın.  Çocuğa asla anne ve babası arasında tercih yaptırmayın ve buna yönelik sorular sormayın. Özellikle çocuk aracılığıyla eşinize mesaj göndermeniz kesinlikle uygun bir davranış değildir. Kendisini arada kalmış hisseden çocuğun depresyon ve anksiyete yaşama ihtimali de yükselecektir.

  • Çocuğunuzla iletişiminizi sürdürün. Pozitif yönde bir iletişim geliştirmek, ebeveyn ilgisi, minimuma indirgenmiş çatışmalar çocuğunuzun bu süreci daha kolay atlatmasını yardımcı olacaktır. Sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi kurmanız, boşanma sonrasındaki dönemde çocuğunuzun daha iyi bir okul başarısı yakalamasını sağlayacaktır. 

  • Çocuğunuza onun güvende olduğunu hissettirin. Boşanma aşamasındaki bir çocuk, ev hayatında değişim yaşanacağı için artık güvende olmadığını düşünebilir. Nerede kalacağım, evlatlık mı verileceğim gibi kaygılara kapılabilir. Özellikle küçük yaştaki çocuklarda gerçeklikten uzak korkular kendini gösterebiliyor. Bu sebeple çocuğunuzu yalnız bırakmayın ve ona şefkatinizi gösterin. Ailesi olarak onun için en iyisini istediğinizi hissettirin. 

  • Çocuğunuzu yakından gözlemleyin. Özellikle boşanma sürecinde çocuğunuzun neler yaptığını, nasıl vakit geçirdiğini, duygu durumunu yakından gözlemlemeli ve ona göre bir tutum geliştirmelisiniz. Çocuğunuz sessizleşti ve içine kapandıysa veya zaman zaman onu ağlarken buluyorsanız mutlaka başa çıkamadığı durumlar var demektir. Anne ve baba olarak bir araya gelerek çocuğunuza süreci anlatmanız onu rahatlatmak için iyi bir adım olacaktır. Boşanma sürecinde çocuğun psikolojisinin iyi bir durumda olması için hem anne hem de babası ile iletişimi kesmemesi gerekiyor. Ayrıca boşanma süreci sonrasında anne veya babasını kaybetmiş olmayacağını ona açık bir şekilde anlatmalısınız. 

  • Evdeki gerginliği mutlaka azaltmalısınız.  Ebeveynler olarak boşanmaya karar verdiniz ve bir müddet birlikte yaşamak durumundasınız. Eşinizle zor bir süreçten geçtiğiniz şüphesiz fakat çocuğunuzla aynı süreci yaşamamanız gerektiğini unutmayın. Bu hikayede çocuğunuzun stres ve korku düzeyini arttırmanız çocuğa direkt olarak zarar vermek anlamına geliyor. Ebeveynlerin birbirine bağırması çocuğu korkutacağı gibi şiddeti ve bağırmayı özümsemesini de sağlayabilir. Evdeki tansiyonun en düşük düzeyde tutulması çocuğunuz için en doğru tutum olacaktır. 

  • Çocuğunuzu cesaretlendirin. Boşanan ailenin çocuğu psikolojik olarak etkilenmeye daha yatkın olabiliyor. Çocuk kendisini çaresiz bir kurban olarak görmeye başladıysa acil olarak bu durumun önüne geçmelisiniz. Ona ebeveynlerin birbirinden ayrıldığını fakat asla çocuklarından ayrılmayacağını hissettirmeniz gerekiyor. Bu dönemde çocuğunuzu güçlendirmeye özen göstermelisiniz. Bu konuda aile ve çocuk terapistinden yardım almayı düşünebilirsiniz. 

