Bakiciburada.com

Türkiye'nin Eğitimli Bakıcısı Burada

Parmak Kuklası Yapımı

Parmak kuklası özellikle 4-5 yaşlarındaki çocukların severek oynadığı bir oyun türüdür. Parmak kuklası yapımı, zannedildiği kadar zor olmamakla birlikte çocuğunuzla birlikte yaptığınızda çok daha eğlenceli bir hal alacaktır. Aynı zamanda parmak kuklası oyunu çocuğun kendine güvenini arttıran ve gelişimine katkı sağlayan bir oyundur. Çocuk bu oyun sayesinde diyalog kurarak canlandırma yeteneğini geliştirir. Kuklaları konuşturarak kendi diyaloglarını oluşturmaları, çocukların iletişim becerilerini geliştirecektir. Hatta parmaklarındaki her kuklaya bir isim takarak oyunu daha da eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. 

İki Boyutlu - Keçeden Kukla Yapımı

Malzemeler:

  • Renkli Keçeler
  • Makas
  • Yapıştırıcı
  • Oynar Göz veya Siyah Boncuk
  • İğne-iplik
Yapılışı :

İki keçe parçasını üst üste koyup belirlediğiniz şekle göre kesin. Sonrasında birleştirerek parmağınıza takacağınız kısım boş kalmak üzere dikin. Keçe kalıbını bu şekilde elde edebilirsiniz. 

Oynar göz varsa göz hizasına yapıştırın. Eğer yoksa boncukları göz olarak tasarlayıp dikebilirsiniz. Bu işlemi keçeleri birbirine dikmeden önce yaparsanız boncuk dikme işlemi sizin için daha kolay olacaktır. Dilerseniz yüz kısmının kalıbını öncesinden çıkararak sonraki aşamada yapıştırabilirsiniz. Basit kukla yapmak bu kadar kolaydır. 

Parmak kuklası yapımı, makas ve iğne-iplik kullanımı gerektirdiğinden dolayı mutlaka yetişkin gözetiminde yapılmalıdır.

Üç Boyutlu - Şönil Keçe Yapımı

Malzemeler: 

  • Renkli Şöniller
  • Yapıştırıcı
  • Ponpon
  • Oynar göz

Yapılışı:  

Bir şönil seçip parmağınıza dolayın. Bu şekilde kalıp çıkardıktan sonra ponponu şönilin üst kısmına oturtup yapıştırın. 

Oynar gözleri de ponpona yapıştırdıktan sonra dilerseniz bir burun ekleyebilirsiniz. Kulaklar için daha kısa bir şönil parçasını bükerek katlayın ve yapıştırın. İşte parmak kuklası hazır. İyi eğlenceler!

Birlikte eğlenceli vakit geçirmenin yanı sıra parmak kuklanın çocuğunuzun sosyal ve bilişsel gelişimine sağladığı faydalar oldukça fazladır.

Açıkçası parmak kukla yapımında her şey sizin hayal gücünüze kalmıştır. Çocuğunuzla birlikte dilediğiniz renkteki keçelerden ve şönillerden parmak kuklalar elde edebilirsiniz. Örneğin konuşan meyveler yapabilirsiniz. Çocukların dünyasında bir muz ile bir portakal arkadaş olabilir ve konuşabilir.

Parmak kuklası oyunu oynarken çocuğunuza ‘’Merhaba, tanışabilir miyiz?’’ diye seslenerek kendini tanıtmasını ve ifade etmesini sağlayın. 

Diğer yandan çocuğunuzun yeni tecrübelere açık olmasını sağlayabilirsiniz. Oyun esnasında rol gereği kendinize yeni meslekler edinebilirsiniz. Çocuğunuzun istediği mesleği seçmesi konusunda onu özgür bırakın. Hangi mesleği seçerseniz seçin mutlaka diyalog kurmalı ve rollere girebilmelisiniz. Amacınız, kukla oyunu oynarken aynı zamanda çocuğun gelişimine katkı sağlamak olursa daha verimli bir süreç olacaktır.

Ayrıca parmak kuklaları, çocuğunuzun dil becerilerini geliştirmesini ve kendini daha kolay ifade etmesini sağlar. Örneğin çocuğunuza seslendirmeler yaparak ‘’Şu anda çok mutluyum dostum. Sen nasıl hissediyorsun?’’ diyerek kukla oyununa başlayabilirsiniz. 

Bir parmak kuklasından yardım isteyerek çocuğunuzla yeni bir iletişim başlatın. ‘’ Bu bulmacayı çözemiyorum, bana yardım edebilir misin?’’, ‘’Bana banyonun yerini gösterebilir misin?’’ gibi sorular karşısında çocuğunuz harekete geçecektir. Çocuğunuza başkalarına yardım etmesi için fırsat verilmesi, çevresindeki insanlara katkıda bulunabilecek beceri ve yetenekleri olduğunu bilmelerini sağlar.

Yarı Zamanlı Çocuk Bakıcısı Maaşları

Okul çağındaki çocuğunuz için bakıcı arıyor fakat tam olarak kaç lira maaş vereceğinizi bilemiyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. 

Çalışan birçok ebeveyn çocuğun okuldan çıktıktan sonraki zamanını doldurmanın yollarını arıyor. Bu problemin çözümünü çocuğunuzla yar zamanlı bir şekilde ilgilenecek bir çocuk bakıcısı ile çözebilirsiniz. Aile büyükleri belli kuralları ezebildiği için çocuğunuzla ilgilenecek profesyonel kişiler olmayabilirler. 

Yarı zamanlı çocuk bakıcısı maaşı için belirlediğiniz ücretten emin olamıyorsanız bazı noktaları yeniden düşünmeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Yarı zamanlı bakıcı ücretlerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. 

  • Civardaki Yarı Zamanlı Bakıcıların Aldığı Maaşları Dikkate Alın

Atmanız gereken ilk adım eğer varsa yarı zamanlı bebek-çocuk bakıcısı ile çalışan arkadaşlarınızdan veya yakınlarınızdan tüyolar almak. Tecrübesi olan aileler bu konuda size rehberlik edebilirler. Bu konuda birçok tecrübeye sahip oldukları için size yardım edebilecek en doğru kişilerdir. Örneğin civar bölgedeki yarı zamanlı bakıcı ücretleriyle ilgili sizi bilgilendirebilirler. Yarı zamanlı bir çocuk bakıcısı ile çalışmanın zorlukları ve artıları konusunda sizi aydınlatabilirler. 

  • İş Sorumluluklarına Göre Maaş

Bakıcınızın iş sorumluluğu çocuğunuzu okuldan alma, oyun oynarken ona göz kulak olma gibi görevlerle sınırlı kalıyorsa ücreti de doğal olarak ortalama bir maaş dilimi aralığında olacaktır. Sorumluluklar çocukla birlikte oyun oynama, çocuğu okuldan alıp eve götürme, yemek yapma, ev işlerine de yardımcı olma gibi daha fazla emek gerektirdiklerinde yarı zamanlı bakıcı ücretlerinde de artış olacaktır. İhtiyaçlarınız fazla ise bu tür bir bakıcı sizin için daha uygun bir seçenektir. Aradığınız çocuk bakıcısı çocuğunuzun ev ödevlerine yardımcı olan, aktiviteler yapabilen ve çocuğun gelişim dönemlerine hakim olan bir bakıcı ise vereceğiniz maaşı ortalamanın üzerine çıkarmalısınız.

  • Çocukların Sayısı

Yarı zamanlı bakıcı maaşları, bakıcının sorumlu olduğu çocukların sayısına göre değişkenlik gösterebilir. Üç çocukla ilgilenen bir bakıcı ile tek bir çocukla ilgilenen bir bakıcının alması gereken maaş doğal olarak aynı olmayacaktır. Çocukların her birinin sorumluluklarının, vereceğiniz maaşı etkilediğini unutmayın. 

  • Tecrübe

Çocuk bakıcısının tecrübeleri, maaş belirlerken dikkate almanız gereken en önemli noktalardan biri olmalıdır. Bakıcı arama sürecinizde ‘’Kaç yıl bu mesleği yapmış?’’  ‘’Kaç yaşında?’’  ‘’Bu konuda aldığı bir eğitim var mı?’’ ‘’Çocuklara ayak uydurabilecek biri mi?’’ gibi sorular sorarak süreci hızlandırabilirsiniz. 

Daha fazla tecrübenin, daha yüksek bir maaş gerektirdiğini göz önünde bulundurmanız sizin için faydalı olacaktır.

  • Ev İşlerini Üstlenme

Eğer çocuğunuz dikkatli bir gözetim gerektiren süreçte değilse yarı zamanlı çocuk bakıcısının ev işlerine yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Bu durumda sorumluluklara ekstra olarak yemek ve ev işleri dahil olacağı için düşündüğünüz maaş limitini arttırmanız gerekecektir. 

Bu durum, her çocuk bakıcısının ev işleri yapması gerektiği anlamına gelmediği gibi bazen de çocuk bakıcısının işten vazgeçmesine sebep olabilir.  Eğer ev işlerini de üstlenen bir çocuk bakıcısı arıyorsanız bunun için bütçe ayırmanız bakıcınızın fikrinin değişmesini sağlayacaktır.

Bununla birlikte; çamaşır, bulaşık, temizlik, yemek gibi ev işlerini yapmak için hevesli olmayan bir çocuk bakıcısı ile karşılaştıysanız diğer adayları düşünebilirsiniz.

  • Ev Ödevlerine Yardımcı Olma

Aradığınız çocuk bakıcısının çocuğunuzun ev ödevlerine yardımcı olmasını istiyorsanız bakıcı adaylarının iyi eğitim almış olduğuna dikkat etmelisiniz. En azından çocuğun derslerine hakim olan adaylar arasından seçim yaparsanız işiniz kolaylaşacaktır. 

