Bakiciburada.com

Türkiye'nin Eğitimli Bakıcısı Burada

Otizmde Ailenin Rolü ? Otizmdeki Eğitim Yöntemleri ...

Otizm nedir?


Otizm, doğuştan gelen veya çocukluk çağında ortaya çıkan gelişimsel bir bozukluktur. Otizm, ilişki kurmaktan kaçınma, etkileşim başlatmama, empati göstermeme, ilişki becerilerinde kısıtlılık ve stereotipik davranışlar diye adlandırdığımız takıntılar, tekrarlayıcı sözel ve davranışsal hareketler ile kendini belli eder.  Otizmin nedenleri günümüzde bilinmiyor olsa da nörolojik, genetik ve çevresel faktörlerden şüphelenilmektedir. Otizmde erken tanıma belirtileri yaş gruplarına göre çeşitlilik göstermektedir.


Çocuk 1 yaşındayken sosyal gülümsemenin olmayışı, mimiklerin ve jestlerin bulunmaması, motor becerilerindeki farklılıklar, dikkat eksikliği kendini göstermektedir. 2 yaşında ise adına tepki vermemesi, yalnız kalmak istemesi, işaret etmemesi, başkalarıyla etkileşim halinde olmaması gibi özellikler gözlemlenmektedir. Dönen nesnelere karşı ilgi, fiziksel temasa karşı duyarlılık ve rutin değişikliklerine tepki gösterme ise 3 yaşında ortaya çıkmaktadır.


Kendini çoğunlukla sosyal etkileşim ve iletişimde güçlük, sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar ve ilgi alanlarında belli eden otizm, genellikle ilk belirtilerini 1,5 – 2 yaş aralığında farklı semptomlarla gösterir.  Detaylı olarak bakıldığında, çocuğun 12 aydan önce herhangi bir sözel gelişim göstermemesi, jest ve mimik hareketlenmelerin olmayışı, 16 aylıkken tek kelimeli sözcük söylememesi, 24 aylıkken anlamlı iki kelimeyi bir araya getirmemesi ve çocuğun gelişimindeki herhangi bir gerileme akla otizmi getirmeli ve aile bir uzmana başvurmalıdır. Sosyal etkileşim ve iletişimdeki güçlük, etkileşim kurmada sözel olmayan davranışlardaki yetersizlik, akranları ile ilişki geliştirememe ve sosyal-duygusal davranışlarda sınırlılık gibi özellikleri kapsar. İletişim zorlukları ise dil gelişimindeki gecikmeler, konuşmada zorluk ve oyun becerilerindeki sınırlılık ile kendini belli eder. Otizmli çocuklardaki davranış takıntıları sınırlı alanda ilgi sahibi olmak, rutinlere karşı ısrarcılık, tekrarlayan davranışlar ve nesnelere aşırı ilgi olarak tanımlanmaktadır.


Otizmin görülme sıklığı ise 1985 yılında 2500 çocukta 1, 1995 yılında 500’de 1, 2001’de 250’de 1, 2007 yılında 150’de 1, 2009’da 100’da 1 ve günümüzde 88 çocukta 1 olarak bilinmektedir. Gün geçtikçe artan bu oran aileler tarafından olabildiğince erken yaşta farkedilip, psikiyatr ve nörologlara başvurulmalıdır. Tanı sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yoğunlaştırılmış ve bireyselleştirilmiş bir özel eğitim programına başlanmalıdır.


Otizmdeki eğitim yöntemleri nelerdir?


Otizmli çocuklarda erken tanının öneminin büyük olduğu gibi, erken başlanan özel eğitimin de önemi o derece büyüktür. Eğitime olabildiğince erken başlanmalı ve yoğunlaştırılmış bir eğitim aldırılmalıdır. Günümüzde bilimsel kaynaklarca da kabul edilen oran 20 ile 40 saat arasında çocuğa sunulan yoğun ve bireyselleştirilmiş bir eğitimdir. Otizmli çocuklar, etkileşime kapalı ve isteksiz olma gibi özelliklerinden dolayı, kalabalık bir eğitim grubunda kaybolabilmekte ve kendini ifade etmekte güçlük çekebilmektedir. Dolayısıyla, bire-bir verilen bir eğitim, hem eğitsel becerilerini geliştirmek hem de çocukların bireysel ihtiyaç ve özelliklerine göre eğitim sunabilmek açısından büyük önem taşır. Eğitim sürekli ve her beceriyi destekler nitelikte olmalıdır. Eğitim, okulda devam eden bir süreç gibi görünse de, aslında her birey hayatının her alanında yeni beceriler öğrenmekte ve öğretmektedir. Dolayısıyla, otizmli çocuklarda da okulda veya özel eğitim kurumunda çalıştığı beceriler, günlük hayatta tekrarlanır nitelikte olmalıdır. Aile eğitimi bu konuda büyük önem taşımaktadır.  