  • Çocuğunuzun okulunu değiştirmeyin.  Çocuğun boşanma aşamasını daha kolay atlatabilmesi için çocuğun günlük alışkanlıklarını, oturduğunuz semti veya şehri, özellikle okulunu değiştirmemelisiniz. Okulu değiştirilen bir çocuk alışkın olduğu arkadaşlarından da ayrılacağı için kendisini yapayalnız hissedebilir. Çocuk zaten aile hayatında bir değişim yaşayacağı için diğer rutinlerinden taviz vermesi bambaşka bir hayatla karşı karşıya kalmasına ve dolayısıyla adaptasyon konusunda zorlanmasına sebep olacaktır. 

  • Çocuğunuza eşinizi kötülemeyin. Çocuğunuz henüz yetişkin ilişkilenme biçimlerini ve evlilik hayatını kavrayamayacak düzeyde olduğu için ona eşinizi kötülemeniz yalnızca çocuğunuza zarar verecektir. Sürekli anne veya babasının birbirini kötülediğini duyan çocuğun ebeveynlerine karşı güveni azalabilir. Bu durum çocuğun kafasının karışmasına ve kendini yalnız hissetmesine sebep olabilir. Eşinizle birebir ilişkinizde sorun yaşıyor olabilirsiniz fakat çocuğunuzla eşinizin ilişkisi ebeveyn olarak başka bir noktada durduğunun bilincinde olmalısınız.

Sağlıklı ve Mutlu Bir Çocuk Yetiştirmek için 10 İpucu

Günümüzde teknolojinin de hızlıca gelişmesi ile birlikte elektronik cihazların yaydığı radyasyon, kanserojen maddeli bebek mamaları, sağlıksız ve yağlı yiyeceklere maruz kalıyoruz. Çocuklarımızı bu dünyadan soyutlamak elbette mümkün değil fakat çocukların en az zararla büyümesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktalara odaklanmamız gerekiyor. İşte sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için 10 ipucu:

1. Anne Sağlığı

Çocuğun sağlığı, annenin hamile kalmadan önceki döneminden dahi etkilenebiliyor. Bu sebeple aile çocuk yapmaya karar verdikten sonra anneler egzersiz ve sağlıklı öğünler ile birlikte bağışıklığını güçlendirmesi gerekmektedir. Bu hamle hem çocuğun sağlığı için hem de annenin hamileliğini kolay geçirebilmesi için ilk ve temel noktadır.

2. Sert Bir Ebeveyn Olmayın

Bir ebeveyn olarak sert ve aksi bir tutuma sahip olmak uzun vadede çocuğunuzun psikolojisini olumsuz yönde etkileyecektir. Elbette çocuğunuza anne/baba olduğunuzu hissettirmelisiniz. Fakat gerekli ilgiyi ve şevkati göstermemeniz çocuğunuza zarar verebilir.

Bir araştırmaya göre 2-5 yaş arasındaki çocuğuna karşı sert bir tutum sergileyen ve çocuğun aktivitelerini sık sık kısıtlamalar koyan ailelerin çocukları diğer çocuklara oranla %30 daha fazla obeziteye yakalanma riskine sahiptir.

3. Babalara Düşen Görevler

Annenin çocuk için hayati bir figür olduğu bir yadsınamaz bir gerçektir. Fakat bu bütün sorumlulukların anneye ait olacağı anlamına gelmiyor. Günümüzde, ‘’Babalar çocuk yetiştirmekten anlamaz.’’ gibi klişelerin pek de bir geçerliliği bulunmuyor.

Baba birçok yönden çocukların hayatını etkilemektedir. Babaların küçük yaşlardan itibaren çocukların temel ihtiyaçlarını gidermesi, ileriki yaşlarında çocukların babaları ile aralarına mesafe koymasının önüne geçiyor. Örneğin çocuk üşüdüğünde çocuğunu giyindiren ve ısıtan bir babaya karşı, çocuk da pozitif duygular geliştirerek aile oldukları algılıyor. Babanın ev hayatından uzak bir figür değil de ailenin bir parçası olduğunu fark eden çocuklar daha mutlu ve sorunsuz bir ergenlik geçiriyor.