Çocuktan arta kalan zamanlarını ev işleri ile geçiren ve bu şekilde ekstra para kazanmak isteyen yarı zamanlı çocuk bakıcıları bulmanız hiç de zor değil. Sitemiz aracılığı ile iş arayan yaklaşık 400.000 çocuk-bebek bakıcısı arasından, aradığınız kriterlere uygun bir bakıcı bulabilirsiniz. 

  • Yatılı veya Yarı Zamanlı

Çocuğu okul çağında olan aileler çocuk bakıcısı arayışı süreçlerinde çoğunlukla yarı zamanlı çocuk bakıcısı tercih ederler. Yarı zamanlı çalışabilen çocuk bakıcısı arıyorsanız, bakıcınızın çalışma saatlerinizi çocuğunuzun okul sonrası saatlerine göre ayarlamanız gerekmektedir. Çünkü çocuğun okulda olduğu süre boyunca çocuk bakıcısına olan ihtiyaç azalır. Fakat çalışma saatleri değişkenlik gösteren aileler için yatılı bakıcı önem verilen bir meseledir. Elbette ki yatılı bakıcı ile birlikte çalışacaksanız vereceğiniz maaşın yarı zamanlı çalışan bir bakıcıya vereceğiniz maaştan farklı olması gerekmektedir.

  • Tatil Günleri Gibi Yan Haklar

Yarı zamanlı çocuk bakıcısına vermeyi düşündüğünüz maaş; sağlık sigortası, bayram tatilleri, izin günleri ve bakıcının üstlendiği ekstra sorumluluklara göre değişkenlik gosterecektir. Örneğin aradığınız bakıcının tatil günleri skalasını geniş tuttuğunuz takdirde maaş aralığını da bir tık düşük tutabilirsiniz. 

  • Ulaşım Masrafları

Yarı zamanlı çalışan çocuk bakıcıları çoğu zaman çocuğu okuldan alır ve eve bırakır. Bunun dışında çocuğu gitar dersine, yüzme kursuna bırakmak, Matematik özel dersinden almak gibi sorumlulukları da olabilir. Çocukla ilgili çeşitli ulaşım bedellerinin aile tarafından karşılanması etik anlamda daha doğru olacaktır. 

Diğer yandan bakıcınızın yol ve yemek masraflarını karşılamanız önerilir. Aile olarak böyle bir karar verdiğiniz takdirde çok daha fazla tecrübeli çocuk bakıcılarına ulaşabilirsiniz. 

Yarı zamanlı çalışan çocuk bakıcılarının sorumlukları ile yatılı veya tam zamanlı çalışan çocuk bakıcılarının sorumlulukları farklılık gösterecektir. Hatta yarı zamanlı çalışan bakıcılar arasında dahi farklılıklar olabiliyor. Bu noktada ailenin yaşam tarzı ve talepleri asıl belirleyici noktadır. Bu sebeple tek tip bir maaştan söz etmek olanaksızdır. 

Civardaki çocuk bakıcısı maaşları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra vereceğiniz yan haklar, tatil günleri, bakıcıya ihtiyaç duyduğunuz zaman aralığı, bakıcının yapmasını istediğiniz ekstra ev işleri, tecrübeleri gibi pek çok etken çocuk bakıcısı maaşlarını etkilemektedir. 

Bebeklerle Nasıl Oynanır? Kardeşlerin Birbiriyle Oynaması İçin İpuçları

Küçük kardeş 3-8 aylık ise sizin için faydalı olabileceğini düşündüğümüz bazı aktiviteler ve tavsiyeler işinize yarayacaktır. Kardeşinizle nasıl oyun oynayabilirsiniz?

Bebekler oyunlara bayılırlar. Uyumadıkları her zaman diliminde oyun oynayabilirler. Abla veya abi olarak sizin de yapacaklarınız hiç de sınırlı değil.

Not: Bu yazı, kardeşlerin birbirleri ile oyun oynamasına yardımcı olmak amacı ile ablalara ve abilere seslenilerek yazılmıştır 😊

Bebeklerle Nasıl Oynanır? 

  • Bir abla/abi olarak küçük kardeşinizin yüzünüze dokunmasına izin verin. Sizi merak ediyor ve size dokunarak sizi keşfetmek istiyor. 
  • Onunla ‘’Ce-eee’’ oyunu oynayabilirsiniz. Bu aylarda çocuklar siz ellerinizi kapattığınızda kaybolduğunuzu düşünür ve yüzünüzü açtığınızda yeniden geldiğiniz zannederler. Sizi yeniden gördüklerinde büyük bir sevinç yaşamaları bu yüzdendir. Haydi onları şaşırtın 😊
  • Kardeşinize şarkılar söyleyin. Çocukların anne karnından itibaren müzik dinlemelerinin onların gelişimi için pozitif bir etki yarattığı birçok uzman tarafından çok kez ifade edildi. Kardeşinize eğlenceli bir müzik açabilir veya ona şarkı söyleyebilirsiniz. Size ve sizin sesinize alışması için mükemmel bir yöntemdir. 
  • Ona kitap okuyun veya masallar anlatın. Belki bu sayede onu uyutabilirsiniz bile! 
  • Bir abla veya abi olarak minik kardeşinize dil çıkartmalı sevimli hareketli yaparak onu eğlendirebilirsiniz. 
  • Kulağına kısık sesle ıslık çalabilirsiniz. Pür dikkat size odaklanacaktır. Onu şaşırtmak hiç de fena fikir değil! 
  • Minik kardeşinizin ayaklarına dokunun, okşayın. Ayakları ile ellerinizi kavramaya çalışacaktır. Görünce çok şaşıracaksınız.
  • Ona el sallayın, el hareketleri yapın. Parmaklarınızı takip edecektir. 
  • Onun size dikkatini verdiği kadar siz de ona dikkatinizi verin. Bebekler kendileri ile ilgilenildiğini mutlaka anlar ve hissederler.

Tüm bunları yaparken fark etmeden de olsa küçük kardeşinizin çeşitli kas egzersizleri yapmasını sağlamış olacaksınız.

Unutmayın ki bebekler sürekli etraftaki nesnelere dokunmak, onları kavramak isterler. Bu yüzden bebek oyuncakları harika bir fikir olacaktır. Ona oyuncak vermeden önce oyuncağın yumuşak ve güvenli olduğundan, zararlı maddeler içermediğinden emin olun. Bunun için güvenli oyuncak markalarını tercih etmeniz iyi olacaktır.

Bu konuda ebeveynlerinizden yardım alabilirsiniz. Bebeğin oynayacağı ve ağzına götüreceği oyuncak mutlaka steril olmalıdır. Çünkü bebekler oyuncakları mutlaka ağızlarına götürür. Ayrıca kardeşinize vereceğiniz oyuncağın, bebeğin yutabileceği kadar küçük olmaması güvenli bir adım olacaktır.

Bir oyuncak seçtiniz ve kardeşinizle birlikte oynamak istiyorsunuz. Her çocuk aynı oyuncağı sevecek diye bir kural yok. Her bebeğin mizacı, huyları, sevdiği şeyler farklıdır. Aynı şekilde her bebek diğer akranından farklıdır. Kardeşinizin en sevdiği oyuncağı bulmakla işe başlayabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken birkaç şey var.

Oynamaya başlamadan önce kardeşinizin o oyuncakla oynayıp oynamak istemediğini öğrenmek için ona sorular sormalısınız. Bebeklerin cevap vermesi için konuşması gerekmiyor. Hareketlerinden, yüz ifadesinden, çıkardığı sesten oyuncağı sevip sevmediğini anlayabilirsiniz. Onun tepkilerini ölçerek neler karşısında eğlenip eğlenmediğini çok rahat bir şekilde fark edebilirsiniz. Onu gözlemleyin, cevabı kolayca bulacaksınız.

Eğer gülüyorsa sizi onaylıyor ve devam etmek istiyordur. Kafasını çeviriyor veya ağlamaya başlıyorsa oyunu değiştirmeniz gerekiyor demektir.

Bazen bebekler bazı oyunlardan ilk seferde hoşlanmayabiliyorlar. Birkaç ay sonra ise aynı oyunu sevebilir ve isteyebilirler. Sebebini anlamak için oyun oynarken takındığınız tutumu sorgulamanız gerekmektedir. Belki de kardeşinizle oyun oynarken onu gıdıklamanız gerekiyordur veya onu sarılıp öperek oyun oynayabilirsiniz. Ayrıca mutlu ve eğlenceli bir yüz ifadesi ile yaklaşmanız onu da mutlu edecektir.

Bebekle oynarken ebeveynlerin ve büyük kardeşin dikkat etmesi gereken en önemli nokta onun güvenliğinin sağlandığından emin olunmasıdır. Örneğin yerde bebeğin ağzına atıp yutabileceği nesneler bulunmamalıdır. Bu yüzden bebeğin sürekli gözetlenmesi gerekmektedir. 

Bazen oyun sırasında bebek birden ağlamaya başlayabilir. Bu durumda kendinize şunları sorabilirsiniz:

-Bebeği yaralayacak bir şey mi yaptım?

-Bebeği istemeden korkuttum mu? 

Eğer cevaplarınız ‘’hayır’’ ise, ebeveynlerin bebeği doyurma veya altını değiştirme vakti gelmiş olabilir. Belki de cevap çok basittir. Bebek artık sadece uyumak istiyordur.

Ayrıca bebeklerin yüksek sesli ortamlarda korkabileceklerini ve huzursuz olabileceklerini unutmayın. Eğer oda çok gürültülü ise küçük bir mola vererek başka bir odaya geçebilirsiniz.

