Bakiciburada.com

Türkiye'nin Eğitimli Bakıcısı Burada

İyi Bir Baba Olmak İçin Yapmanız Gereken 10 Şey

Çocuğun gelişim sürecinin sağlıklı bir düzeyde ilerlemesi için baba ile kurulan ilişki hayati bir önem taşımaktadır. Şimdiye kadar çocuk yetiştirme sürecinde yalnızca anne ve çocuk ilişkisinin önemi vurgulandı ve buna odaklanıldı. Baba, bir ailenin yarısı olmasına rağmen ebeveynlik ile ilgili araştırmaların %99’u anneler üzerinde yapılmıştır. Oysa aile hayatı çok daha karmaşık ve çoklu ilişkiler bütünüdür. Yani anne-çocuk ilişkisi, baba-çocuk ilişkisi ve eşler arasındaki ilişki daha kompleks bir ilişkiler ağıdır ve her biri çocuğun hayatında etkin düzeyde rol alır.   

Çocuğunuzun yaşamında ‘’iyi bir baba’’ olarak rol almak istiyorsanız daha fazla dikkatli olmanız gereken noktalara birlikte odaklanalım.  



Bir baba olarak sevginizi gösterin. 

Babalar çocuklarına karşı sevgilerini göstermekten zaman zaman kaçınabiliyor. Bu tutum, çocuğunuzun sizin sevginizden emin olamamasına sebep olabilir. Çocuğun yalnızca maddi konularda destekçisi olmak babalık için son derece eksik bir ebeveyn davranışıdır. Babanın tam olarak etkin olmadığı bir aile hayatında çocuğun babaya karşı güven duygusu da azalır. Çocuk babasına her an ulaşamayacağını düşündüğünde babadan uzaklaşabilir. Bu sebeple çocuğunuza sevginizi ve ilginizi göstermekten çekinmemelisiniz. Örneğin çocuğunuzun gün içinde neler yaptığını, okulda neler öğrendiğini, canını sıkan bir şey olup olmadığını sorabilirsiniz. Özellikle gece olduğunda onu severek ve öperek uyutmanız aranızdaki güven bağını geliştirecektir. 

Doğrudan İletişim Kurun 

Babalar genel olarak çocukları ile olan ilişkilerini anneleri üzerinden kuruyorlar. Anneye, çocuğun bir şeye ihtiyacı var mı? diye sormak yerine, çocuğunuza doğrudan neye ihtiyacı olduğunu sorabilirsiniz.  Bu sayede çocuğunuz sizinle olan iletişiminin kısıtlı olmadığını anlayacaktır. Onunla doğrudan sohbet etmeniz ayrıca çocuğunuzun benlik algısına katkı sağlayacaktır.  

Çocuk, onunla daima annesinin iletişim kurduğunu ve ilgilendiğini kolayca fark eder. Babası olarak zamanla size uzak kalması çok muhtemeldir.  

Çocuğunuza mutlaka vakit ayırın

Elbette ki hepimiz işten eve döndüğümüzde yorgun oluyoruz ve dinlenmek istiyoruz. Fakat bu zaman dilimi, bir babanın hafta içinde çocuğuyla geçirebileceği tek fırsattır ve göz ardı edilmemelidir.  Hafta sonları ise bir ebeveynin çocuğuna tamamıyla vakit ayırabilmesi için en uygun zaman dilimidir. Örneğin hafta sonları ailecek sinema etkinliği organize edebilirsiniz. Çocuğunuz bu fikri çok sevecektir. Çocukların babalarından en çok istediği şey zaman ayırmalarıdır. 

Çocuğunuza sarılın 

Babalar çocuklarına şefkat göstermekten korkmamalıdırlar. Çocuklar fiziksel temasa da ihtiyaç duyarlar ve bunu yalnızca annelerinden görmemeliler. Bu yüzden bir baba olarak çocuğunuza bir kez sarıldığınızda bile onun gözlerindeki mutluluğu göreceksiniz. 

Eşinize karşı saygılı olun. 

İyi bir baba olmak yalnızca baba çocuk ilişkisinden ibaret değildir. Baba olarak eşinize karşı tutumunuz, çocuğunuzun sizinle ilgili algısını şekillendirmektedir. Çocuğunuz, annesine saygısızlık yapıldığında bunu hemen fark edebilir. Siz çocuğunuza ne kadar iyi bir baba olsanız da eşinize olan tutumunuz daha farklı ise aile hayatınızda zaman zaman problemler meydana gelecektir. Çocuğunuzun bu durumdan etkilenmesi çok muhtemeldir.  

Çocuğunuzu iş yerinize götürün. 

Çocuğu iş yerine götürmek her zaman zaman mümkün olmayabilir ama bunu en az bir kere mutlaka yapmalısınız. Ona ofisinizi, masanızı, toplantı odanızı gösterin. İş arkadaşlarınızla tanıştırın, bütün gün neler yaptığınızdan bahsedin. Çocuğunuzun nerede nasıl çalıştığınız hakkında bilgi sahibi olması sizi daha iyi tanımasını sağlayacak ve aranızdaki bağı kuvvetlendirecektir. Ayrıca çocuğunuz evdeyken sizi düşündüğünde sizin çalışıyor olan haliniz gözünün önüne gelecektir.  

Özür dilemeyi bilin. 

Onu incittiğinizde veya sesinizi yükselttiğinizde mutlaka özür dileyin, daha dikkatli davranacağınızı belirtin ve gönlünü almak için çabalayın. Örneğin çocuğunuz size bir şeyler anlatıyorken dikkatinizi tam olarak veremediğinizde bunları yapabilirsiniz. Çocuğunuz sizin tarafınızdan önemsendiğini bildiğinde size daha güvenli bir şekilde bağlanmış olur.  

Çocuğunuza sürpriz yapın. 

Çocuklar sürprizlere bayılırlar. Bunun için ekstrem şeyler yapmanıza gerek yok. Bir gün eve erken gitmeniz bile çocuğunuzu şaşırtacak ve mutlu edecektir. Çocuğunuzu mutlu etmenin birçok yolu var. Ona en sevdiği yiyeceklerden oluşan bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuzu mutlu ettiğinizi görebilmek sizi de çok mutlu edecektir. 

Kendinize iyi bakın. 

Baba olduktan sonra kendi hayatınızı bir kenara atmamalısınız. Sizin de kendinize vakit ayırmaya, arkadaşlarınızla dışarı çıkmaya, bazen yalnız kalmaya ihtiyacınız olacaktır. Bütün hayatınız çocuğunuzdan ibaret bir hale geldiğinde hem sizin için hem çocuk için durumlar kötü bir hal almaya başlayacaktır. Çocuğunuzu fark etmeden de olsa bağımlı duruma getirmiş olursunuz. Bu durum çocuğun sosyalleşme becerilerini köreltecektir.  

Ayrıca sağlığınıza da dikkat etmelisiniz. Örneğin sağlıklı beslenerek çocuğunuza örnek olabilirsiniz. Bu sayede çocuğunuz neyin zararlı neyin besleyici olduğunu öğrenecektir. İyi bir baba olmak için çocuğunuzu zararlı yiyeceklerden uzak tutmanız gerekmektedir.  

Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Evlilikte problemler meydana geldiğinde bazı aileler kendilerine ‘’Çocuğum için evliliğimi yürütmeli miyim?’’ diye soruyorken bazı aileler için ise boşanmak tek seçenek haline gelebiliyor. Elbette bütün ailelerin aklında birçok soru işareti oluşuyor. Özellikle de çocukların boşanma sürecinden nasıl ve ne derece etkileneceği önemli bir problem haline gelmektedir. Çocuğun hayat düzeni değişeceği için ebeveynlerin çocuğun geleceğiyle ilgili kaygıları da artabiliyor. 

Peki boşanan ailelerde çocuğun psikolojisi ne düzeyde etkilenir? Bu durumu etkileyen birçok sebep olmakla birlikte boşanma sürecinin çocuğa zarar vermemesi dikkat edilmesi gereken temel noktalardan biridir. Boşanma süreci bütün çocuklar için stresli geçmesine rağmen bazı çocuklar için oldukça zorlayıcı bir süreç olmaktadır. Bu sebeple ebeveynlerin, boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerini minimum düzeye indirmeleri gerekmektedir. 



Çocuklar Boşanmadan Nasıl Etkilenir? 

Boşanma, bütün aile için duygusal bir karmaşa yaratır fakat bazı çocuklar için boşanma süreci oldukça korkunç ve kafa karıştırıcı olabiliyor. Daha büyük yaştaki çocuklar boşanma sürecinden sonra neden iki ayrı evde kalmak durumunda kaldıklarını anlamakla başa çıkmaya çalışıyorlar. Annede kaldıklarında babanın onları sevmeyeceğini, babada kaldıklarında ise annenin onları sevmeyeceği yanılgısına kapılabiliyorlar. 

İlkokul çağındaki çocuklarda durum biraz daha farklı olabiliyor. Onlar boşanmanın kendilerinin suçu olduğunu düşünmeye daha fazla eğilimliler. Örneğin küçük yaştaki çocuklar, çok fazla yaramazlık yaptıkları için anne babası boşanıyor zannedebiliyor. Bazı durumlarda geceleri altını ıslatma veya depresyon gözlemlenebilir. Böyle durumlar yaşanıyorsa bir pedagoga ve çocuk terapistine gitmeniz gerekir.