4. Hamilelikte Beslenme

Annenin alkol ve sigara kullanması çocuğu fiziksel gelişiminden zeka gelişimine kadar birçok yönden ciddi derece olumsuz etkilemektedir. Her anne sağlıklı bir çocuk doğurmak ister. Bunun bilinci ile zararlı maddelerden uzak durulmalıdır.

Doktorunuzun önerdiği beslenme düzeninin dışına çıkmamaya özen gösterin ve diyet yapmayın. Hamileyken kalori alımını doktor tavsiyesi dışındaki durumlarda kesinlikle azaltmayın. 

Aşırı yağlı, soslu yiyeceklerden uzak durun. Bulantılarınızı arttırabilecek besinler sizi daha fazla zorlayacaktır. Diğer yandan hamile olduğunuz için yediğiniz öğünleri iki katına çıkartmayın. Öğünlerin çok olmasını değil, yeterli besin değerlerine sahip olup olmadığını dikkate alın. Sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için hamilelik sürecinde kendinize dikkat etmelisiniz.

5. Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Tutun

Çocuğunuz sigara, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların zararlı olduğunu bilmelidir ve bunlara karşı pozitif bir algı geliştirmemeli, sempati beslememelidir. Bu sebeple çocuk yetiştirirken zararlı alışkanlıklar konusunda esnek olmadan net bir tutum sergilemelisiniz.

 Çocukları bu tür zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak her ebeveynin temel sorumluluklarından biridir. Sağlıklı bir çocuk yetiştirmekle ilgili yapılan hatalardan biri de çocuğa zararlı maddelerden bahsederken, ona örnek olamamaktır. Siz hem sigaranın zararlarından bahsediyor hem de evin içinde çocuğun yanında sigara içiyorsanız çocuğunuzun sizi dikkate almamasına sebep olabilirsiniz. Ebeveynlik yalnızca konuşmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda çocuğa örnek olmalısınız.

6. Açıklamalarınızı Dozunda Bırakın

Çocuğunuzu yönlendirirken her adımı için uzun uzun açıklamalar yapmamalısınız. Gerekli ve yerinde yönlendirmeler yaptıktan sonra çocuğunuzun keşfetmesine izin vermeniz çocuğu doğru yetiştirmek adına yerinde bir tutum olacaktır. Çocuğun kendi kendine karar verebilmesinin önünü açmalısınız. Unutmayın ki her an çocuğunuzun yanında olamazsınız. Zorluklar karşısında kendi kendine karar verebilmesi için ona bir alan açabilirsiniz. Bu sayede çocuğunuzun öz güvenini geliştirmesine de katkı sağlamış olursunuz.

Sağlıklı bir çocuk yetiştirmek yalnızca çocuğun sağlıklı beslenmesi demek değildir. Çocuğunuza kendi alanını açın, onun kendini ve dünyayı keşfetmesine olanak tanıyın. Stres altındaki bir çocuğun bedensel sağlığı da kolayca etkilenebilir.

7. Sıcak Bir Yuva

Ebeveynler, çocuklarıyla ilgilendiği kadar birbirleri ile de ilgilenmelidir. Anne ve babasının birbirlerine aşık olduğunu hisseden bir çocuk sıcak bir yuvada olduğunu bilerek daha pozitif ve mutlu olacaktır. 

Tek ebeveynli aileler için de durum farklı değildir. Çocuğun birlikte yaşadığı ebeveyn, ev ortamını sıcak ve huzurlu bir mekan haline getirmelidir. Çocuk evin içinde daima bir gerginlik hissederse anksiyete geliştirme ihtimali yükselir. Çocuğa kaldıramayacağından daha fazla stresi hissettirmek onun gelişimini negatif yönde etkileyecektir.