Bebeğin abla/abisiyle oynaması gerçekten çok eğlenceli olabilir. Belki de şaşıracağınız şeyler ortaya çıkabilir. Bir bebeğin abla abisinden öğreneceği çok şey vardır. Kardeşler her gün birlikte vakit geçirebilirler. Yemek yemek, uyumak gibi temel ihtiyaçların arasına oyunu da ekleyebilirsiniz. Haydi birlikte oyun oynamaya! 

Otizm Nedir? Otizm Spektrum Bozukluğu? Otizmin Belirtileri Nelerdir?

Otizm Nedir? Otizm Spektrum Bozukluğu? Otizmin Belirtileri Nelerdir? 

Otizm, otizm spektrum bozukluğu diye de adlandırılır, kişinin dünyayı algılarken kurduğu sözel ve sözel olmayan iletişimin anlam kazanamaması olarak ifade edebileceğimiz nörobiyolojik bir bozukluktur. Otizmli insanlar beyni, diğer insanlardan daha farklı yapıya sahip olduğu için dünyayı diğer insanlardan daha farklı bir biçimde algılarlar. Otizmin net olarak tedavisi ve tanı testleri yoktur fakat erken tanı ve çeşitli destek mekanizmaları ile otizmli bireylerin hayatları kolaylaşabilir. 

2 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından otizm konusunda farkındalık yaratmak ve kamuoyunun dikkatini çekerek bu konuyla ilgili problemlere çözümler üretmek amacı ile ‘’Dünya Otizm Farkındalık Günü’’ olarak ilan edilmiştir. 

Otizm Belirtileri Nelerdir?

  • Diğer insanlarla iletişim kurmada zorlanma, jest ve mimikleri algılayamama,
  • İsmi seslenildiğinde tepki vermeme, etrafa ilgisizce bakma,
  • İşitmede zorluk yaşama,
  • Diğer insanların düşündüklerini ve hissettiklerini anlamada zorlanma, kendisine dostça yaklaşan birini tehdit olarak algılama,
  • Işıklı ve gürültülü şeyleri tehdit olarak algılama, huzursuz olma,
  • Rutinlerine aşırı bağlılık,
  • Çeşitli uyku bozuklukları gösterebilirler; uzun süre uyuyamama, ağlayarak ve bağırarak uyanma gibi,
  • Zaman zaman zeka geriliği gözlemlenebilir,
  • Alışık olunmayan sıradan olaylara karşı korku veya anksiyete geliştirme, örneğin eve misafir geldiğinde korkup bağırma,
  • Zaman zaman ebeveynlerinin yokluğunu hissetmeme, 
  • Öğrenmenin çok uzun bir süreye yayılması veya öğrenme aşamalarında sekteye uğrama,
  • Aşırı neşe veya kızgınlık, hezeyanlı davranışlar, 
  • Basmakalıp ve takıntılı davranışlar geliştirme; el çırpma, kendi etrafında dönme gibi sürekli aynı hareketi yapma,
  • Dil becerileri gelişiminde gerilik; konuşma bozuklukları, konuşmada gecikme, anlamlı cümleler kuramama veya cümleyi yarıda kesme, ne söyleyeceğini unutma, 
  • Soyut algıda gecikme veya hiç gelişememe

gibi belirtiler görülebilir. Belirtilerin birkaç tanesi gözlemlendiğinde çocuğun doktora götürülmesi uygun olacaktır. 

Bu belirtiler, az sayıda hafif düzeyde veya çok sayıda ağır düzeyde olabildiği ve bu arada seyredebildiği için spektrum şeklinde ifade ediliyor. Bazı otizmli bireyler öğrenme bozukluğu yaşıyorken bir kısmı orta düzeyde mental sağlık sorunları yaşıyor, diğerleri ise ağır düzeyde anksiyete ile boğuşabilir. Bütün otizmliler çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalıyor fakat otizmli olmak bütün otizmlileri aynı biçimde etkilemez. Bu sebeple her birinin farklı türden destek mekanizmalarına ihtiyaç duymaları normaldir.

Otizm Tanısı Nasıl Konulur?

Otizm ancak belirli tanı sistemleri ile tıp doktorları, psikiyatristler, pediatristler aracılığıyla teşhis edilir. Çocuğun mutlaka çocuk psikiyatristine de görünmesi tavsiye edilir. Aileden çocuğun yaşam öyküsünün alınması doktorların doğru tanı koymasına yardımcı olur. Çocuğun zorlayıcı davranışlarının ne zaman ortaya çıktığını gözlemlemek, ebeveyn olarak buna uygun davranış geliştirmek önemlidir. Çocuğun otizmli olduğuna kanaat getirmek için uzun görüşmeler sonucunda çocuğun durumunun başka tıbbi tanılarla açıklanamıyor olması gerekir. 

Tanı konulması uygun destek yöntemlerinin belirlenmesi açısından önemlidir. Otizm tanısı konulduktan sonra zamanla iyileşme görülebilir. Yani belirtiler ve problemler ömür boyu aynı düzeyde kalmayabilir. Fakat belirtilerin düzeyi hafiflese bile tamamen kaybolması mümkün değildir.

Otizm Testi Var Mıdır?

Otizmi net olarak teşhis edebilen belli bir test yoktur. Fakat otizme eşlik eden belirtilerin düzeyini anlamak için çeşitli nörolojik muayeneler, genetik değerlendirmeler, zeka ve uyum testleri yapılır. Otizm spektrum aralığındaki her belirti için ayrı ayrı özenli olarak inceleme yapılmalıdır.

Otizmin Tedavisi Var Mıdır?

Otizmin düzeyi değişebilir fakat tedavisi yoktur. Özel eğitim ve rehabilitasyon, otizmin belirtilerinin sebep olduğu sorunlara yönelik en uygun tedavidir. Eşlik eden sorunlar için, sorunun türüne göre tedaviler uygulanmalıdır. Tedavi sürecindeki en önemli ve gerekli nokta özel eğitim ve rehabilitasyondur. 

Belirtilere yönelik tedavi sonrası veya süresince çocuğun konuşmasında iyileşme, sosyal ilişkilerinde düzelme, motor becerilerinde ve kendini ifade etme düzeyinde gelişme görülebilir. Bunlar önemli kazanımlardır. Çocuğun sosyal hayata daha fazla adapte olabilmesi için özel eğitim çok önemli bir noktadadır.

Otizm ile İlgili Yanlış Bilinenler

  • ‘’Otizmliler çevreye veya çevredeki insanlara zarar verirler.’’

Böyle bir durumun yaşanma ihtimali vardır fakat tüm otistikler aynı şekilde tek tip tutum geliştirmedikleri için hepsinin her zaman saldırganca tutum sergilemesi de olası değildir. Bazı otistikler huzursuzlanabilir, rahat hissetmeyebilir veya tehdit altında hissettiklerinde saldırganlaşabilirler. 

  • ‘’Otizm ruhsal bir problemdir.’’

Otizm ruh hastalıkları kategorisine girmez. Fakat otizm spektrum bozukluğuna sahip bireylerin bazı davranışları ruh hastalıkları belirtilerine benzeyebilir.

  • ‘’Otizm bir hastalıktır.’’

Otizm bir hastalıktır demek doğru bir ifade değildir. Otizmli bireylerin beyni sıradan insanların beyninden daha farklı biçimlerde çalışır. Bu sebeple sıradan bir günde yaşıtlarından daha farklı davranırlar.

  • ‘’Otizmin tedavisi vardır.’’

Otizmin kesin bir tedavisi ve ilaçları yoktur. Yalnızca belirtileri azaltmak için pediatrist, psikiyatrist ve doktor gözetiminde ilaçlar kullanilabilir. Amaç, otistik insanların hayatlarını sağlıklı bir şekilde idame ettirebilmelerine yardımcı olmaktır.

  • ‘’Otizmliler arkadaş edinemezler.’’

Evet bu anlamda diğer insanlara göre daha fazla zorlandıkları doğrudur fakat otistik insanların da sosyalleşmeye ihtiyaçları olabilir. Sosyal düzen, dezavantajlı gruplar dikkate alınarak yeniden düzenlendiğinde hafif-orta düzey belirti gösteren otizmliler, yoğun sosyal ve medikal destekler aracılığı ile arkadaş edinebilir ve kendilerine uygun bir mesleği yapabilirler.

  • ‘’Otizm, kötü ebeveynlerin ve mutsuz ailelerin bir sonucudur.’’

Otizmin kesin nedenleri henüz bilinmemekle birlikte kötü ebeveynlerden, sosyo ekonomik durumlardan veya yaşanılan coğrafyadan kaynaklandığı yanlıştır. Çünkü otizm, genetik bir bozukluktur. Birçok gendeki bozukluk otizme yol açabilir.

  • ‘’Otizmli insanlar aslında üstün zekalıdır.’’

Otistik spektrum bozukluğuna sahip bireylerin yalnızca %10’u üstün zekalıdır. Bu insanlar çok güçlü belleğe, ezber yeteneğine, çok hızlı kitap okuma ve okuduğunu hemen kavrama vb. özelliklere sahip olabilirler.

  • ‘’Otizm anneden geçer.’’

Otizmin bilinen nedenleri arasında birtakım genetik bozukluklar tespit edilse de buna direkt olarak sebep olan ‘’otizm geni’’ yoktur. Yani anneden veya babadan geçiş söz konusu değildir. 