Ergen çocuklar ise boşanmanın sebep olduğu değişimlere karşı öfkeli bir tutum geliştirmeye daha yatkınlar. Boşanmanın sorumlusu olarak tek bir ebeveyni veya ikisini birden suçlayabilirler. Ailelerinin tamamen altüst olduğunu ve hayatlarının bir daha hiçbir zaman iyi olmayacağını düşünebilirler. Ergenlik dönemindeki bir çocuk için olağan şekilde ilerleyen hayat bile zor olabilirken boşanma süreci işleri daha da karmaşık bir hale sokabilir. 

Tek Çözüm Evliliği Sürdürmek mi?

Elbette her aile biricik ve eşsizdir. Her ailenin problemleri ve anlaşmazlık noktaları değişim göstermektedir. Ufak bir anlaşmazlık durumunda boşanmaya gitmek yerine sorunu karşılıklı anlayış süreci içinde çözmek için gönülden çaba göstermek atılması gereken ilk adımdır. Fakat anne ve baba, ne olursa olsun evli kalmalıdır diye düşünmek oldukça yanlıştır. Örneğin evlilik içi fiziksel veya sözel şiddet varsa şiddete uğrayan tarafa evliliğini yürütmesi gerektiği yönünde telkinler vermek yapılacak en büyük hatalardan biri olur. Hiçbir insan şiddeti hak etmez. 

Ayrıca şiddetin hakim olduğu bir evde çocuğun psikolojisinin iyi bir noktada olması beklenemez. Çocuklar şiddete şahit oluyorsa veya şiddet görüyorlarsa ve sürekli bağırış çağırış bir ortama maruz kalıyorlarsa sağlıklı bir mental gelişimden söz etmemiz mümkün değildir. Bu durumda çocuklar daha büyük bir risk altındadır. Dolayısıyla ebeveynlerin her durumda evli kalması doğru bir durum olmaz. Ebeveynlerin her ikisi de çocuğun bu durumdan en az etkilenmesini sağlamakla yükümlüdürler. 

Boşanmış ailenin çocuğunun psikolojisi bozuktur gibi önyargılardan uzak durmamız gerekmektedir. Bazı durumlarda çocuk için en iyi seçenek ebeveynlerinin boşanması olabilir. Boşanan ailenin çocuğu da diğer çocuklar gibi akademik başarıyı yakalayabilir ve sağlıklı bir destek gördükten sonra hayatına devam edebilir. 

Boşanma Aşamasındayken Çocuğunuza Nasıl Davranmalısınız?

  • Çocuğu arada bırakmayın.  Çocuğa asla anne ve babası arasında tercih yaptırmayın ve buna yönelik sorular sormayın. Özellikle çocuk aracılığıyla eşinize mesaj göndermeniz kesinlikle uygun bir davranış değildir. Kendisini arada kalmış hisseden çocuğun depresyon ve anksiyete yaşama ihtimali de yükselecektir.

  • Çocuğunuzla iletişiminizi sürdürün. Pozitif yönde bir iletişim geliştirmek, ebeveyn ilgisi, minimuma indirgenmiş çatışmalar çocuğunuzun bu süreci daha kolay atlatmasını yardımcı olacaktır. Sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi kurmanız, boşanma sonrasındaki dönemde çocuğunuzun daha iyi bir okul başarısı yakalamasını sağlayacaktır. 

  • Çocuğunuza onun güvende olduğunu hissettirin. Boşanma aşamasındaki bir çocuk, ev hayatında değişim yaşanacağı için artık güvende olmadığını düşünebilir. Nerede kalacağım, evlatlık mı verileceğim gibi kaygılara kapılabilir. Özellikle küçük yaştaki çocuklarda gerçeklikten uzak korkular kendini gösterebiliyor. Bu sebeple çocuğunuzu yalnız bırakmayın ve ona şefkatinizi gösterin. Ailesi olarak onun için en iyisini istediğinizi hissettirin. 

  • Çocuğunuzu yakından gözlemleyin. Özellikle boşanma sürecinde çocuğunuzun neler yaptığını, nasıl vakit geçirdiğini, duygu durumunu yakından gözlemlemeli ve ona göre bir tutum geliştirmelisiniz. Çocuğunuz sessizleşti ve içine kapandıysa veya zaman zaman onu ağlarken buluyorsanız mutlaka başa çıkamadığı durumlar var demektir. Anne ve baba olarak bir araya gelerek çocuğunuza süreci anlatmanız onu rahatlatmak için iyi bir adım olacaktır. Boşanma sürecinde çocuğun psikolojisinin iyi bir durumda olması için hem anne hem de babası ile iletişimi kesmemesi gerekiyor. Ayrıca boşanma süreci sonrasında anne veya babasını kaybetmiş olmayacağını ona açık bir şekilde anlatmalısınız. 

  • Evdeki gerginliği mutlaka azaltmalısınız.  Ebeveynler olarak boşanmaya karar verdiniz ve bir müddet birlikte yaşamak durumundasınız. Eşinizle zor bir süreçten geçtiğiniz şüphesiz fakat çocuğunuzla aynı süreci yaşamamanız gerektiğini unutmayın. Bu hikayede çocuğunuzun stres ve korku düzeyini arttırmanız çocuğa direkt olarak zarar vermek anlamına geliyor. Ebeveynlerin birbirine bağırması çocuğu korkutacağı gibi şiddeti ve bağırmayı özümsemesini de sağlayabilir. Evdeki tansiyonun en düşük düzeyde tutulması çocuğunuz için en doğru tutum olacaktır. 

  • Çocuğunuzu cesaretlendirin. Boşanan ailenin çocuğu psikolojik olarak etkilenmeye daha yatkın olabiliyor. Çocuk kendisini çaresiz bir kurban olarak görmeye başladıysa acil olarak bu durumun önüne geçmelisiniz. Ona ebeveynlerin birbirinden ayrıldığını fakat asla çocuklarından ayrılmayacağını hissettirmeniz gerekiyor. Bu dönemde çocuğunuzu güçlendirmeye özen göstermelisiniz. Bu konuda aile ve çocuk terapistinden yardım almayı düşünebilirsiniz. 

  • Çocuğunuzun okulunu değiştirmeyin.  Çocuğun boşanma aşamasını daha kolay atlatabilmesi için çocuğun günlük alışkanlıklarını, oturduğunuz semti veya şehri, özellikle okulunu değiştirmemelisiniz. Okulu değiştirilen bir çocuk alışkın olduğu arkadaşlarından da ayrılacağı için kendisini yapayalnız hissedebilir. Çocuk zaten aile hayatında bir değişim yaşayacağı için diğer rutinlerinden taviz vermesi bambaşka bir hayatla karşı karşıya kalmasına ve dolayısıyla adaptasyon konusunda zorlanmasına sebep olacaktır. 

  • Çocuğunuza eşinizi kötülemeyin. Çocuğunuz henüz yetişkin ilişkilenme biçimlerini ve evlilik hayatını kavrayamayacak düzeyde olduğu için ona eşinizi kötülemeniz yalnızca çocuğunuza zarar verecektir. Sürekli anne veya babasının birbirini kötülediğini duyan çocuğun ebeveynlerine karşı güveni azalabilir. Bu durum çocuğun kafasının karışmasına ve kendini yalnız hissetmesine sebep olabilir. Eşinizle birebir ilişkinizde sorun yaşıyor olabilirsiniz fakat çocuğunuzla eşinizin ilişkisi ebeveyn olarak başka bir noktada durduğunun bilincinde olmalısınız.

Sağlıklı ve Mutlu Bir Çocuk Yetiştirmek için 10 İpucu

Günümüzde teknolojinin de hızlıca gelişmesi ile birlikte elektronik cihazların yaydığı radyasyon, kanserojen maddeli bebek mamaları, sağlıksız ve yağlı yiyeceklere maruz kalıyoruz. Çocuklarımızı bu dünyadan soyutlamak elbette mümkün değil fakat çocukların en az zararla büyümesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktalara odaklanmamız gerekiyor. İşte sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için 10 ipucu:

1. Anne Sağlığı

Çocuğun sağlığı, annenin hamile kalmadan önceki döneminden dahi etkilenebiliyor. Bu sebeple aile çocuk yapmaya karar verdikten sonra anneler egzersiz ve sağlıklı öğünler ile birlikte bağışıklığını güçlendirmesi gerekmektedir. Bu hamle hem çocuğun sağlığı için hem de annenin hamileliğini kolay geçirebilmesi için ilk ve temel noktadır.

2. Sert Bir Ebeveyn Olmayın

Bir ebeveyn olarak sert ve aksi bir tutuma sahip olmak uzun vadede çocuğunuzun psikolojisini olumsuz yönde etkileyecektir. Elbette çocuğunuza anne/baba olduğunuzu hissettirmelisiniz. Fakat gerekli ilgiyi ve şevkati göstermemeniz çocuğunuza zarar verebilir.

Bir araştırmaya göre 2-5 yaş arasındaki çocuğuna karşı sert bir tutum sergileyen ve çocuğun aktivitelerini sık sık kısıtlamalar koyan ailelerin çocukları diğer çocuklara oranla %30 daha fazla obeziteye yakalanma riskine sahiptir.