8. Hamilelikte Yürüyüş

Kadının hamile olduğu süreçte hareketsiz kalması ve egzersiz yapmaması gerektiği görüşü hala yaygın. Fakat hamile bir kadın her gün mutlaka yarım saat yürüyüş yapmalıdır. Ayrıca pilates, yoga, yüzme gibi hamilelere uygun basit fiziksel aktiviteler sayesinde kan akışı hızlanır ve bebek daha iyi beslenir. Hamile kadınların spor yapmasının hiçbir zararlı tarafı olmadığı gibi aynı zamanda gereklidir de.

9. Temizliğe Büyük Önem Verin

Temizlik her insan için temel bir ihtiyaç olmakla birlikte hamile kadınların iki kat daha fazla özen göstermeleri gereken bir konudur. Ellerinizi daha sık yıkayın. Temizliğinden emin olmadığınız besinlerden uzak durun. Meyve ve sebzelerin iyice yıkandığına emin olun. Genital temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edin. Ortak havuz tercih etmemeye çalışın. Bu konuda yapılan bir dikkatsizlik, çocuğunuzun sağlığını doğrudan kötü etkileyecektir.

10. Medya Araçlarını Olabildiğince Minimum Düzeye İndirin

Günümüz dünyasında teknoloji, oldukça faydalı olduğu gibi aşırı ve gereksiz kullanım doğrultusunda özellikle çocuklar için başa bela bir hale gelebiliyor. Bu sebeple çocuğunuza interneti doğru kullanmayı öğretin. Çocuğunuz için güvenli internet paketleri kullanmakta fayda var. Zaman zaman çocuk kilidi kullanabilirsiniz. Çünkü internet dünyası sınırsız içeriklere sahip ve bunların bir kısmı çocuklar için hiç de uygun değil. 

Diğer yandan çocuğunuzun telefon, bilgisayar, televizyon ile uzun saatler geçirmesi göz sağlığına zararlıdır. Çocuklar erken yaşlardan itibaren telefon ve tablet gibi elektronik cihazlar ile yakın temas içinde olduklarında ileriki yaşlarında görme bozukluğu yaşamaları olasıdır. 

Çocuklar İçin Tehlike! Cinsiyetçi Oyuncaklar

3 yaşından sonra çocukların cinsiyet algıları daha hızlı bir şekilde gelişmeye başlıyor. Çocuklar bu dönemde birbirlerine karşı daha dikkatli davranırlar. Bu sebeple kız ve erkek çocuklarına daha farklı davranıldığını kolayca fark edebilir ve içselleştirebilirler.  Eğer cinsiyet eşitliği konusunda yeterince özenli davranılmazsa çocuklar ‘’kız çocukları için oyuncaklar’’ ve ‘’erkek çocukları için oyuncaklar’’ şeklinde tasarlanmış oyuncaklarla oynamaya daha yatkın oluyorlar. Bu çocuklar sosyal normlara daha sıkı bağlanıyorlar ve kendi cinsiyetleri için uygun görülmeyen oyuncaklarla oynamaktan kaçınabilirler. Bu aşamada ailelere büyük bir görev düşüyor.

Çocuklar, cinsiyetçi oyuncakların çekimine kapıldıkça, farklı yetenekler geliştiriyorlar ve birbirlerinin yeteneklerini öğrenmek istemiyorlar.

3 yaşındaki çocuklar ve anneleri ile yapılmış bir araştırmaya göre; çocuklar oyuncaklarla ‘’kız oyuncakları’’ ve ‘’erkek oyuncakları’’ şeklinde ayrım yapmadan oynuyorken, anneleri kız ve erkek çocukları için farklı oyuncaklara yönelmiştir. Bu konuda negatif yöne bir uyarı ya da yönlendirme almadıkları sürece çocuklar kendi cinsiyetlerine göre tasarlanan oyuncaklara karşı ilgisiz kalmışlar ve oyuncaklarla ortak bir şekilde oynamışlardır. Oyuncaklar cinsiyete göre ayrılmadığında kız çocukları mühendislik, matematik gibi yeteneklere daha fazla yöneliyor ve daha kolay öğreniyor.