Okul Öncesi Dönemde Oyunun Önemi

Okul öncesi dönem(3-6 yaş), çocukların bilişsel, fiziksel ve sosyokültürel anlamda hızlıca değişim yaşadığı bir dönemdir. Çocukların sağlıklı bir gelişim sürecini devam ettirmesi için bu dönemin önemi oldukça kritiktir. Çocuğun bağımsızlık kazanmasını sağlayan motor gelişim süreci okul öncesi dönemde şekillendirilir.

Çocuk bu dönemde fiziksel hareketlerini hızlandırır, sosyalleşmek ister, arkadaşlarıyla iletişim kurabilecek duruma gelir, koşup enerjisini atmak ister. Kısacası artık ebeveynlerinin daimi gözetiminden bir parça da olsa ayrılır. Bu kısmi ayrılma, ebeveynlere bağlılığın azalması, çocuğun sosyalleşerek dış dünyaya katılması, akran çocuklar ile sosyalleşmesi, artık daha karmaşık oyuncaklarla oynaması gibi temel bazı adımları kapsayarak çocuğun duygusal gelişimine olumlu anlamda katkı sağlar. Bu büyüme döneminde oyuncakların önemi şaşırtıcı derecede fazladır. Okul öncesi dönemde oyunlar çocuklar gelişimi için çok önemlidir.

Okul Öncesi Dönemde Oyuncaklar
Algıların çok açık olduğu okul öncesi dönemde çocuklar, oyuncaklar için oldukça heveslidir. Artık basit ve tek tip oyuncaklardan sıkılırlar. Kutu oyunları, puzzle, kendilerinin yönetebileceği türden kuklalar, müzikli kutular, çok renkli oyun hamurları, kostümler, maskeler, gelişmiş logo seti, inşaat setleri gibi oyuncaklar, 3-6 yaş arası çocuklar için oldukça uygundur. Bu dönemde çocukların diğer akran çocuklar ile sosyalleşirken paylaşmayı ve işbirliği kurmayı öğrenmeleri, sosyal gelişimine katkı sağlayan yegane unsurlardandır. 

Okul öncesi dönemde elbette her oyuncak çocuk için uygun değildir. Örneğin 200 parça yapboz 4 yaşındaki bir çocuğa ağır gelecek ve çocuğun kafasını karıştıracaktır. Yanlış oyuncak seçimi çocuğun kendini başarısız hissetmesine sebep olabilir. Bu bakımdan okul öncesi çağdaki bir çocuk için yerinde oyuncaklar seçmek ailelerin ayrıca önem vermesi gereken bir konudur. Oyuncak seçerken çocuğun yaşının ve kapasitesinin farkında olarak ona göre oyuncakları tercih etmek doğru bir yaklaşımdır. Peki nedir bu oyuncaklar? İşte okul öncesi dönemde çocukların seveceği 10 oyuncak...

Maske
Maskeler çocuklar için oldukça ilgi çekici oyuncaklardır. Akran çocuklar ile birlikte oynanması tavsiye edilen maskeler, çocukların kılık değiştirerek yeni yaratıcı oyunlar üretmesini sağlayabilirler. Örneğin bir çocuk ayı maskesi takıyorken diğer çocuk kedi maskesi takabilir. Böylece birlikte ‘’tilki ve ayı oyunu’’ oynamış olurlar. 
Üstelik maske satın almanıza gerek yok. Evde sizin gözetiminizde kağıt ve lastikten kolayca maske yapabilirsiniz. Böylece çocukların yaratıcılığına katkı sağlamış olursunuz. 

Yapboz
3-6 yaş arası çocuklar için 50-60 parçalık yapboz yeterli olacaktır. Puzzle seçerken çizgi film karakteri, basit dağ ve deniz manzaraları, eğlenceli figürler veya haritalar tercih edebilirsiniz. 
Yazı Tahtası
Çocukların okul hayatına hazırlandıkları okul öncesi dönem için oldukça yerinde bir materyal olan portatif yazı tahtası, çocuğun el becerilerini geliştirir ve duygu dünyasına katkı sağlar. Aynı zamanda çocuk yavaş yavaş kalem kullanmayı öğrenmeye başlar. Yazı tahtası onun için özgürlük alanıdır, ne isterse onu çizer. Çocuğun hayal dünyasına katkı sağlayan yazı tahtası, aynı zamanda onu sınıf ortamına hazırlamak iyi bir seçimdir.

Domino Seti
Renkli, ahşap dominolar çocukların dokunma duyusunu geliştirir. Dokunma duyusu ile algılayabildikleri nesneleri kavrayabilir, yerleştirir, çıkarır-takar, yerini değiştirebilirler. Domino taşlarını yan yana upuzun bir biçimde dizmek ve sonrasında yıkılışlarını seyretmek çocuklar için eğlenceli olabilir. 

Oyun Hamuru
Oyun hamuru seçerken zararlı madde içermediğine dikkat etmeniz çocuğunuzun sağlığı için önemlidir. Zararlı madde içermeyen ve kokulu oyun hamurları okul öncesi dönemdeki bir çocuk için harika bir oyuncaktır. Oyun hamurunun, çocuğun el ve parmak kaslarının gelişimine etkisi yadsınamaz. Çocuklar oyun hamurunu böler, parçalar, birleştirir ve yeni şekiller ortaya çıkartırken aynı zamanda eğlenir. 

Lego Seti
 Çocuklar, lego parçalarını birleştirerek çeşitli yapılar ve sütunlar üretebilir, sonra da bu parçaları birleştirebilir. Bu dönemdeki çocuklar öğrenmeye oldukça hevesli ve her an merak içindelerdir. Bu sebeple legolarla oynarken yeni yapılar üretmekten, onları ayırıp yeniden birleştirmekten keyif alırlar.  

Magnet
Mıknatıslı magnetler, okuma-yazma öğrenme öncesi alıştırma olarak kullanılabilirler. Aynı zamanda isim yazma pratikleri yapılabilir. Örneğin aile üyelerinin isimleri yazılarak eğlenceli bir aktiviteye d��nüştürülebilir. Bu anlamda hem eğitici hem de eğlenceli oyuncaklardır. Çocukların eğlenerek öğrenmesini istiyorsanız evinizden magnetleri eksik etmeyin.
Misket
Hem evde hem de sokakta oynanabilen misketler nesilden nesile aktarılmış oyuncaklardandır. Misket oynarken kurallara ihtiyacımız yok. Çocukları oyunları ile baş başa bırakın ve seyredin.

Oyuncak Telsiz
Çocukların tabiri caizse bayıldığı bu telsiz seti onların hem takım kurma ve iletişim becerilerine katkı sağlayacak, hem de onları eğlendirecektir. Çocukların birbirinden eğlenceli casus oyunları oynamalarına hazır olun!
Çocuklar ellerinde telsiz odadan odaya koştururken fiziksel gelişimlerine de katkı sağlayarak enerjilerini atmalarını sağlayabilirsiniz. Ayrıca çocukların birbirleri ile hiç sıkılmadan sosyalleşmeleri için harika bir seçimdir.

Kukla
Kukla oyunları, çocukların el ve parmak kaslarının gelişimine katkı sağlar. Kuklaları yöneten çocuklar aynı zamanda seslendirme yaparak kendi aralarında yeni bir tiyatral oyun üretebilirler. Çocukları sanata yönlendirmek için aracı rolünde olan kuklalar, çocukların yönetiminde hareket ettiği için onların liderlik özelliklerine katkı sağlar.

Down Sendromu Nedir?

Sıradan bir insan vücudundaki hücrelerin çekirdeklerinde 23ü anneden 23ü babadan olmak üzere toplamda 46 olan kromozom bulunur. Down sendromu, 21 numaralı kromozomun bir adet fazla olması nedeniyle gelişen genetik bir farklılıktır. Böylece toplam kromozom sayısı 46 yerine 47 olmuş olur. Birleşmiş Milletler, Dünya Down Sendromu Günü’nü 21 Mart olarak belirledi. 21 numaralı kromozomun toplamda üç tane olması sebebiyle 3. ay olan Mart’ın 21. günü seçildi.
Down sendromuna, sosyo-kültürel düzey, sınıf, ülke, ırk, millet, etnik köken ayrımı yapılmaksızın bütün toplumda rastlayabiliriz. Henüz net bir araştırma yapılmamasına rağmen Türkiye’de yaklaşık 100.000 down sendromlu birey yaşadığı tahmin ediliyor. 

Down Sendromu Hastalığı? Down Sendromu Hastalık Mıdır?

Down sendromundan hastalık diye bahsetmek büyük hata olur. Çünkü down sendromu tedavi gerektiren bir hastalık değil, genetik farklılıktır ve desteklenmesi gerekir. Fakat down sendromlu çocukların yarısında kalp ve akciğer rahatsızlıkları bulunur veya görme ve işitme problemleri yaşayabilirler. Bu nedenle doğumdan itibaren doktor kontrolünde olmaları ve yaşam boyu takip edilmeleri gerekmektedir. 

3 Tip Down Sendromu Vardır


  • Trizomi 21
Bu tip, down sendromlu bireylerin %90-95'ini oluşturur. Anne veya babadan gelen fazladan 21. kromozom sebebiyle, yani iki tane fazladan 21. kromozom mevcudiyeti ile veya döllenme sürecinde hücrelerin yanlış bölünmesi sebebiyle oluşur.

  • Mozaik
Döllenme aşamasında bir gen hattı 46 kromozom taşırken diğer gen hattı 47 kromozom taşır ve bu şekilde mozaik bir yapı oluşur. Down sendromlu nüfusun %2-5'ini oluşturur.

  • Translokasyon
Bu tip, diğerlerinden biraz daha farklıdır. 21. Kromozomun bir parçası gen hattındaki başka bir kromozoma tutunur. Yani birey aslında 46 kromozoma sahipken genetik bilgi anlamında 47 kromozom taşıyor olur. Bu tip, down sendromluların %2-4 gibi bir kısmını oluşturur.