3. Babalara Düşen Görevler

Annenin çocuk için hayati bir figür olduğu bir yadsınamaz bir gerçektir. Fakat bu bütün sorumlulukların anneye ait olacağı anlamına gelmiyor. Günümüzde, ‘’Babalar çocuk yetiştirmekten anlamaz.’’ gibi klişelerin pek de bir geçerliliği bulunmuyor.

Baba birçok yönden çocukların hayatını etkilemektedir. Babaların küçük yaşlardan itibaren çocukların temel ihtiyaçlarını gidermesi, ileriki yaşlarında çocukların babaları ile aralarına mesafe koymasının önüne geçiyor. Örneğin çocuk üşüdüğünde çocuğunu giyindiren ve ısıtan bir babaya karşı, çocuk da pozitif duygular geliştirerek aile oldukları algılıyor. Babanın ev hayatından uzak bir figür değil de ailenin bir parçası olduğunu fark eden çocuklar daha mutlu ve sorunsuz bir ergenlik geçiriyor.

4. Hamilelikte Beslenme

Annenin alkol ve sigara kullanması çocuğu fiziksel gelişiminden zeka gelişimine kadar birçok yönden ciddi derece olumsuz etkilemektedir. Her anne sağlıklı bir çocuk doğurmak ister. Bunun bilinci ile zararlı maddelerden uzak durulmalıdır.

Doktorunuzun önerdiği beslenme düzeninin dışına çıkmamaya özen gösterin ve diyet yapmayın. Hamileyken kalori alımını doktor tavsiyesi dışındaki durumlarda kesinlikle azaltmayın. 

Aşırı yağlı, soslu yiyeceklerden uzak durun. Bulantılarınızı arttırabilecek besinler sizi daha fazla zorlayacaktır. Diğer yandan hamile olduğunuz için yediğiniz öğünleri iki katına çıkartmayın. Öğünlerin çok olmasını değil, yeterli besin değerlerine sahip olup olmadığını dikkate alın. Sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için hamilelik sürecinde kendinize dikkat etmelisiniz.

5. Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Tutun

Çocuğunuz sigara, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların zararlı olduğunu bilmelidir ve bunlara karşı pozitif bir algı geliştirmemeli, sempati beslememelidir. Bu sebeple çocuk yetiştirirken zararlı alışkanlıklar konusunda esnek olmadan net bir tutum sergilemelisiniz.

 Çocukları bu tür zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak her ebeveynin temel sorumluluklarından biridir. Sağlıklı bir çocuk yetiştirmekle ilgili yapılan hatalardan biri de çocuğa zararlı maddelerden bahsederken, ona örnek olamamaktır. Siz hem sigaranın zararlarından bahsediyor hem de evin içinde çocuğun yanında sigara içiyorsanız çocuğunuzun sizi dikkate almamasına sebep olabilirsiniz. Ebeveynlik yalnızca konuşmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda çocuğa örnek olmalısınız.

6. Açıklamalarınızı Dozunda Bırakın

Çocuğunuzu yönlendirirken her adımı için uzun uzun açıklamalar yapmamalısınız. Gerekli ve yerinde yönlendirmeler yaptıktan sonra çocuğunuzun keşfetmesine izin vermeniz çocuğu doğru yetiştirmek adına yerinde bir tutum olacaktır. Çocuğun kendi kendine karar verebilmesinin önünü açmalısınız. Unutmayın ki her an çocuğunuzun yanında olamazsınız. Zorluklar karşısında kendi kendine karar verebilmesi için ona bir alan açabilirsiniz. Bu sayede çocuğunuzun öz güvenini geliştirmesine de katkı sağlamış olursunuz.

Sağlıklı bir çocuk yetiştirmek yalnızca çocuğun sağlıklı beslenmesi demek değildir. Çocuğunuza kendi alanını açın, onun kendini ve dünyayı keşfetmesine olanak tanıyın. Stres altındaki bir çocuğun bedensel sağlığı da kolayca etkilenebilir.

7. Sıcak Bir Yuva

Ebeveynler, çocuklarıyla ilgilendiği kadar birbirleri ile de ilgilenmelidir. Anne ve babasının birbirlerine aşık olduğunu hisseden bir çocuk sıcak bir yuvada olduğunu bilerek daha pozitif ve mutlu olacaktır. 

Tek ebeveynli aileler için de durum farklı değildir. Çocuğun birlikte yaşadığı ebeveyn, ev ortamını sıcak ve huzurlu bir mekan haline getirmelidir. Çocuk evin içinde daima bir gerginlik hissederse anksiyete geliştirme ihtimali yükselir. Çocuğa kaldıramayacağından daha fazla stresi hissettirmek onun gelişimini negatif yönde etkileyecektir.

8. Hamilelikte Yürüyüş

Kadının hamile olduğu süreçte hareketsiz kalması ve egzersiz yapmaması gerektiği görüşü hala yaygın. Fakat hamile bir kadın her gün mutlaka yarım saat yürüyüş yapmalıdır. Ayrıca pilates, yoga, yüzme gibi hamilelere uygun basit fiziksel aktiviteler sayesinde kan akışı hızlanır ve bebek daha iyi beslenir. Hamile kadınların spor yapmasının hiçbir zararlı tarafı olmadığı gibi aynı zamanda gereklidir de.

9. Temizliğe Büyük Önem Verin

Temizlik her insan için temel bir ihtiyaç olmakla birlikte hamile kadınların iki kat daha fazla özen göstermeleri gereken bir konudur. Ellerinizi daha sık yıkayın. Temizliğinden emin olmadığınız besinlerden uzak durun. Meyve ve sebzelerin iyice yıkandığına emin olun. Genital temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edin. Ortak havuz tercih etmemeye çalışın. Bu konuda yapılan bir dikkatsizlik, çocuğunuzun sağlığını doğrudan kötü etkileyecektir.

10. Medya Araçlarını Olabildiğince Minimum Düzeye İndirin

Günümüz dünyasında teknoloji, oldukça faydalı olduğu gibi aşırı ve gereksiz kullanım doğrultusunda özellikle çocuklar için başa bela bir hale gelebiliyor. Bu sebeple çocuğunuza interneti doğru kullanmayı öğretin. Çocuğunuz için güvenli internet paketleri kullanmakta fayda var. Zaman zaman çocuk kilidi kullanabilirsiniz. Çünkü internet dünyası sınırsız içeriklere sahip ve bunların bir kısmı çocuklar için hiç de uygun değil. 

Diğer yandan çocuğunuzun telefon, bilgisayar, televizyon ile uzun saatler geçirmesi göz sağlığına zararlıdır. Çocuklar erken yaşlardan itibaren telefon ve tablet gibi elektronik cihazlar ile yakın temas içinde olduklarında ileriki yaşlarında görme bozukluğu yaşamaları olasıdır. 

Çocuklar İçin Tehlike! Cinsiyetçi Oyuncaklar

3 yaşından sonra çocukların cinsiyet algıları daha hızlı bir şekilde gelişmeye başlıyor. Çocuklar bu dönemde birbirlerine karşı daha dikkatli davranırlar. Bu sebeple kız ve erkek çocuklarına daha farklı davranıldığını kolayca fark edebilir ve içselleştirebilirler.  Eğer cinsiyet eşitliği konusunda yeterince özenli davranılmazsa çocuklar ‘’kız çocukları için oyuncaklar’’ ve ‘’erkek çocukları için oyuncaklar’’ şeklinde tasarlanmış oyuncaklarla oynamaya daha yatkın oluyorlar. Bu çocuklar sosyal normlara daha sıkı bağlanıyorlar ve kendi cinsiyetleri için uygun görülmeyen oyuncaklarla oynamaktan kaçınabilirler. Bu aşamada ailelere büyük bir görev düşüyor.

Çocuklar, cinsiyetçi oyuncakların çekimine kapıldıkça, farklı yetenekler geliştiriyorlar ve birbirlerinin yeteneklerini öğrenmek istemiyorlar.

3 yaşındaki çocuklar ve anneleri ile yapılmış bir araştırmaya göre; çocuklar oyuncaklarla ‘’kız oyuncakları’’ ve ‘’erkek oyuncakları’’ şeklinde ayrım yapmadan oynuyorken, anneleri kız ve erkek çocukları için farklı oyuncaklara yönelmiştir. Bu konuda negatif yöne bir uyarı ya da yönlendirme almadıkları sürece çocuklar kendi cinsiyetlerine göre tasarlanan oyuncaklara karşı ilgisiz kalmışlar ve oyuncaklarla ortak bir şekilde oynamışlardır. Oyuncaklar cinsiyete göre ayrılmadığında kız çocukları mühendislik, matematik gibi yeteneklere daha fazla yöneliyor ve daha kolay öğreniyor.

Cinsiyetçi Oyuncaklar Çocuklara Gerçekten Zarar Veriyor mu?

Cinsiyet kodlarının temel bir parçası olan renkler de çocukların toplumsal cinsiyet algısını etkiliyor. Kız çocukları için pembe, erkek çocukları için mavinin uygun görünmesi cinsiyetçi bir toplumsal tutumdur. Kız çocuklarına daima pembe, erkek çocuklarına mavi kıyafetlerin giydirilmesi elbette çocuklar için de çeşitli anlamlar ifade ediyor. Renkler söz konusu olduğunda dahi birbirinden ayrıştırılan çocuklar, kız ve erkek çocuklarının birbirinden bambaşka varlıklar olduğu algısına kapılıyor. Bu türden bir algı çocuğunuzun hayata daha geniş bir biçimde bakmasını ve sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesini engelliyor. 