Cinsiyetçi Oyuncaklar Çocuklara Gerçekten Zarar Veriyor mu?

Cinsiyet kodlarının temel bir parçası olan renkler de çocukların toplumsal cinsiyet algısını etkiliyor. Kız çocukları için pembe, erkek çocukları için mavinin uygun görünmesi cinsiyetçi bir toplumsal tutumdur. Kız çocuklarına daima pembe, erkek çocuklarına mavi kıyafetlerin giydirilmesi elbette çocuklar için de çeşitli anlamlar ifade ediyor. Renkler söz konusu olduğunda dahi birbirinden ayrıştırılan çocuklar, kız ve erkek çocuklarının birbirinden bambaşka varlıklar olduğu algısına kapılıyor. Bu türden bir algı çocuğunuzun hayata daha geniş bir biçimde bakmasını ve sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesini engelliyor. 

Oyuncaklar çocuklar için yalnızca oyuncak görevini üstlenmez; aynı zamanda çocukların bilimle, teknolojiyle, doğayla, hayvanlarla, birbirleriyle kurduğu ilişkiyi şekillendirir. Cinsiyetçi oyuncaklar da çocukların hayatı cinsiyetlerine göre anlamlandırmasına sebep olan önemli bir konudur. 

Erkek çocuklarının sık sık uçaklarla ve arabalarla oynaması onları teknolojiye yönlendirirken, kız çocuklarının bu oyuncaklardan mahrum bırakılarak evcilik seti gibi bakım hizmetiyle ilişkili olan oyuncaklara yönlendirilmesi mühendislik alanından uzaklaşmalarına sebep oluyor. Aynı zamanda bir cinsiyete uygun görülen oyuncağın diğer cinsiyet için uygun olmayacağı görüşü, çocukların hayatı bütüncül olarak kucaklayamamasına sebep olmakla birlikte kız ve erkek çocuklar arasında ayrım yapılmasının normal olduğu algısını güçlendirir. 

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ile ilgili oyuncaklar çoğu zaman erkek çocuklar için tasarlanmaktadır. Uzaktan kumandalı oyuncak araba üreticisi firmalar, pazarlama stratejilerini erkek çocuklara seslenerek şekillendiriyor. Şöyle ki bu tür oyuncakların dış paketlerinde ‘’for boys’’ (erkekler için) uyarısını görmemiz çok muhtemeldir. Diğer yandan kız çocukları için uygun görülen oyuncaklar; evcilik takımı, oyuncak bebekler, barbie bebekler gibi daha az yaratıcılık sağlayan ve daha çok ev içi ile sınırlı kalacak biçimde tasarlanmış oyuncaklardır. Yani kız çocukları kariyer ve mühendislikten uzak tutulmuş oluyorlar. 

Bir oyuncak dükkanına girdiğiniz zaman oyuncak temizlik setlerinin üzerinde kız çocuğu resmi olduğunu fark ederiz. Kız çocukları bu oyuncakların kendileri için üretildiği algısına kapılarak ister istemez bu tür oyuncaklara yöneliyorlar. Günün sonunda kız çocukları araba, uçak, motosiklet gibi oyuncaklardan uzak tutulduğu için yeteneklerini teknoloji alanında değil bebek bakımı, yemek pişirme, temizlik gibi alanlarda geliştiriyorlar. Yani kız çocuklarına verilen mesaj ’’Sen evde otur, çocuk büyüt, yemek ve temizlikle ilgilen.’’ olmuş oluyor. 

Ne Yapmalıyız?