Down Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Down sendromlu insanların dış görünümleri çoğu zaman tanınabilir ve ayırt edilebilir. Yüzleri genellikle düz bir yapıya sahiptir, gözleri çekik, başlarının arkası enseden itibaren düz, boyları ve parmakları kısa, kulaklar ve ağızlar küçüktür. Bu sebeple down sendromlu bir çocuğun dili zaman zaman dışarıya taşar. Ayrıca kas yapıları güçsüzdür ve metabolizmaları yavaş çalışır. Konuşma, emekleme, yürüme, tuvalet eğitimi, giyinme gibi süreçleri diğer çocuklara göre daha yavaş tamamlayabilir veya aksatabilirler. Bu anlamda rehberliğe ve profesyonel olarak sürekli bir desteğe ihtiyaçları vardır.

Down Sendromunun Sebebi Nedir?

Down sendromu söz konusu olduğunda doğurganlık çağındaki bütün insanlar potansiyel risk altında olabilir. Down sendromlu insanlardaki kromozom sayısı farklılığının sebebi henüz tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte 35 yaşındaki bir kadının down sendromlu çocuk doğurma oranı 350’de bir iken, 40 yaş için 100’de bir, 45 yaş için ise 30’da birdir. Şu anda down sendromuna sebep olan bilinen tek faktör annenin yaşıdır fakat yine de riskli gruplar yok değildir. Daha önce down sendromlu bebek doğurmuş anneler ve down sendromlu kardeşi olan ebeveynler risk gruplarını oluşturur. Bununla birlikte down sendromunun çevresel faktörlerle ve ebeveynlerin tutumlarıyla ilişkili olduğunu kanıtlayan kesin bir araştırma yoktur. 

Down Sendromunun Özellikleri 
Down sendromlu çocuklarda görülen zeka geriliği, sosyal yaşama adapte olamayacak düzeyde ağır değildir. Bu sebeple özel eğitim ve kaynaştırma projeleri ile rahatlıkla sosyal hayata katılabilirler. Yeter ki kamusal alanda kendilerine açık bir alan bulabilsinler. Ailelerin mutlaka sosyal destek projeleri, fizyoterapi, alternatif terapiler, eğitim programları gibi sosyal devletin karşılamakla yükümlü olduğu desteklere ulaşabilmeleri gerekmektedir. Ayrıca down sendromlu bir çocuk, sürekli eğitime ihtiyacı duyduğu için gelişim süreci takip edilmelidir.
Down sendromlu çocuklar da tıpkı diğer çocuklar gibi farklı derecelerde zeka seviyesine sahiptir. Hastalığın düzeyi değiştiği için çocukların zeka seviyesi de değişebilir veya doğum sonrası eğitim ve destek programları ile ulaşabilecekleri maksimum zeka seviyesine ulaşabilirler. Karakterleri ve kişisel özellikleri birbirinden farklıdır. Bir down sendromlu çocuk şarkı söylemeyi çok seviyorken diğer down sendromlu çocuk asla şarkı söylemeyebilir. Öteki down sendromlu çocuk ise sürekli sohbet etmek, oyun oynamak isteyebilir. Down sendromlu çocuklar da tıpkı diğer çocuklar gibi güler, ağlar, sevgiye ihtiyaç duyar, şakalar yapar, kızar ve küsebilir.  

Down Sendromlu Çocuğum Üniversite Okuyabilir mi?

Down sendromlu çocuklara karşı farkındalık henüz arzulanan düzeyde olmasa bile eskiye göre daha iyi düzeyde. Önceden ilkokulu bitiremez denilen bir down sendromlu çocuk, artık üniversite okuyup mezun olabiliyor. Bu anlamda görünürlüklerinin artması önem taşıyor.
Fiziksel tedaviler, düzenli sağlık kontrolü, konuşma bozukluklarına yönelik profesyonel destekler ve özel eğitimler aracılığı ile bu çocuklar üniversite okuyabilir, meslek sahibi olabilir, yeni bir dil öğrenebilir, çeşitli iş kollarına dağılabilir, yeni bir hobi edinebilir ve bu alanda kendini geliştirebilirler.  Bu yüzden down sendromlu bir çocuğun hayallerini gerçekleştirmesi imkansız değildir. İzmir Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nden mezun olan down sendromlu Deniz Ayçe Karagöz, ayrıca İngilizce ve Almanca da konuşabiliyor.

Down Sendromu Doğumdan Önce Anlaşılabilir mi?

Evet. Down sendromunun anne karnında iken belirlenme oranı 10. haftadan sonra kan testleri ve ultrasonografi ile %99.8’e kadar çıkabiliyor. Çocuk eğer down sendromlu ise değişme şansı olmadığı için çocuğu doğurmamak annenin kararına kalmış bir olgudur. 
Down Sendromu ile İlgili Bilinen Yanlışlar

  • ‘’Down Sendromlu çocuklar yalnızca ilköğretime kadar okuyabilirler. ‘’
Oysa ki down sendromlu birçok genç, alan açıldıkça liseyi ve üniversiteyi bitirip meslek sahibi olabiliyor. Zeka gelişimlerinin diğer çocuklara göre daha yavaş ilerlemesi veya belli bir noktaya kadar çıkabilmesi onların meslek sahibi olamayacağı anlamına gelmiyor. Özel eğitim ve hayat boyu destek ile birlikte kendilerine iyi bir gelecek inşa edebilirler. Bunun önünde bir engel yoktur ve olmamalıdır.
  • ‘’Down sendromlu kadınlar çocuk sahibi olamaz.’’
Down sendromlu kadınlar çocuk sahibi olabilirken, down sendromlu erkeklerin çocuk sahibi olması çok çok düşük bir ihtimaldir. Şimdiye kadar dünyada yalnızca 2 tane down sendromlu erkek çocuk sahibi olmuştur.
  • ‘’Down sendromlular duygusal ilişki kuramazlar.’’
Down sendromlu yetişkin bireyler de tıpkı diğer insanlar gibi cinsellik ve romantik ilişki konusunda çeşitli hisler besleyebilirler. Aşık olmaları olası bir durumdur.
  • ‘’Down sendromlu insanlar hep mutlular ve gülümsüyorlar.’’
Hayır. Down sendromlu bireyler güler, ağlar, sinirlenir, küser, alınır, sevinç çığlıkları atabilir. Mutlu olmak dışındaki diğer duygu durumlarından muaf değildirler. 
  • ‘’Down sendromu bir hastalıktır.’’
Down sendromu bir hastalık değildir ve tedavisi de yoktur. Down sendromu, genetik bir anomalidir.

2019’da İyi Bir Bebek Bakıcısı Olmak

Günümüz bilgi çağında, teknoloji tabiri caizse bir parmaklarımızın ucundadır. Zaman zaman internet ortamında yabancı kişilerle görüşmemeniz telkin edilse de, iş ağına katılmak veya işinizi büyütmek için online görüşmelere katılmak durumundasınız. Saniyeler içinde bir akşam yemeği için online rezervasyon yaptırabilmekten, çocuk bakıcılığı hizmetlerine erişebilmeye kadar internetin sınırsız dünyasından faydalanabilirsiniz.

Diğer yandan bazı ebeveynler internet ortamındaki profesyonel çocuk bakıcılığı hizmetlerine karşı önyargılı olabilmektedir. Bu yazıda, güvenilir ve başarılı bir bakıcı olmanız için takip etmeniz birkaç adımdan bahsedeceğiz.

1. Bebek Bakıcılığı Sizin İçin Doğru Bir Meslek mi? Karar Verin

Bebek bakıcılığı yetenek ve özen isteyen bir iştir. Aynı zamanda beraberinde büyük sorumluluk getirir. Eğer çocukları pek de sevmiyorsanız bu sizin performansınıza ister istemez yansıyacaktır. Küçük çocuklara bakmak büyük bir dikkat gerektiren bir meseledir. Dikkatiniz daima bebeğin üzerinde olmalıdır. Bebeğe mama yedirirken, oyun oynarken, onu uyuturken..Tüm bu işlerle meşgul oluyorsanız fazlasıyla dikkatli olmalısınız. Bu sebeple bebek bakıcılığı yapmaya karar vermeden önce kendi kendinize iyice düşünmeli, kendinizden emin olmalısınız.

Hala birçok bebek bakıcısı işlerini kendi aramaları ile bulmaya çalışıyor. Bakiciburada.com’a üye olun ve yeteneklerinizi, tecrübelerinizi, hobileriniz, başka bir dil biliyorsanız dil bilgilerinizi ifade ederek CV oluşturun. Çeşitli güvenlik kanallarımızdan geçtikten sonra hiç vakit kaybetmeden hızlıca birçok işe başvurabilirsiniz. Günümüz dünyasında çevrenizden iş aramaktan vazgeçin ve online iş arama kanallarına güvenin. Bu sayede dilediğiniz gibi bir iş bulmanız ve seçenekleri değerlendirmeniz kolaylaşacaktır.

2. Güven Kazan

Artık bebek bakıcılığı işinde bir başarı elde etmeye karar verdiğine göre yeteneklerini geliştirmen ve sertifika alman için birkaç yol izlemen gerekiyor.

• Bebek bakıcılığı ile ilgili eğitim veren bir kursa başlamak mantıklı bir fikir olacaktır. Bu kurslar genellikle çocuğa mama yedirme, ev yönetimi, planlama, çocuk bakımı ve çocuk gelişimi gibi konularda eğitim verir.