Oyuncaklar çocuklar için yalnızca oyuncak görevini üstlenmez; aynı zamanda çocukların bilimle, teknolojiyle, doğayla, hayvanlarla, birbirleriyle kurduğu ilişkiyi şekillendirir. Cinsiyetçi oyuncaklar da çocukların hayatı cinsiyetlerine göre anlamlandırmasına sebep olan önemli bir konudur. 

Erkek çocuklarının sık sık uçaklarla ve arabalarla oynaması onları teknolojiye yönlendirirken, kız çocuklarının bu oyuncaklardan mahrum bırakılarak evcilik seti gibi bakım hizmetiyle ilişkili olan oyuncaklara yönlendirilmesi mühendislik alanından uzaklaşmalarına sebep oluyor. Aynı zamanda bir cinsiyete uygun görülen oyuncağın diğer cinsiyet için uygun olmayacağı görüşü, çocukların hayatı bütüncül olarak kucaklayamamasına sebep olmakla birlikte kız ve erkek çocuklar arasında ayrım yapılmasının normal olduğu algısını güçlendirir. 

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ile ilgili oyuncaklar çoğu zaman erkek çocuklar için tasarlanmaktadır. Uzaktan kumandalı oyuncak araba üreticisi firmalar, pazarlama stratejilerini erkek çocuklara seslenerek şekillendiriyor. Şöyle ki bu tür oyuncakların dış paketlerinde ‘’for boys’’ (erkekler için) uyarısını görmemiz çok muhtemeldir. Diğer yandan kız çocukları için uygun görülen oyuncaklar; evcilik takımı, oyuncak bebekler, barbie bebekler gibi daha az yaratıcılık sağlayan ve daha çok ev içi ile sınırlı kalacak biçimde tasarlanmış oyuncaklardır. Yani kız çocukları kariyer ve mühendislikten uzak tutulmuş oluyorlar. 

Bir oyuncak dükkanına girdiğiniz zaman oyuncak temizlik setlerinin üzerinde kız çocuğu resmi olduğunu fark ederiz. Kız çocukları bu oyuncakların kendileri için üretildiği algısına kapılarak ister istemez bu tür oyuncaklara yöneliyorlar. Günün sonunda kız çocukları araba, uçak, motosiklet gibi oyuncaklardan uzak tutulduğu için yeteneklerini teknoloji alanında değil bebek bakımı, yemek pişirme, temizlik gibi alanlarda geliştiriyorlar. Yani kız çocuklarına verilen mesaj ’’Sen evde otur, çocuk büyüt, yemek ve temizlikle ilgilen.’’ olmuş oluyor. 

Ne Yapmalıyız?

  • Öncelikle aile ortamı çocuk için temel rol model alanıdır. Bu sebeple aileler, çocukları kısıtlayan algılardan sıyrılarak daha özgür düşünmeli ve çocuklarına bunu aktarmalıdır. 
  • Öncelikle çocuğunuza oyuncak alacağınız zamanlarda cinsiyete göre oyuncak seçmenin çocuğun kişisel gelişimi açısından yanlış olduğunun farkında olarak hareket etmelisiniz.  
  • Yine aynı şekilde eşinizle konuşurken cinsiyetçi ifadeler barındıran cümleler kullanmayın. Cinsiyetçi rollere yer vermeyerek hayatı paylaşırsanız çocuğunuza iyi örnek olabilirsiniz.
  • Cinsiyetçi söylemlerden uzak durmalısınız. ‘’Erkekler ağlamaz.’’ gibi oldukça yaygın bir cümle kurduğunuz takdirde oğlunuz doğal olarak kızların ağladığını, erkeklerin ağlamaması gerektiğini düşünecektir. Oysaki bu dünyadaki her çocuk üzüldüğünü belirtebilmeli, duygularını yansıtabilmeli ve ağlayabilmelidir. 
  • Bütün çocuklar bebeklerle oynayabilir bunun bir sakıncası yok, fakat oyuncak bebekle oynayan bir çocuğa bebeğin bakım hizmetini yüklemek doğru bir davranış değildir. Çocuk bebekle oynuyorken ona bakması gerektiği yükünü taşımamalıdır. Çocuk, oyuncak bebeğini karnını doyuracağı, uyutacağı, altını değiştireceği hayali bir bebek olarak değil, yalnızca bir oyuncak olarak algılamalı ve onunla özgürce oynamalıdır.  Aileler eğer çocuklarına oyuncak bebek alacaklarsa bu noktaya dikkat etmeli ve çocuklarını bu anlamda yönlendirmeliler.
  • Silah, bıçak gibi oyuncaklar kesinlikle hiçbir çocuğa uygun değildir ve satın alınmamalıdır. Özellikle erkek çocuklarına oyuncak alınırken silah tercih edilebiliyor. Çocuğunuzun problem çözme kapasitesini kısıtlayarak çevresine karşı saldırgan bir tutum etmesine sebep olmak istemiyorsanız çocuğunuzu oyuncak silah, oyuncak bıçak gibi materyallerden uzak tutmalı ve daha yaratıcı oyuncaklara yönlendirmelisiniz. 
  • Oğlunuzla evcilik oynamanız onun gelişimine zarar vermeyecektir. Bu konuda rahat olabilirsiniz. Aynı şekilde kızınızla da futbol oynayabilirsiniz. Bu sayede dünyayı daha iyi kavrayan çocuklar yetiştirmek için bir adım atmış olursunuz.
  • Bütün sporcuların ve bilim insanlarının erkek olmadığını belirten örnekler gösterin. Film izlerken kız çocuklarının rol model alacağı kadın kahramanların olduğu filmleri izleyebilirsiniz. Böylece kız çocukları kendileri ile özdeşleştirecekleri başarılı kadın karakterleri tanımış olacaktır.
  • Cinsiyetçi oyuncakları evlerimize alıyorsak bu oyuncakların üreticilerinin olduğunu da biliyoruz. Bu bağlamda yalnızca ailelerin değil, oyuncak firmalarının da çocuklar arasında cinsiyet eşitliğini dikkate alarak yeni yöntemler geliştirmeleri gerekmektedir.
  • Bütün çocuklar değerlidir ve bütün çocukların birbirleri ile eşit olduğunu bilmesi gerekmektedir. Oyuncaklar çocukların cinsiyetlerine göre değil kişisel özelliklerine, yaşlarına, gelişim süreçlerine ve ilgilerine göre seçilmelidir. Erkek çocuğunuz hayvanları çok seviyorsa cinsiyetinden bağımsız olarak ona oyuncak ayıcık, kedi, köpek alabilirsiniz. Kız çocuğunuz futbol oynamayı seviyorsa voleybola yönlendirmek gibi bir hata yapmadan  onu futbola devam etmesi için cesaretlendirin.



Kreş Öncesi Hazırlık, Dikkat Etmeniz Gerekenler

Çocuğunuz kreş öncesi çağına gelene kadar birçok dönemini atlatmış ve hayata dair pek çok şey öğrenmiştir. İnsan hayatı öğrenmenin sonsuz olduğu bir süreç olduğu için çocuğunuzun da her yaşta bilmesi ve öğrenmesi gereken temel şeyler olmalıdır. Kreşe gidecek olan bir çocuğun, okul hayatının ilk yılına hazır olarak başlaması önemli bir kazanım olacaktır. Çocuğunuzu kreşe hazırlamak için minik bir kreş öncesi eğitim verebilirsiniz. 

 Bu kreş öncesi eğitim ve hazırlık, çocuğunuzun bağımsızlığına katkı sağlayarak bütüncül bir gelişim dönemi geçirmesini sağlayacaktır. 

  • Çocuğunuza İsmini ve Soy İsmini Öğretin

Çocuğunuz, sorulduğunda susmak yerine ismini söyleyebilmelidir. Bu hem sosyal gelişimi için hem de kendine güvenebilmesi için önemlidir. Akranları ve öğretmeni ile tanışmasının ilk adımı çocuğunuzun kendini rahatça tanıtabilmesidir.

  • Ayakkabı Bağcıklarını Bağlamayı Öğretin

Çocuğunuzun kreşe başlamadan önce ayakkabı bağcıklarını bağlamayı öğrenmesi hem kendi güvenliği açısından hem de gelişimi açısından önemli bir noktadır ve düşündüğünüz kadar da zor değildir. Birkaç gün boyunca durmadan pratik yapın. Yalnızca ayakkabı bağcıkları ile sınırlı kalmanıza gerek yok. Evdeki ipliklerle bile bağlama pratiği yapabilirsiniz. Önemli olan sürekli tekrarlamanızdır.

Çocuklar bir şeyler öğrenirken hayal kırıklığına uğrayıp pes etme eğiliminde olabiliyorlar. Fakat küçük bir cesaretlendirme ile yeniden deneyebilirler. Onları cesaretlendirmeyi ve durmadan tekrar etmeyi aksatmayın.