  • Öncelikle aile ortamı çocuk için temel rol model alanıdır. Bu sebeple aileler, çocukları kısıtlayan algılardan sıyrılarak daha özgür düşünmeli ve çocuklarına bunu aktarmalıdır. 
  • Öncelikle çocuğunuza oyuncak alacağınız zamanlarda cinsiyete göre oyuncak seçmenin çocuğun kişisel gelişimi açısından yanlış olduğunun farkında olarak hareket etmelisiniz.  
  • Yine aynı şekilde eşinizle konuşurken cinsiyetçi ifadeler barındıran cümleler kullanmayın. Cinsiyetçi rollere yer vermeyerek hayatı paylaşırsanız çocuğunuza iyi örnek olabilirsiniz.
  • Cinsiyetçi söylemlerden uzak durmalısınız. ‘’Erkekler ağlamaz.’’ gibi oldukça yaygın bir cümle kurduğunuz takdirde oğlunuz doğal olarak kızların ağladığını, erkeklerin ağlamaması gerektiğini düşünecektir. Oysaki bu dünyadaki her çocuk üzüldüğünü belirtebilmeli, duygularını yansıtabilmeli ve ağlayabilmelidir. 
  • Bütün çocuklar bebeklerle oynayabilir bunun bir sakıncası yok, fakat oyuncak bebekle oynayan bir çocuğa bebeğin bakım hizmetini yüklemek doğru bir davranış değildir. Çocuk bebekle oynuyorken ona bakması gerektiği yükünü taşımamalıdır. Çocuk, oyuncak bebeğini karnını doyuracağı, uyutacağı, altını değiştireceği hayali bir bebek olarak değil, yalnızca bir oyuncak olarak algılamalı ve onunla özgürce oynamalıdır.  Aileler eğer çocuklarına oyuncak bebek alacaklarsa bu noktaya dikkat etmeli ve çocuklarını bu anlamda yönlendirmeliler.
  • Silah, bıçak gibi oyuncaklar kesinlikle hiçbir çocuğa uygun değildir ve satın alınmamalıdır. Özellikle erkek çocuklarına oyuncak alınırken silah tercih edilebiliyor. Çocuğunuzun problem çözme kapasitesini kısıtlayarak çevresine karşı saldırgan bir tutum etmesine sebep olmak istemiyorsanız çocuğunuzu oyuncak silah, oyuncak bıçak gibi materyallerden uzak tutmalı ve daha yaratıcı oyuncaklara yönlendirmelisiniz. 
  • Oğlunuzla evcilik oynamanız onun gelişimine zarar vermeyecektir. Bu konuda rahat olabilirsiniz. Aynı şekilde kızınızla da futbol oynayabilirsiniz. Bu sayede dünyayı daha iyi kavrayan çocuklar yetiştirmek için bir adım atmış olursunuz.
  • Bütün sporcuların ve bilim insanlarının erkek olmadığını belirten örnekler gösterin. Film izlerken kız çocuklarının rol model alacağı kadın kahramanların olduğu filmleri izleyebilirsiniz. Böylece kız çocukları kendileri ile özdeşleştirecekleri başarılı kadın karakterleri tanımış olacaktır.
  • Cinsiyetçi oyuncakları evlerimize alıyorsak bu oyuncakların üreticilerinin olduğunu da biliyoruz. Bu bağlamda yalnızca ailelerin değil, oyuncak firmalarının da çocuklar arasında cinsiyet eşitliğini dikkate alarak yeni yöntemler geliştirmeleri gerekmektedir.
  • Bütün çocuklar değerlidir ve bütün çocukların birbirleri ile eşit olduğunu bilmesi gerekmektedir. Oyuncaklar çocukların cinsiyetlerine göre değil kişisel özelliklerine, yaşlarına, gelişim süreçlerine ve ilgilerine göre seçilmelidir. Erkek çocuğunuz hayvanları çok seviyorsa cinsiyetinden bağımsız olarak ona oyuncak ayıcık, kedi, köpek alabilirsiniz. Kız çocuğunuz futbol oynamayı seviyorsa voleybola yönlendirmek gibi bir hata yapmadan  onu futbola devam etmesi için cesaretlendirin.