• Bebek bakıcılarının ilk yardım eğitimi almaları aileye güven verecektir. Her aile ilk yardım eğitimi almış bir bebek bakıcısı ile çalışmak ister.

• Başarılı bir bebek bakıcısı olmak istiyorsanız, çocuk gelişimi hakkında bilgi sahibi olun. Bunu çocuklarla ve bebeklerle derinlemesine vakit geçirerek, kurslara başvurarak veya çocukların mental ve fiziksel gelişimleriyle ilgili kitaplar okuyarak yapabilirsiniz.

3. Kendinizi Çevrimiçi Ortamda Tanıtın

Bakiciburada.com ’da profilinizi özenli bir biçimde düzenledikten sonra çevrenizdeki ailelerin ilanlarına başvurabilirsiniz. Yatılı bebek bakıcılığı yapmayı düşünüyorsanız tüm Türkiye için tercih yapmanız mümkün. Sitemizde ilanlara başvurabildiğiniz gibi CV’niz beğenildiği takdirde aileler de sizinle iletişime geçebilir. Başvuru yaparken uygun günleriniz, öne çıkan tecrübeleriniz ve yeteneklerinizden oluşan düzgün Türkçe ile yazılmış özet bir ön yazı göndermenizi tavsiye ediyoruz. Profilinizi bebek bakıcılığı ve çocuk bakıcılığından ev yardımcılığı ve köpek bakıcılığına kadar uzun bir yelpaze içinde oluşturabilirsiniz. Unutmayın ki çeşitli sertifikalar, kurslar, bilgi birikimi ve tecrübeler profilinizin dikkat çekmesini sağlayacaktır. 2019 için konuşacak olursak çevrim içi ortam size iş bulma, bilgi edinme, çeşitli çevrim içi topluluklara katılma gibi pek çok fırsat sunuyor. Bu fırsatları göz ardı etmeniz sizin kendinizi gösterme ve iş bulma ihtimalinizi düşürecektir. İyi bir bebek bakıcılığı işi bulmak istiyorsanız doğru ve güvenilir bir platformda iş aramak sizin için en iyi seçenek olacaktır. 

Bakiciburada.com çevrenizdeki ailelerle sizi gerekli güvenlik kontrollerinden sonra buluşturarak hem işvereni hem de çalışanı mutlu etmeyi hedefliyor. Çevreniz aracılığıyla iş bulmaya çalışmak sizi kısıtlı sayıda ve tek tip işverenlerle karşılaştıracak ve süreci uzatacaktır. Eğer çocukları seviyorsanız, bu alanda kariyer hedefiniz varsa Bakiciburada.com ’un kapıları size sonuna kadar açıktır.

Çocukların Gizli Düşmanı: Medya Bağımlılığı

Günümüzde çocuklar televizyon, video, bilgisayar oyunları, ve internet aracılığı ile medya kültürüne saplanıp kalıyorlar. Çocukların elektronik ortamda geçirdikleri zaman artık aile hayatının bir parçası olmuş durumda. Çocukların medya kanallarından etkilenme oranı ciddi derecede yüksektir. Tehlike arz eden bu boyutu düşünecek olursak, medya batağından kurtulabilen çocukların oranı azımsanacak derecede azdır. Çocuklar, haftada ortalama 35 saatlerini televizyon-video izleyerek veya video oyunları oynayarak geçiriyorlar. Bu genel tablo ister istemez öğretmenlere, ebeveynlere ve bakıcılara büyük sorumluluklar yüklüyor.

Ülkemizde hemen hemen her şehirden öğretmenler ve ebeveynler, çocukların medya bağımlılıkları ile ilgili ciddi kaygılarının olduğunu ifade ediyorlar. Yeni nesil çocuklardaki agresyon ve öfke kontrol probleminin de medya bağımlılığı ile ilgili olduğu tahmin ediliyor. Bir video oyunu, çoğu zaman çocuğun yaratıcılığını geliştirmez, yalnızca çocuğu oyalar ve tembelleştirir. Birçok çocuk kurgu ile gerçeği karıştırabiliyor. Hatta bazı çocuklar Star Wars gibi dizi karakterlerine karşı takıntı geliştirecek boyuta gelmişlerdir. Gelişme çağındaki çocuklar, gördüklerini anlamakta ve onu kendi fikirleriyle harmanlayarak yorumlamakta zorlanıyorlar. Medyada verilen birçok mesaj, çocukların şiddeti normalleştirmesini kolaylaştırıyor. Örneğin bir çocuk bütün boş zamanlarını Youtube’da savaş oyunu videoları izleyerek geçiriyorsa, silah kullanmanın normal bir durum olduğunu düşünebilir.

Nasıl Bir Yol İzlenmeli?

Çocuklardan sıradan bir günde ne yaptıklarını, ne hissettiklerini, o gün edindikleri deneyimlerini anlatmalarını isteyebilirsiniz. Çocuklar, duygularını ifade etmekte zorlanıyorlarsa onlara yardım etmeniz çok önemlidir çünkü size seslerini duyurabildiklerini anlayınca sorunları şiddetle çözmeye çalışmak yerine konuşarak çözmeye daha yatkın olurlar. Televizyon programı izlemek yerine birlikte yaratıcı aktivitelerle meşgul olun. Bunun için sulu boyalar, kostümler, logo seti gibi çeşitli materyaller edinebilirsiniz.

Ebeveyn olarak işinizin oldukça zor olduğunu söyleyebiliriz. Çocuğunuzun medya araçları ile geçirdiği vakti engellemek pek de kolay bir iş değildir. Bu süreçte zaman zaman hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çocuğunuz sizin yöntemlerinize direnebilir. Çocuğunuzla onu önemsediğinizi hissettirerek endişeleriniz hakkında konuşun. Televizyonu veya bilgisayarı bir anda kapatmayın. Bu büyük bir hata olur. Bunun yerine çocuğunuza ne kadar süre televizyon izlemek istediğini sorun ve hangi programların gerçekten izlemeye değer olduğunu tartışın. Ona bir saat dinlenme molası için izin verin ve bir süre rahat bırakın. Sonrasında çocuğunuzu yönlendirmek şartı ile birlikte bir televizyon programı açın ve ona eleştirel düşünmesi için sorular sorun. Örneğin şiddet sahnesine rastladıysanız şiddetin meşru taraflarının olmadığını konuşarak bunu normalleştirmesine engel olabilirsiniz.

Yeni Yöntemler

İş yoğunluğu veya başka sorumluluklar sebebi ile meşgul olduğunuzda ise çocuğunuzun iyi seçilmiş bir televizyon programı izlemesine müsaade etmeniz daha doğru olacaktır. Bunun için daha önce seçtiğiniz bir televizyon programını kayda alabilir veya çocuklara uygun bir film açabilirsiniz. Program bittiğinde ise yeni bir yaratıcı aktivite ile vakit geçirebilirsiniz. Elbette bu konuda yapmanız gerekenler bu kadarla sınırlı değil.

• Çocuğunuzla ilişkinizi geliştirin ve onu yalnız bıraktığınız vakitleri sorgulayın.

• Sanata daha geniş bir alan açın: Drama, hikaye anlatıcılığı, öykü yazma gibi yaratıcı etkinliklere daha fazla zaman ayırın.

• Eğer bir bakıcı ile çalışıyorsanız bakıcı ile aile arasındaki ilişkinin düzgün ve sürekli olması gerektiğini unutmayın.

• Çocuğunuzu kendine güvenmesi isin cesaretlendirin. Evde bütün gün mobil oyun oynayıp içine kapanmasına müsaade etmeyin. Birlikte doğa gezisine çıkıp sohbet edebilirsiniz.

• Çocuğunuza sorunları çözmenin yöntemi olarak barışçıl yolları aşılayın.

• Çocuğunuzun güçlü hissetmesini sağlayın. Örneğin başkalarına yardım etmesi için onu yönlendirin veya sosyalleşmesi için yeni arkadaşlar edinmesini sağlayın.

• Yeni materyaller edinerek çocukların yaratıcılığını geliştirmelerine yardımcı olun. Bunu yaparken onları yalnız bırakmayın. Unutmayın çocuklar yalnız kaldığında medya araçlarına yönelebilirler.

Çocuğunuza Sorular Sormayı İhmal Etmeyin

Çocuğunuz televizyon izlerken veya video oyunu oynarken onlarla ne gördükleri hakkında konuşmanız onların düşüncelerini, kavram karmaşalarını ve korkularını anlamanıza yardımcı olacaktır. Çocuğunuzu mutlaka dinleyin fakat uzun uzun öğütler vermekten kaçının. Bu süreçte çocuğunuza sorabileceğiniz bazı sorulara ihtiyacınız olabilir.

• Bu program/oyun ne ile ilgili?

• Ben burada ’’şu..şu’’ sahneden pek hoşlanmadım. Sen ne düşünüyorsun?

• Bu programın/oyunun amacı nedir?

• Olayların gidişatı hakkında ne düşünüyorsun?

• Bu izlediklerimiz bizim yaşantımıza benziyor mu?

• Sen aynı şeyi yaşasaydın sen ne yapardın?

• Bu problem nasıl çözülmeli?

• Şu anda bunu seyretmiyor olsaydık ne yapmak isterdin?

Bilgisayarla İlgili Dikkat Etmeniz Gereken Bazı Noktalar Var

Günümüzde internet, sınırsız bir dünyayı önümüze sunuyor. Bize sağladığı avantajlar dışında zararlarından bahsetmek de pek tabii mümkün. Söz konusu çocuklarımız olduğunda çok daha fazla dikkat etmeniz gerekiyor. Bu konuda şu adımları takip edebilirsiniz :

• Çocuğunuzun sosyal medya ile geçirdiği vakti bir miktar kısıtlamakta fayda var fakat bunu planlı bir biçimde yapmanız gerekiyor. Medya araçları yerine yaratıcı alternatifler bulamazsanız pek bir işe yaramayacaktır. Çocuğun kalan vaktini verimli geçirmesini sağlayın ve onunla sohbet edin. Çocuğunuzu sosyal medya bağımlılığından koruyun.