Öğrenme süreci bazen haftaları alabilir. Başardıklarında ise kendileri ile gurur duyacaklardır. Okuma yazmayı öğrendiğiniz ilk anı ya da bisiklete binmeyi başardığınız o duygu dolu anı hatırlayın. Büyük bir mutluluk ve gurur içinde olduğunuz şüphesiz bir durumdur. Şimdi aynı süreci çocuğunuzun yaşadığını görerek siz de gururlanacaksınız.

  • Tuvalete Girdikten Sonra Ellerini Yıkama

Temizlik alışkanlığı kreş öncesi eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır ve bu eğitimin en temel kısmı ise tuvalet sonrası el yıkama alışkanlığının edinilmesidir. Çocuğunuz bazen üşenebilir veya unutabilir. Böyle zamanlarda ona destek olmak için ellerinizi birlikte yıkayabilirsiniz.

Çocuğunuza tuvaletten çıktığında, sokaktan döndüğünde, kedi-köpek sevdiğinde ellerini yıkamayı öğretirseniz kreş öncesi dönemdeki çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirmiş de olursunuz. Çocuğunuzun ellerini yıkama alışkınlığı edinmesi, onun hastalıklardan korunmasını da sağlayacaktır. Niketim el yıkama alışkanlığı olmayan bir çocuk, daha sonra ellerini ağzına yüzüne sürüp hastalıklara davetiye çıkarabilir. 

Ayrıca çocuğunuza tuvalet sonrasında pantolonunu çekmesi ve düğmesini iliklemesi gerektiğini öğretmeniz çocuğunuzun kişisel gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Çocuğunuz bu sorumluluğu edinirse kreşe başladığında öğretmeninden yardım istemeden tuvalete girip çıkacağı için kendi özsaygısı ve bağımsızlık algısı da gelişecektir. 

  • Fiziksel Antrenmanlar Yapın

Kreş, çocuğunuz için ev ortamından daha hareketli bir sosyal ortam olacağı için çocuğunuzun kreşte sorun yaşaması muhtemeldir. Bunu önlemek için çocuğunuzu fiziksel anlamda daha hareketli bir yaşama alıştırabilirsiniz. Kreş öncesi dönemde çocuğunuzla birlikte yürüyüşler yapın, zıplayın, yakalama oyunları oynayın. Çocuğu ev dışı başka bir ortamın hareketliliğine alıştırmak, onun kreş ortamına uyum sağlamasını sağlayacaktır. 

Markete birlikte çıkın, sonrasında koşarak eve dönün. Önemsiz gibi görünse de bu tür minimal antrenmanlar hem çocuğunuzla aranızdaki aile bağını kuvvetlendirecek hem de çocuğun kreşte zorlanmasını önleyecektir. 

  • İhtiyaçlarını ve İsteklerini Dile Getirmesinin Yollarını Öğretin

Başka biri ile tanışırken atılgan olan çocuklar, genellikle öğretmenlerine kendi ihtiyaçlarını kolayca dile getirebilen, kendini iyi ifade edebilen ve daha kolay sosyalleşebilen çocuklar oluyor. Bu anlamda kreş öncesi hazırlık yapmak isteyen aileler, çocuklarının kendilerini iyi ifade edebilmelerini sağlayacak basit adımlar atmalılar. Örneğin çocuğunuzun tuvaleti geldiyse mutlaka söylemesini tembihleyin veya yardım istemesinin ne kadar doğal olduğunu konuşabilirsiniz.  

  • Sayı Saymayı Öğretin

Çocuğunuza 1’den 10’a kadar saymayı öğretebilirsiniz. Kreş çağındaki bir çocuğun 10’a kadar saymayı öğrenmesi ona ağır gelmeyecektir. Birlikte geçirdiğiniz zamanlara bu aktiviteyi de eklerseniz çocuğunuz 10’a kadar saymayı eğlenerek öğrenecektir. Çocuğunuz sayı saymayı tek seferde öğrenemeyeceği için durmadan pratik yapmalısınız.

Özellikle çocuğunuz uyumadan önce sayı sayma pratiği yaparsanız, çocuğunuzun sayıları daha iyi öğrenmesini sağlarsınız. Elbette ki bunun için belli bir zaman aralığı yok. Yemek sırasında, yolda, evde veya dışarıda her zaman çocuğunuza sayıları öğretebilirsiniz. 

  • Aileden Ayrılmanın Kötü bir şey Olmadığını Anlatın

  • Çoğu çocuk kreşin ilk günü ebeveynlerinden ayrıldığı için büyük bir anksiyete yaşıyor. Bu durumu yaşamamak için çocuğunuzu rahatlatmanız gerekecektir. Yapmanız gereken birkaç şey var.
  • Kreşe gitmek için ilk günü beklemenize gerek yok. Okul başlamadan birkaç gün önce kreş öğretmenini ve sınıfı ziyaret edebilir, çocuğunuzu öğretmeni ile tanıştırabilirsiniz. Çocuğunuzun, öğretmeninin ismini bilmesi oldukça önemlidir. Öğretmenin ismini evde kullanmak çocuğunuzun tanışıklık yakalamasını sağlayacaktır. 
  • Çocuğunuzla dışarıda vakit geçirirken kreşin önünden geçerseniz çocuğunuzun kreş alanına alışmasını sağlarsınız. Ona şöyle söyleyebilirsiniz. ‘’Bak, burası senin gideceğin okul. Burada oldukça eğlenceli vakitler geçireceksin.’’
  • Pozitif olun. Kreşin ilk günü geldiğinde her şeye rağmen çocuğunuz ufak bir anksiyete geçiriyor olabilir. Bunu önlemek için mutluluğunuzu çocuğunuza yansıtmaktan çekinmeyin. Çocuklar ebeveynlerinin davranışlarını olduğu kadar duygularını da örnek alırlar. Pozitif olarak ona destek olun. Mutluluğunuz ve rahatlığınız çocuğunuza da geçecektir.
  • Çocuğunuzu okula bıraktıktan sonra ayrılırken onu öpün, akşam olmadan yeniden görüşeceğinizi mutlaka hatırlatın. Siz de stresli olabilirsiniz fakat bunu çocuğunuza yansıtmayın. Ayrılırken el sallamayı ve gülümsemeyi unutmayın.

  • Nasıl Kalem Tutması Gerektiğini Öğretin

Çocuğunuzu yazma ve boyama aktivitelerine alıştırmak için birlikte kalem tutma pratikleri yapabilirsiniz. Bunun için mükemmel yazılar ve boyamalar yapmanıza gerek yok. Çocuğunuzun kalemi doğru bir şekilde kavramasını sağlamak için onu yönlendirmeniz yeterli. Amaç çocuğunuzun kreş döneminde el ve parmak kaslarını zorlanmadan çalıştırabilmesini sağlamaktır.

Parmak Kuklası Yapımı

Parmak kuklası özellikle 4-5 yaşlarındaki çocukların severek oynadığı bir oyun türüdür. Parmak kuklası yapımı, zannedildiği kadar zor olmamakla birlikte çocuğunuzla birlikte yaptığınızda çok daha eğlenceli bir hal alacaktır. Aynı zamanda parmak kuklası oyunu çocuğun kendine güvenini arttıran ve gelişimine katkı sağlayan bir oyundur. Çocuk bu oyun sayesinde diyalog kurarak canlandırma yeteneğini geliştirir. Kuklaları konuşturarak kendi diyaloglarını oluşturmaları, çocukların iletişim becerilerini geliştirecektir. Hatta parmaklarındaki her kuklaya bir isim takarak oyunu daha da eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. 

İki Boyutlu - Keçeden Kukla Yapımı

Malzemeler:

  • Renkli Keçeler
  • Makas
  • Yapıştırıcı
  • Oynar Göz veya Siyah Boncuk
  • İğne-iplik
Yapılışı :

İki keçe parçasını üst üste koyup belirlediğiniz şekle göre kesin. Sonrasında birleştirerek parmağınıza takacağınız kısım boş kalmak üzere dikin. Keçe kalıbını bu şekilde elde edebilirsiniz. 

Oynar göz varsa göz hizasına yapıştırın. Eğer yoksa boncukları göz olarak tasarlayıp dikebilirsiniz. Bu işlemi keçeleri birbirine dikmeden önce yaparsanız boncuk dikme işlemi sizin için daha kolay olacaktır. Dilerseniz yüz kısmının kalıbını öncesinden çıkararak sonraki aşamada yapıştırabilirsiniz. Basit kukla yapmak bu kadar kolaydır. 

Parmak kuklası yapımı, makas ve iğne-iplik kullanımı gerektirdiğinden dolayı mutlaka yetişkin gözetiminde yapılmalıdır.

Üç Boyutlu - Şönil Keçe Yapımı

Malzemeler: 

  • Renkli Şöniller
  • Yapıştırıcı
  • Ponpon
  • Oynar göz

Yapılışı:  

Bir şönil seçip parmağınıza dolayın. Bu şekilde kalıp çıkardıktan sonra ponponu şönilin üst kısmına oturtup yapıştırın. 

Oynar gözleri de ponpona yapıştırdıktan sonra dilerseniz bir burun ekleyebilirsiniz. Kulaklar için daha kısa bir şönil parçasını bükerek katlayın ve yapıştırın. İşte parmak kuklası hazır. İyi eğlenceler!