Otizm alanında çok çeşitli eğitim ve terapi yöntemleri kullanılmaktadır. Her uygulama alanının kendi içinde etkililikleri olsa da, günümüzde etkililiği bilimsel kaynaklarca kanıtlanmış eğitim yöntemi “Uygulamalı Davranış Analizi” dir. Bu yöntem, birey davranışlarını ve bu davranışların çevresiyle olan ilişkisini analiz ederek, sistemini ödül ve ceza uygulamalarına dayandırır. Uygulamalı davranış analizindeki ana hedef uygun olan davranışları arttırmak, uygun olmayan davranışları ise söndürmektir. Ayrık denemerle öğretim, hatasız öğretim yöntemleri, videodan model olma, replikli öğretim, fırsat öğretimi ve etkinlik çizelgeleri ile verilen eğitim uygulamalı davranış analizinin temelini oluşturan uygulamalardır.


Otizmde ailenin rolü nedir?


Otizm ile mücadelede ailenin rolü çok büyüktür. Çocuğa verilen eğitim ve uygulanan yöntemlerin devamlılığını sağlamak, çocuğun edindiği becerilerin genellenebilir olmasına katkıda bulunmak ailenin iş birliği ve özverili çalışmalarıyla mümkündür. Aile ve eğitimcinin iş birliği ne kadar sık�� ve düzenli ise çocuk da o oranda başarı gösterebilir. Dolayısıyla, otizmde, yapılandırılan bir düzenin devamlılığı, ailenin uygulanan yönteme inanması, okulda çalışılan etkinliklerin evde sıkça tekrarlanması ve en önemlisi de çocuğuna nasıl davranması gerektiğini öğrenmesiyle sağlanabilir.


Otizmde ana hedef davranış ve eğitim programlarıdır. Eğitimcilerin okulda başlattıkları programları, aile sokakta, toplu taşıma araçlarında, markette, alışveriş merkezinde, evde yani çocuğun hayatına dokunan her alanda devam ettirmelidir. Bu anlamda, aile ile iş birliği, ailenin eğitimcinin uyguladığı yöntemleri doğru bir şekilde devam ettirmesi, çocuğu üzerinde eğitsel kontrol sağlayabilmesi çok önemlidir. Dolayısıyla, otizmde çocuk ve aile eğitimi esastır. Tohum Otizm Vakfı, çocuk ve aile eğitimini temel almış bir yapı ile çocuklara eğitim vermekte ve onların becerilerini her alanda desteklemektedir.


Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, 2003 yılından beri faaliyetlerine devam eden, "Otizm Spektrum Bozukluğu" ve diğer "Yaygın Gelişim Bozukluğu" olan çocukların erken tanısının konulması, özel eğitimi ile topluma kazandırılmasına öncülük edilmesi ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması amacıyla kurulan, kar amacı gütmeyen ve kamu yararını gözeten bir sağlık ve eğitim vakfıdır. Tohum Otizm Vakfı’nın misyonu otizm ve diğer yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların ve ailelerinin çağdaş toplum koşullarında yaşamlarını sürdürebilmeleri için bilgi ve destek gereksinimlerinin karşılanması, erken yoğun özel eğitim almaları ve daha sonra ise en az kısıtlayıcı eğitim ortamına yerleştirilmeleridir. Bu alanlarda projelerini sürdüren Tohum Otizm Vakfı’nın “Beni Koşulsuzca Sevin” videosu, otizmi geniş kesimlere anlatmanın temel basamağını oluştururken, “Tablet Bilgisayarım Benim İçin Konuşuyor” projesi ile tablet bilgisayarlar çocukların eğitim aracına haline dönüştü ve “Tohum 1” ile “Tohum 2” uygulamaları kullanıma başlandı. “Tohum Eğitim Portalı” ile çocuk ve aile eğitimini temel alan Tohum Otizm Vakfı, otizmle mücadele eden ailelere destek olmakta ve onların sorunlarına çözüm bulmak için çalışmalarına devam etmektedir.

 

Psk. Sandra Pasensya Duenyas  Psikolog, 

Tohum Otizm Vakfı  

sandra.pasensya@tohumotizm.org.tr

Cumhuriyet Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No:39 34380 Şişli- İstanbul

0212 248 94 30

info@tohumotizm.org.tr