• Bilgisayarınız için güvenli bir koruma programı kullanın. Çocuğunuzu internetin sınırsız dünyasından ve zararlı içeriklerden korumanız gerekiyor.

• Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun çeşitli eklentiler edinebilirsiniz.

• Çocuğunuz 12 yaşın altında ise onu medya araçları ile yalnız bırakmamaya özen gösterin.

• Çocuğunuza onun kişisel bilgilerini internet ortamındaki herhangi biri ile veya herhangi bir platformda kesinlikle paylaşmaması gerektiğini mutlaka anlatın.

• 3 yaşından küçük çocukların medya araçlarına hiçbir şekilde ihtiyaç duymayacağını unutmayın.

Tatil Aktiviteleri

Tatil geldiğinde yapabileceğiniz birçok şey var! Televizyon programlarındaki agresif karakterleri örnek almasına engel olmak için yeni ve yaratıcı hediyelere sıcak bakabilirsiniz.

• Puzzle

• Çizgi roman

• Oyun hamuru

• Portatif oyuncaklar

• Logo seti

• Eğlenceli kostümler ve maskeler

• Çeşitli koleksiyonlar: jeton, eski para vs..

• Her çeşit top

• Kart oyunları

Çocuk Bakıcısıyım. Maaşıma Nasıl Zam İsteyebilirim?

Eğer profesyonel olarak aileler için çalışıyorsanız, oldukça kıymetli bir iş yaptığınızı unutmayın. Fakat bununla birlikte; uzun yıllardır aynı aile ile çalışıyorsanız, deneyimleriniz ve sorumluluklarınız artıyorken maaşınız artmıyorsa, zam için konuşma zamanı gelmiştir. Maaş artışını konuşmadan önce Çocuk Bakıcılığında İstediğiniz Ücreti Nasıl Elde Edebilirsiniz? isimli makalemizi okuyunuz. Bunun için izlemeniz gereken yollara birlikte göz atalım. 

1. Doğru Zamanı Seçin

Çoğu şirket, çalışanlarıyla konuşmak, maaşlarını ve performanslarını gözden geçirmek için yılda en az bir kez görüşme ayarlar. Genellikle maaş, bu görüşmenin seyrine göre belirlenir. Bir yıldan uzun süredir çocuk bakıcısı, ev yardımcısı, oyun ablalığı veya köpek bakıcılığı yapıyorsanız maaş artışı talebinde bulunabilirsiniz. İşvereniniz böyle bir görüşme ayarlamadıysa siz konuyu açabilirsiniz. Çalışmanızın ve performansınızın ele alınması, maaş görüşmesi için bir nevi bahanedir. 

Ayrıca yakın zamanda yaşanmış olaylar, maaş görüşmesi için de iyi bir başlangıç noktası olacaktır. Örneğin evin bahar temizliğini üstlendiyseniz veya çalıştığınız sürede aileye yeni bir bebek katıldı ise maaş artışı talebinde bulunabilirsiniz.

2. Doğru Bir Çerçeve Oluşturun

Eğer profesyonel bir çalışan iseniz, sıkıştığınız ilk anda işvereninizden maaş artışı talep etmemelisiniz. Sağlam bir duruş işvereninizi de etkileyecektir. Karşılıklı konuşmak için mesai saatleri dışında bir toplantı talep edin. Çalıştığınız evin dışında, bir kafede ya da çay bahçesinde görüşmek sizin lehinize bir durum olacaktır. Çocuklar kesinlikle görüşmeden bulunmamalıdırlar.

3. Doğru Bir Reaksiyon Gösterin

Bakıcı olarak çalışmak duygusal bir yük getiriyor olabilir. Yine de profesyonel olmalısınız. Maaş artışı isteğini özel sebeplerini öne sürerek talep edersen işverenin tarafından fazla duygusal görünebilirsin. Özellikle aile sunduğunuz gerekçeleri yeterli bulmadıysa aranızdaki ilişki garip bir yere sürüklenebilir. Bunun yerine, pozitif ve rahat bir tutum geliştirmen daha fazla işe yarayacaktır. Öncesinde kendinize şu soruları sorun :

• Neden maaş artışı istiyorum?

• Ailenin yararlandığı özel yeteneklerim veya bilgi birikimim var mı?

• Aile evdeki çalışma rutinimden nasıl bir fayda sağlıyor?

Bu soruların cevaplarına önceden hazırlanırsanız rasyonel görünerek işvereninizin güvenini

kazanabilirsiniz.

4. Doğru Miktar Talep Edin

Maaş artışı istiyorsanız bilmeniz gereken en önemli şey yaptığınız işin semtinizdeki saatlik/aylık ücretidir. Bu bilgiye sahipseniz ve maaşınızın bulunduğunuz çevreye oranla daha düşük olduğunu düşünüyorsanız artık meşru bir sebebiniz var demektir. 2019 Yılı Bakıcı Ücretleri makalemizi okuyup, çalışacağınız yerdeki bakıcı ücretlerinin ne kadar olduğu hakkında fikir edinebilirsiniz. 

Maaş artışı istediğinizde yerinde bir artış oranının bilincinde olmalısınız. Bunun için net bir orandan söz etmek pek mümkün değildir. Asıl geçerli olan, bireysel performansınız ve yetenekleriniz olacaktır.

5. Doğru Bir Tepki Vermeye Özen Gösterin

Herhangi bir cevaba karşı hazırlıklı olmanız ve istediğiniz cevabı alamadığınızda öfke patlaması yaşamamanız gerekmektedir. Öfke ile tepki vermek iş kaybı gibi uzun süreli bir çöküşe neden olabilir. Eğer işvereniniz talebinizi görmezden geliyorsa ona neden maaş yükseltmeye sıcak bakmadığına dair bazı sorular sorun. Örneğin:

• İşvereniniz performansınızdan memnun değil mi?

• Performansınızı geliştirmek için neler yapabilirsiniz?

• Finansal sorunlar gibi sizinle ilgili olmayan sebepler mi var?

Fakat belki de çıkış noktanız, maaş artışını sağlayacak tutumlarınız ve sorumluluklarınızdır. İşvereninizle, beklentileri ne ölçüde karşıladığınızı konuşun. Bu konuyu netleştirirseniz işvereniniz maaşınıza zam yapmaya ikna olabilir. Doğrusu para ile ilgili konuşmak çoğu zaman herkes için rahatsız edicidir. Yine de kendi argümanlarınızı ortaya koymak ve işvereninizin cevabını beklemek iyi bir başlangıç noktası olacaktır. Her şey yolunda giderse ve olumlu cevap alırsanız bu sizin için mükemmeldir. Ancak emeklerinizin karşılığını alamıyor ve zam isteğiniz haksız yere reddediliyorsa, artık başka bir iş aramaya başlayabilirsiniz.

Bakıcı ve Çocuk Arasındaki Bağı Geliştirecek 20 Oyun

Bazı çocuklar, anne-babası işe gittiğinde bakıcıyla yalnız kalacakları için tedirgin hissedebilirler. Özellikle bakıcıyla geçirilecek ilk gün için konuşmak gerekirse iyice zorlu bir durum olabilir. Bakıcıların çocukları rahatlatma yollarından biri de, onlarla oyun oynayarak yeni bir bağ inşa etmek olmalıdır. Bunun sebeple, çocuğun yaşına uygun oyunlara ve aktivitelere hazırlanarak işe gelmeleri hem çocuklar hem de ebeveynler için olumlu bir izlenim oluşturacaktır. Çocukları oyunlarla veya yaratıcı aktivitelerle buluşturmak, ebeveynlerin yokluğunu hissetmelerini engelleyecek ve oyunlara odaklanmalarını sağlayacaktır. Bakıcılar ve çocuk arasındaki bağı geliştirecek 20 tane eğlenceli ve yaratıcı oyun hazırladık. Haydi birlikte Bakıcılar için 20 oyuna göz atalım.

1. Körebe

Nesilden nesile aktarılan hepimizin bildiği körebe oyunu, geleneksel oyunlarımızın başında geliyor. Hem okulda hem evde hem de sokakta oynanabilir. Bir çocuk bakıcısının ilk günü için oldukça yerinde bir oyun olacaktır. Bildiğimiz gibi körebe oynarken bir ebe seçilir, gözleri eşarp veya mendil ile bağlanır ve diğerleri yakalanmama mücadelesi verir. Çocukları rahatlatmak ve eğlendirmek için ilk turda bakıcımızın ebe olmasını tercih ediyoruz.

2. Saklambaç

Çocuklarla hem eğlenmek hem de beyin fırtınası yapmak istiyorsanız saklambaç mükemmel bir tercih olacaktır. Açıkçası saklambacı sevmeyen çocuk yoktur. Çocuklar size alışmakta zorlanıyorsa birlikte saklambaç oynayarak onları kabuğundan çıkarabilirsiniz.

3. Yapboz (Puzzle)

Çocuğun yaşına uygun bir puzzle seçin ve birlikte parçaları yerleştirmeye başlayın. Yapboz, çocuklar için en eğitici, en ilgi çekici, en faydalı aktivitelerden biridir. Yapbozu çocuğun önüne bırakıp yapmasını beklemeyin. Yapbozu birlikte tamamlamanız ve çocuğa yardımcı olmanız aranızdaki bağı kuvvetlendirecektir.