Birlikte eğlenceli vakit geçirmenin yanı sıra parmak kuklanın çocuğunuzun sosyal ve bilişsel gelişimine sağladığı faydalar oldukça fazladır.

Açıkçası parmak kukla yapımında her şey sizin hayal gücünüze kalmıştır. Çocuğunuzla birlikte dilediğiniz renkteki keçelerden ve şönillerden parmak kuklalar elde edebilirsiniz. Örneğin konuşan meyveler yapabilirsiniz. Çocukların dünyasında bir muz ile bir portakal arkadaş olabilir ve konuşabilir.

Parmak kuklası oyunu oynarken çocuğunuza ‘’Merhaba, tanışabilir miyiz?’’ diye seslenerek kendini tanıtmasını ve ifade etmesini sağlayın. 

Diğer yandan çocuğunuzun yeni tecrübelere açık olmasını sağlayabilirsiniz. Oyun esnasında rol gereği kendinize yeni meslekler edinebilirsiniz. Çocuğunuzun istediği mesleği seçmesi konusunda onu özgür bırakın. Hangi mesleği seçerseniz seçin mutlaka diyalog kurmalı ve rollere girebilmelisiniz. Amacınız, kukla oyunu oynarken aynı zamanda çocuğun gelişimine katkı sağlamak olursa daha verimli bir süreç olacaktır.

Ayrıca parmak kuklaları, çocuğunuzun dil becerilerini geliştirmesini ve kendini daha kolay ifade etmesini sağlar. Örneğin çocuğunuza seslendirmeler yaparak ‘’Şu anda çok mutluyum dostum. Sen nasıl hissediyorsun?’’ diyerek kukla oyununa başlayabilirsiniz. 

Bir parmak kuklasından yardım isteyerek çocuğunuzla yeni bir iletişim başlatın. ‘’ Bu bulmacayı çözemiyorum, bana yardım edebilir misin?’’, ‘’Bana banyonun yerini gösterebilir misin?’’ gibi sorular karşısında çocuğunuz harekete geçecektir. Çocuğunuza başkalarına yardım etmesi için fırsat verilmesi, çevresindeki insanlara katkıda bulunabilecek beceri ve yetenekleri olduğunu bilmelerini sağlar.

Yarı Zamanlı Çocuk Bakıcısı Maaşları

Okul çağındaki çocuğunuz için bakıcı arıyor fakat tam olarak kaç lira maaş vereceğinizi bilemiyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. 

Çalışan birçok ebeveyn çocuğun okuldan çıktıktan sonraki zamanını doldurmanın yollarını arıyor. Bu problemin çözümünü çocuğunuzla yar zamanlı bir şekilde ilgilenecek bir çocuk bakıcısı ile çözebilirsiniz. Aile büyükleri belli kuralları ezebildiği için çocuğunuzla ilgilenecek profesyonel kişiler olmayabilirler. 

Yarı zamanlı çocuk bakıcısı maaşı için belirlediğiniz ücretten emin olamıyorsanız bazı noktaları yeniden düşünmeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Yarı zamanlı bakıcı ücretlerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. 

  • Civardaki Yarı Zamanlı Bakıcıların Aldığı Maaşları Dikkate Alın

Atmanız gereken ilk adım eğer varsa yarı zamanlı bebek-çocuk bakıcısı ile çalışan arkadaşlarınızdan veya yakınlarınızdan tüyolar almak. Tecrübesi olan aileler bu konuda size rehberlik edebilirler. Bu konuda birçok tecrübeye sahip oldukları için size yardım edebilecek en doğru kişilerdir. Örneğin civar bölgedeki yarı zamanlı bakıcı ücretleriyle ilgili sizi bilgilendirebilirler. Yarı zamanlı bir çocuk bakıcısı ile çalışmanın zorlukları ve artıları konusunda sizi aydınlatabilirler. 

  • İş Sorumluluklarına Göre Maaş

Bakıcınızın iş sorumluluğu çocuğunuzu okuldan alma, oyun oynarken ona göz kulak olma gibi görevlerle sınırlı kalıyorsa ücreti de doğal olarak ortalama bir maaş dilimi aralığında olacaktır. Sorumluluklar çocukla birlikte oyun oynama, çocuğu okuldan alıp eve götürme, yemek yapma, ev işlerine de yardımcı olma gibi daha fazla emek gerektirdiklerinde yarı zamanlı bakıcı ücretlerinde de artış olacaktır. İhtiyaçlarınız fazla ise bu tür bir bakıcı sizin için daha uygun bir seçenektir. Aradığınız çocuk bakıcısı çocuğunuzun ev ödevlerine yardımcı olan, aktiviteler yapabilen ve çocuğun gelişim dönemlerine hakim olan bir bakıcı ise vereceğiniz maaşı ortalamanın üzerine çıkarmalısınız.

  • Çocukların Sayısı

Yarı zamanlı bakıcı maaşları, bakıcının sorumlu olduğu çocukların sayısına göre değişkenlik gösterebilir. Üç çocukla ilgilenen bir bakıcı ile tek bir çocukla ilgilenen bir bakıcının alması gereken maaş doğal olarak aynı olmayacaktır. Çocukların her birinin sorumluluklarının, vereceğiniz maaşı etkilediğini unutmayın. 

  • Tecrübe

Çocuk bakıcısının tecrübeleri, maaş belirlerken dikkate almanız gereken en önemli noktalardan biri olmalıdır. Bakıcı arama sürecinizde ‘’Kaç yıl bu mesleği yapmış?’’  ‘’Kaç yaşında?’’  ‘’Bu konuda aldığı bir eğitim var mı?’’ ‘’Çocuklara ayak uydurabilecek biri mi?’’ gibi sorular sorarak süreci hızlandırabilirsiniz. 

Daha fazla tecrübenin, daha yüksek bir maaş gerektirdiğini göz önünde bulundurmanız sizin için faydalı olacaktır.

  • Ev İşlerini Üstlenme

Eğer çocuğunuz dikkatli bir gözetim gerektiren süreçte değilse yarı zamanlı çocuk bakıcısının ev işlerine yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Bu durumda sorumluluklara ekstra olarak yemek ve ev işleri dahil olacağı için düşündüğünüz maaş limitini arttırmanız gerekecektir. 

Bu durum, her çocuk bakıcısının ev işleri yapması gerektiği anlamına gelmediği gibi bazen de çocuk bakıcısının işten vazgeçmesine sebep olabilir.  Eğer ev işlerini de üstlenen bir çocuk bakıcısı arıyorsanız bunun için bütçe ayırmanız bakıcınızın fikrinin değişmesini sağlayacaktır.

Bununla birlikte; çamaşır, bulaşık, temizlik, yemek gibi ev işlerini yapmak için hevesli olmayan bir çocuk bakıcısı ile karşılaştıysanız diğer adayları düşünebilirsiniz.

  • Ev Ödevlerine Yardımcı Olma

Aradığınız çocuk bakıcısının çocuğunuzun ev ödevlerine yardımcı olmasını istiyorsanız bakıcı adaylarının iyi eğitim almış olduğuna dikkat etmelisiniz. En azından çocuğun derslerine hakim olan adaylar arasından seçim yaparsanız işiniz kolaylaşacaktır. 

Çocuktan arta kalan zamanlarını ev işleri ile geçiren ve bu şekilde ekstra para kazanmak isteyen yarı zamanlı çocuk bakıcıları bulmanız hiç de zor değil. Sitemiz aracılığı ile iş arayan yaklaşık 400.000 çocuk-bebek bakıcısı arasından, aradığınız kriterlere uygun bir bakıcı bulabilirsiniz. 

  • Yatılı veya Yarı Zamanlı

Çocuğu okul çağında olan aileler çocuk bakıcısı arayışı süreçlerinde çoğunlukla yarı zamanlı çocuk bakıcısı tercih ederler. Yarı zamanlı çalışabilen çocuk bakıcısı arıyorsanız, bakıcınızın çalışma saatlerinizi çocuğunuzun okul sonrası saatlerine göre ayarlamanız gerekmektedir. Çünkü çocuğun okulda olduğu süre boyunca çocuk bakıcısına olan ihtiyaç azalır. Fakat çalışma saatleri değişkenlik gösteren aileler için yatılı bakıcı önem verilen bir meseledir. Elbette ki yatılı bakıcı ile birlikte çalışacaksanız vereceğiniz maaşın yarı zamanlı çalışan bir bakıcıya vereceğiniz maaştan farklı olması gerekmektedir.

  • Tatil Günleri Gibi Yan Haklar

Yarı zamanlı çocuk bakıcısına vermeyi düşündüğünüz maaş; sağlık sigortası, bayram tatilleri, izin günleri ve bakıcının üstlendiği ekstra sorumluluklara göre değişkenlik gosterecektir. Örneğin aradığınız bakıcının tatil günleri skalasını geniş tuttuğunuz takdirde maaş aralığını da bir tık düşük tutabilirsiniz. 

  • Ulaşım Masrafları

Yarı zamanlı çalışan çocuk bakıcıları çoğu zaman çocuğu okuldan alır ve eve bırakır. Bunun dışında çocuğu gitar dersine, yüzme kursuna bırakmak, Matematik özel dersinden almak gibi sorumlulukları da olabilir. Çocukla ilgili çeşitli ulaşım bedellerinin aile tarafından karşılanması etik anlamda daha doğru olacaktır. 