4. Kolaj Yapma Oyunu

Eski dergi ve gazeteleri çıkarın. İçlerinden beğendiğiniz resimleri ve fotoğrafları seçerek birlikte kesin. Seçtiklerinizle büyük bir kolaj oluşturun. Gerçekçi olmalarına gerek yok. Önemli olan eğlenmek ve hayal gücünüzü geliştirmek. Bu oyun ayrıca, çocuğun el kaslarının gelişimine de olumlu etki eder.

5. Nesi Var Oyunu

Çocuklar utangaç davranıyorlarsa nesi var oyunu oynamak çocuklarla aranızda yeni bir diyalog başlatacağı için oldukça faydalı olacaktır. Sayışma yapın ve bir ebe seçin. Farz edelim ki bu kez çocuk ebe seçildi. Aklınızdan bir nesne seçin. Çocuğun ‘’Nesi var?’’ diye sormasını sağlayın ve çocuğun nesneyi bulmasına yardımcı olun. Örneğin;

Seçilen nesne bilgisayar olsun.

Çocuk : Nesi var?

Siz : Ekranı var

Çocuk : Başka nesi var?

Siz : Tuşları var

Şeklinde bir diyalog ile çocuğun beyin fırtınası yapmasını ve doğru cevaba ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

6. Scrabble

Oyun tahtasına simetrik bir biçimde harfleri dizerek anlamlı kelimeler oluşturmaya çalışın. Harfler, çocuğun yaşına uygun kelimeleri oluşturacak biçimde seçilmelidir. Örneğin 6-7 yaşındaki bir çocuk ile birlikteyseniz kedi, köpek, deve, bardak gibi basit kelimeler seçmelisiniz.

7. Zar Oyunu

Kartondan bir zar hazırlayın ve zarın her tarafına bir hayvan ismi yazın. Sırayla zar atarak zarın üst yüzüne gelen hayvanın taklidini yapın veya sesini taklit edin. Bu oyun, çocuğun karakterini ortaya çıkarmasını sağlayacaktır.

8. Sessiz Sinema

Eğer birden fazla çocuktan sorumlu bir çocuk bakıcısı iseniz, bu takım oyununu mutlaka oynamalısınız. Çizgi filmler, popüler çocuk dizileri gibi çocuk dostu konulardan oluşan bir liste hazırlayın. Birçok kağıt parçası hazırlayın ve tüm konuları ayrı ayrı kağıtlara yazın, ardından bir kutuya yerleştirin. Hemen ardından iki takım oluşturun. İlk takımdan biri kutudan kağıt çeker ve çektiği konuyu takım arkadaşlarına anlatmaya başlar. Fakat ses ve söz kullanmak yasaktır. Yalnızca beden dili kullanılarak anlatılır. Arkadaşları ise kağıttaki konuyu bulmaya çalışır. Bu şekilde karşılıklı ilerleyen sessiz sinema oyunu, hem çocukların sosyalleşmelerine vesile olur hem de beyin fırtınası yapmalarını sağlar.

9. Buz Dansı

Çocuklara uygun, eğlenceli bir müzik açın ve aniden durdurun. Müzik her durduğunda çocuklar da aynı şekilde durmalı ve müzik yeniden açılana kadar hareketsiz kalmalılar.

10.Hikaye Anlatıcılığı

Çocuklar hikaye anlatmaya bayılırlar. Çocukları kendi hikayelerini yazmaları ve değişik rollere girmeleri için cesaretlendirin. Büyük bir izleyici kitlesinin parçası gibi davranın ve çocuklar yaratıcılıklarını ortaya dökerken keyifle onları izleyin. Bu esnada sahne eşyaları ve çeşitli dekorlar kullanmalarını sağlayın. Eğer çocuk hala utangaç davranmaya devam ediyorsa rolleri değiştirin ve bu kez de siz eğlenceli bir hikaye anlatmaya başlayın. Sizi dikkatle dinleyeceklerdir. Bu, yeni bir insan karşısında kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlayacaktır. İyi eğlenceler! 😊

11.Ayna Oyunu

Biriniz ayna olur diğeriniz ise aynanın karşısına geçerek taklit yapmaya başlar. İki kişi arasında oynanan bu oyun taklit yeteneğini geliştirir, dikkat ve konsantrasyon sağlar. Birlikte hareket edebilme duygusu oluşturur. Bedensel koordinasyona büyük katkı sağlar.

12. Balon Tenisi

Bu oyun için sadece 4 adet basit malzeme gerekiyor. Çünkü raketimizi kendimiz oluşturacağız. Malzemeler şöyle: kağıt veya plastik tabak(tercihen kağıt), yapıştırıcı, uzun bir çubuk, balon. Raket yapmak için çubuk ve tabağı yapıştırın. Sonrasında balonu şişirin. İşte tenis oynama zamanı!

Bu oyunu özellikle yürümeye yeni başlayan çocukların motor gelişimine olumlu katkıda bulunmak için oynayabilirsiniz. Eğer sorumlu olduğunuz çocuk daha büyük yaşlarda ise ve rekabetten hoşlanıyorsa, daha gelişmiş bir tenis seti edinerek onunla yarış yapabilirsiniz.

13. Bowling

Bowling salonuna gitme fikrinizden vazgeçin ve evde hemen bir bowling salonu yaratın. Evde biriken plastik şişelerinizi kullanarak eğlenceli bir zaman yaratabilirsiniz. Şişelerin içine tamamen dolmayacak şekilde çakıl taşı doldurun. Şişeleri sırayla dizin ve toplarla şişeleri devirmeye başlayın. Yarışmak isterseniz skor tablosu tutmayı unutmayın. Bu oyun her yaştan çocuklar için uygundur.

14. Deve Cüce

Oyunu siz yönetebileceğiniz gibi çocuğun yönetmesine de izin verebilirsiniz. ‘’Deve’’ denildiğinde kalkmalı, ‘’cüce’’ denildiğinde oturmalısınız.

15. Kura Çekme Oyunu

Birlikte minik kağıt parçaları oluşturun ve her birine eğlenceli şeyler yazın. Örneğin ‘’inek taklidi yap’’, ‘’bana bir sırrını ver’’ veya ‘’tek ayak üstünde dur’’ gibi.. Kağıtları bir kutuya koyun ve sırayla çekmeye başlayın. Bu oyunda kaybeden veya kazanan yok. Yalnızca eğlenmenize bakın. İyi eğlenceler!

16. Logo Oyunu

Artık neredeyse her evde bulunan logolar ile çocukların kendi yarattıkları bir yapı oluşturmasını sağlayın. En yüksek yapıyı kim inşa ederse o kazanır! Bir ölçüm aracı getirmeyi unutmayın.

17. Çizim Yarışması

Çizim yapmak, doğru yönergeler takip edilirse, çocukların yaratıcı düşünmelerine ciddi katkılar sağlar. Çocuklara belli bir şey çizmelerini söyleyen 10-15 adet kart oluşturun. Mesela ‘’Altı ayaklı bir yaratık çizin’’, ‘’Kırmızı bir hayvan çizin’’, ya da ‘’en sevdiğiniz göktaşını çizin’’ gibi... İsteğe bağlı olarak her konu için bir süre sınırı belirleyebilirsiniz.

18. Kale İnşa Et

Nevresim dolabına göz atın, birkaç çarşaf seçin ve miniklerin kale inşa etmesine izin verin. Birlikte bir kale inşa etmek, onların sadece yaratıcı olmalarına katkı sağlamaz, aynı zamanda birlikte bir şeyler yapmayı öğrenirken takım oluşturma becerileri kazanmalarını da sağlar. Eğer çocuk sayısı fazla ise iki takım oluşturup kaleden kaleye sohbet edebilirsiniz.

19.Oyuncak Toplama Oyunu

Dağınıklık, iyi geçirilmiş zamanın göstergesidir. Eğer dağıttıklarınızı toparlıyorsanız bunda hiçbir sorun yok. En fazla oyuncağı en kısa sürede kim yerine kaldıracak? Kim etrafı daha hızlı toparlayacak? Bir yarışma yapın ve işe koyulun. Hızlı olmaları ve koşuşturmaları enerji atmalarını sağlayacaktır. Etrafı toparlamayı oyun haline getirin. Muhtemelen dağınıklıklarını toparladıklarını fark etmeyeceklerdir bile. Kolay gelsin!

20.Gece Oyunu

Uyuma vakti geldiğinde çocukların huzurla uyumasını sağlamak için mükemmel bir oyundur. Başlamadan önce çocukların uzanmalarını ve gözlerini kapatmalarını sağlayın. Ardından sırayla sayı saymaya başlayın. Örneğin bir çocuk ‘’bir’’ diyor, ardından diğeri ‘’iki’’diyor. Yalnız sayı sayarken kimin hangi sırayla söyleyeceği önceden belirlenmemiş olmalıdır. İki çocuk aynı anda bir sayı söylerse oyun en baştan başlar. Bu oyun ikiden fazla sayıdaki çocukla oynanır. Bu sebeple çocukların aynı anda konuşmamaları için dikkat etmesi ve sabırlı olması gerekir. İyi uykular!

Günün sonunda, aslında oynadığınız oyunlar o kadar da önemli değil. Önemli olan şey çocuklarla vakit geçirmiş olmanız. Onlarla oyun oynamak, birlikte vakit geçirmekten zevk aldığınızı ve onlara bir birey olarak değer verdiğinizi gösterir. Ayrıca, eğer sizinle çok iyi vakit geçirirlerse ebeveynlerine birlikte ne kadar eğlendiklerini söyleyeceklerdir. Hatta okuldaki arkadaşlarına bile sizden bahsedebilirler.