Diğer yandan bakıcınızın yol ve yemek masraflarını karşılamanız önerilir. Aile olarak böyle bir karar verdiğiniz takdirde çok daha fazla tecrübeli çocuk bakıcılarına ulaşabilirsiniz. 

Yarı zamanlı çalışan çocuk bakıcılarının sorumlukları ile yatılı veya tam zamanlı çalışan çocuk bakıcılarının sorumlulukları farklılık gösterecektir. Hatta yarı zamanlı çalışan bakıcılar arasında dahi farklılıklar olabiliyor. Bu noktada ailenin yaşam tarzı ve talepleri asıl belirleyici noktadır. Bu sebeple tek tip bir maaştan söz etmek olanaksızdır. 

Civardaki çocuk bakıcısı maaşları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra vereceğiniz yan haklar, tatil günleri, bakıcıya ihtiyaç duyduğunuz zaman aralığı, bakıcının yapmasını istediğiniz ekstra ev işleri, tecrübeleri gibi pek çok etken çocuk bakıcısı maaşlarını etkilemektedir. 

Bebeklerle Nasıl Oynanır? Kardeşlerin Birbiriyle Oynaması İçin İpuçları

Küçük kardeş 3-8 aylık ise sizin için faydalı olabileceğini düşündüğümüz bazı aktiviteler ve tavsiyeler işinize yarayacaktır. Kardeşinizle nasıl oyun oynayabilirsiniz?

Bebekler oyunlara bayılırlar. Uyumadıkları her zaman diliminde oyun oynayabilirler. Abla veya abi olarak sizin de yapacaklarınız hiç de sınırlı değil.

Not: Bu yazı, kardeşlerin birbirleri ile oyun oynamasına yardımcı olmak amacı ile ablalara ve abilere seslenilerek yazılmıştır 😊

Bebeklerle Nasıl Oynanır? 

  • Bir abla/abi olarak küçük kardeşinizin yüzünüze dokunmasına izin verin. Sizi merak ediyor ve size dokunarak sizi keşfetmek istiyor. 
  • Onunla ‘’Ce-eee’’ oyunu oynayabilirsiniz. Bu aylarda çocuklar siz ellerinizi kapattığınızda kaybolduğunuzu düşünür ve yüzünüzü açtığınızda yeniden geldiğiniz zannederler. Sizi yeniden gördüklerinde büyük bir sevinç yaşamaları bu yüzdendir. Haydi onları şaşırtın 😊
  • Kardeşinize şarkılar söyleyin. Çocukların anne karnından itibaren müzik dinlemelerinin onların gelişimi için pozitif bir etki yarattığı birçok uzman tarafından çok kez ifade edildi. Kardeşinize eğlenceli bir müzik açabilir veya ona şarkı söyleyebilirsiniz. Size ve sizin sesinize alışması için mükemmel bir yöntemdir. 
  • Ona kitap okuyun veya masallar anlatın. Belki bu sayede onu uyutabilirsiniz bile! 
  • Bir abla veya abi olarak minik kardeşinize dil çıkartmalı sevimli hareketli yaparak onu eğlendirebilirsiniz. 
  • Kulağına kısık sesle ıslık çalabilirsiniz. Pür dikkat size odaklanacaktır. Onu şaşırtmak hiç de fena fikir değil! 
  • Minik kardeşinizin ayaklarına dokunun, okşayın. Ayakları ile ellerinizi kavramaya çalışacaktır. Görünce çok şaşıracaksınız.
  • Ona el sallayın, el hareketleri yapın. Parmaklarınızı takip edecektir. 
  • Onun size dikkatini verdiği kadar siz de ona dikkatinizi verin. Bebekler kendileri ile ilgilenildiğini mutlaka anlar ve hissederler.

Tüm bunları yaparken fark etmeden de olsa küçük kardeşinizin çeşitli kas egzersizleri yapmasını sağlamış olacaksınız.

Unutmayın ki bebekler sürekli etraftaki nesnelere dokunmak, onları kavramak isterler. Bu yüzden bebek oyuncakları harika bir fikir olacaktır. Ona oyuncak vermeden önce oyuncağın yumuşak ve güvenli olduğundan, zararlı maddeler içermediğinden emin olun. Bunun için güvenli oyuncak markalarını tercih etmeniz iyi olacaktır.

Bu konuda ebeveynlerinizden yardım alabilirsiniz. Bebeğin oynayacağı ve ağzına götüreceği oyuncak mutlaka steril olmalıdır. Çünkü bebekler oyuncakları mutlaka ağızlarına götürür. Ayrıca kardeşinize vereceğiniz oyuncağın, bebeğin yutabileceği kadar küçük olmaması güvenli bir adım olacaktır.

Bir oyuncak seçtiniz ve kardeşinizle birlikte oynamak istiyorsunuz. Her çocuk aynı oyuncağı sevecek diye bir kural yok. Her bebeğin mizacı, huyları, sevdiği şeyler farklıdır. Aynı şekilde her bebek diğer akranından farklıdır. Kardeşinizin en sevdiği oyuncağı bulmakla işe başlayabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken birkaç şey var.

Oynamaya başlamadan önce kardeşinizin o oyuncakla oynayıp oynamak istemediğini öğrenmek için ona sorular sormalısınız. Bebeklerin cevap vermesi için konuşması gerekmiyor. Hareketlerinden, yüz ifadesinden, çıkardığı sesten oyuncağı sevip sevmediğini anlayabilirsiniz. Onun tepkilerini ölçerek neler karşısında eğlenip eğlenmediğini çok rahat bir şekilde fark edebilirsiniz. Onu gözlemleyin, cevabı kolayca bulacaksınız.

Eğer gülüyorsa sizi onaylıyor ve devam etmek istiyordur. Kafasını çeviriyor veya ağlamaya başlıyorsa oyunu değiştirmeniz gerekiyor demektir.

Bazen bebekler bazı oyunlardan ilk seferde hoşlanmayabiliyorlar. Birkaç ay sonra ise aynı oyunu sevebilir ve isteyebilirler. Sebebini anlamak için oyun oynarken takındığınız tutumu sorgulamanız gerekmektedir. Belki de kardeşinizle oyun oynarken onu gıdıklamanız gerekiyordur veya onu sarılıp öperek oyun oynayabilirsiniz. Ayrıca mutlu ve eğlenceli bir yüz ifadesi ile yaklaşmanız onu da mutlu edecektir.

Bebekle oynarken ebeveynlerin ve büyük kardeşin dikkat etmesi gereken en önemli nokta onun güvenliğinin sağlandığından emin olunmasıdır. Örneğin yerde bebeğin ağzına atıp yutabileceği nesneler bulunmamalıdır. Bu yüzden bebeğin sürekli gözetlenmesi gerekmektedir. 

Bazen oyun sırasında bebek birden ağlamaya başlayabilir. Bu durumda kendinize şunları sorabilirsiniz:

-Bebeği yaralayacak bir şey mi yaptım?

-Bebeği istemeden korkuttum mu? 

Eğer cevaplarınız ‘’hayır’’ ise, ebeveynlerin bebeği doyurma veya altını değiştirme vakti gelmiş olabilir. Belki de cevap çok basittir. Bebek artık sadece uyumak istiyordur.

Ayrıca bebeklerin yüksek sesli ortamlarda korkabileceklerini ve huzursuz olabileceklerini unutmayın. Eğer oda çok gürültülü ise küçük bir mola vererek başka bir odaya geçebilirsiniz.

Bebeğin abla/abisiyle oynaması gerçekten çok eğlenceli olabilir. Belki de şaşıracağınız şeyler ortaya çıkabilir. Bir bebeğin abla abisinden öğreneceği çok şey vardır. Kardeşler her gün birlikte vakit geçirebilirler. Yemek yemek, uyumak gibi temel ihtiyaçların arasına oyunu da ekleyebilirsiniz. Haydi birlikte oyun oynamaya! 

Otizm Nedir? Otizm Spektrum Bozukluğu? Otizmin Belirtileri Nelerdir?

Otizm Nedir? Otizm Spektrum Bozukluğu? Otizmin Belirtileri Nelerdir? 

Otizm, otizm spektrum bozukluğu diye de adlandırılır, kişinin dünyayı algılarken kurduğu sözel ve sözel olmayan iletişimin anlam kazanamaması olarak ifade edebileceğimiz nörobiyolojik bir bozukluktur. Otizmli insanlar beyni, diğer insanlardan daha farklı yapıya sahip olduğu için dünyayı diğer insanlardan daha farklı bir biçimde algılarlar. Otizmin net olarak tedavisi ve tanı testleri yoktur fakat erken tanı ve çeşitli destek mekanizmaları ile otizmli bireylerin hayatları kolaylaşabilir. 

2 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından otizm konusunda farkındalık yaratmak ve kamuoyunun dikkatini çekerek bu konuyla ilgili problemlere çözümler üretmek amacı ile ‘’Dünya Otizm Farkındalık Günü’’ olarak ilan edilmiştir. 

Otizm Belirtileri Nelerdir?

  • Diğer insanlarla iletişim kurmada zorlanma, jest ve mimikleri algılayamama,
  • İsmi seslenildiğinde tepki vermeme, etrafa ilgisizce bakma,
  • İşitmede zorluk yaşama,
  • Diğer insanların düşündüklerini ve hissettiklerini anlamada zorlanma, kendisine dostça yaklaşan birini tehdit olarak algılama,
  • Işıklı ve gürültülü şeyleri tehdit olarak algılama, huzursuz olma,
  • Rutinlerine aşırı bağlılık,
  • Çeşitli uyku bozuklukları gösterebilirler; uzun süre uyuyamama, ağlayarak ve bağırarak uyanma gibi,
  • Zaman zaman zeka geriliği gözlemlenebilir,
  • Alışık olunmayan sıradan olaylara karşı korku veya anksiyete geliştirme, örneğin eve misafir geldiğinde korkup bağırma,
  • Zaman zaman ebeveynlerinin yokluğunu hissetmeme, 
  • Öğrenmenin çok uzun bir süreye yayılması veya öğrenme aşamalarında sekteye uğrama,
  • Aşırı neşe veya kızgınlık, hezeyanlı davranışlar, 
  • Basmakalıp ve takıntılı davranışlar geliştirme; el çırpma, kendi etrafında dönme gibi sürekli aynı hareketi yapma,
  • Dil becerileri gelişiminde gerilik; konuşma bozuklukları, konuşmada gecikme, anlamlı cümleler kuramama veya cümleyi yarıda kesme, ne söyleyeceğini unutma, 
  • Soyut algıda gecikme veya hiç gelişememe

gibi belirtiler görülebilir. Belirtilerin birkaç tanesi gözlemlendiğinde çocuğun doktora götürülmesi uygun olacaktır. 

Bu belirtiler, az sayıda hafif düzeyde veya çok sayıda ağır düzeyde olabildiği ve bu arada seyredebildiği için spektrum şeklinde ifade ediliyor. Bazı otizmli bireyler öğrenme bozukluğu yaşıyorken bir kısmı orta düzeyde mental sağlık sorunları yaşıyor, diğerleri ise ağır düzeyde anksiyete ile boğuşabilir. Bütün otizmliler çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalıyor fakat otizmli olmak bütün otizmlileri aynı biçimde etkilemez. Bu sebeple her birinin farklı türden destek mekanizmalarına ihtiyaç duymaları normaldir.

Otizm Tanısı Nasıl Konulur?

Otizm ancak belirli tanı sistemleri ile tıp doktorları, psikiyatristler, pediatristler aracılığıyla teşhis edilir. Çocuğun mutlaka çocuk psikiyatristine de görünmesi tavsiye edilir. Aileden çocuğun yaşam öyküsünün alınması doktorların doğru tanı koymasına yardımcı olur. Çocuğun zorlayıcı davranışlarının ne zaman ortaya çıktığını gözlemlemek, ebeveyn olarak buna uygun davranış geliştirmek önemlidir. Çocuğun otizmli olduğuna kanaat getirmek için uzun görüşmeler sonucunda çocuğun durumunun başka tıbbi tanılarla açıklanamıyor olması gerekir. 

Tanı konulması uygun destek yöntemlerinin belirlenmesi açısından önemlidir. Otizm tanısı konulduktan sonra zamanla iyileşme görülebilir. Yani belirtiler ve problemler ömür boyu aynı düzeyde kalmayabilir. Fakat belirtilerin düzeyi hafiflese bile tamamen kaybolması mümkün değildir.

Otizm Testi Var Mıdır?

Otizmi net olarak teşhis edebilen belli bir test yoktur. Fakat otizme eşlik eden belirtilerin düzeyini anlamak için çeşitli nörolojik muayeneler, genetik değerlendirmeler, zeka ve uyum testleri yapılır. Otizm spektrum aralığındaki her belirti için ayrı ayrı özenli olarak inceleme yapılmalıdır.

Otizmin Tedavisi Var Mıdır?

Otizmin düzeyi değişebilir fakat tedavisi yoktur. Özel eğitim ve rehabilitasyon, otizmin belirtilerinin sebep olduğu sorunlara yönelik en uygun tedavidir. Eşlik eden sorunlar için, sorunun türüne göre tedaviler uygulanmalıdır. Tedavi sürecindeki en önemli ve gerekli nokta özel eğitim ve rehabilitasyondur. 

Belirtilere yönelik tedavi sonrası veya süresince çocuğun konuşmasında iyileşme, sosyal ilişkilerinde düzelme, motor becerilerinde ve kendini ifade etme düzeyinde gelişme görülebilir. Bunlar önemli kazanımlardır. Çocuğun sosyal hayata daha fazla adapte olabilmesi için özel eğitim çok önemli bir noktadadır.

Otizm ile İlgili Yanlış Bilinenler

  • ‘’Otizmliler çevreye veya çevredeki insanlara zarar verirler.’’

Böyle bir durumun yaşanma ihtimali vardır fakat tüm otistikler aynı şekilde tek tip tutum geliştirmedikleri için hepsinin her zaman saldırganca tutum sergilemesi de olası değildir. Bazı otistikler huzursuzlanabilir, rahat hissetmeyebilir veya tehdit altında hissettiklerinde saldırganlaşabilirler. 

  • ‘’Otizm ruhsal bir problemdir.’’

Otizm ruh hastalıkları kategorisine girmez. Fakat otizm spektrum bozukluğuna sahip bireylerin bazı davranışları ruh hastalıkları belirtilerine benzeyebilir.

  • ‘’Otizm bir hastalıktır.’’

Otizm bir hastalıktır demek doğru bir ifade değildir. Otizmli bireylerin beyni sıradan insanların beyninden daha farklı biçimlerde çalışır. Bu sebeple sıradan bir günde yaşıtlarından daha farklı davranırlar.

  • ‘’Otizmin tedavisi vardır.’’

Otizmin kesin bir tedavisi ve ilaçları yoktur. Yalnızca belirtileri azaltmak için pediatrist, psikiyatrist ve doktor gözetiminde ilaçlar kullanilabilir. Amaç, otistik insanların hayatlarını sağlıklı bir şekilde idame ettirebilmelerine yardımcı olmaktır.

  • ‘’Otizmliler arkadaş edinemezler.’’

Evet bu anlamda diğer insanlara göre daha fazla zorlandıkları doğrudur fakat otistik insanların da sosyalleşmeye ihtiyaçları olabilir. Sosyal düzen, dezavantajlı gruplar dikkate alınarak yeniden düzenlendiğinde hafif-orta düzey belirti gösteren otizmliler, yoğun sosyal ve medikal destekler aracılığı ile arkadaş edinebilir ve kendilerine uygun bir mesleği yapabilirler.

  • ‘’Otizm, kötü ebeveynlerin ve mutsuz ailelerin bir sonucudur.’’

Otizmin kesin nedenleri henüz bilinmemekle birlikte kötü ebeveynlerden, sosyo ekonomik durumlardan veya yaşanılan coğrafyadan kaynaklandığı yanlıştır. Çünkü otizm, genetik bir bozukluktur. Birçok gendeki bozukluk otizme yol açabilir.

  • ‘’Otizmli insanlar aslında üstün zekalıdır.’’

Otistik spektrum bozukluğuna sahip bireylerin yalnızca %10’u üstün zekalıdır. Bu insanlar çok güçlü belleğe, ezber yeteneğine, çok hızlı kitap okuma ve okuduğunu hemen kavrama vb. özelliklere sahip olabilirler.

  • ‘’Otizm anneden geçer.’’

Otizmin bilinen nedenleri arasında birtakım genetik bozukluklar tespit edilse de buna direkt olarak sebep olan ‘’otizm geni’’ yoktur. Yani anneden veya babadan geçiş söz konusu değildir. 

Okul Öncesi Dönemde Oyunun Önemi

Okul öncesi dönem(3-6 yaş), çocukların bilişsel, fiziksel ve sosyokültürel anlamda hızlıca değişim yaşadığı bir dönemdir. Çocukların sağlıklı bir gelişim sürecini devam ettirmesi için bu dönemin önemi oldukça kritiktir. Çocuğun bağımsızlık kazanmasını sağlayan motor gelişim süreci okul öncesi dönemde şekillendirilir.

Çocuk bu dönemde fiziksel hareketlerini hızlandırır, sosyalleşmek ister, arkadaşlarıyla iletişim kurabilecek duruma gelir, koşup enerjisini atmak ister. Kısacası artık ebeveynlerinin daimi gözetiminden bir parça da olsa ayrılır. Bu kısmi ayrılma, ebeveynlere bağlılığın azalması, çocuğun sosyalleşerek dış dünyaya katılması, akran çocuklar ile sosyalleşmesi, artık daha karmaşık oyuncaklarla oynaması gibi temel bazı adımları kapsayarak çocuğun duygusal gelişimine olumlu anlamda katkı sağlar. Bu büyüme döneminde oyuncakların önemi şaşırtıcı derecede fazladır. Okul öncesi dönemde oyunlar çocuklar gelişimi için çok önemlidir.

Okul Öncesi Dönemde Oyuncaklar
Algıların çok açık olduğu okul öncesi dönemde çocuklar, oyuncaklar için oldukça heveslidir. Artık basit ve tek tip oyuncaklardan sıkılırlar. Kutu oyunları, puzzle, kendilerinin yönetebileceği türden kuklalar, müzikli kutular, çok renkli oyun hamurları, kostümler, maskeler, gelişmiş logo seti, inşaat setleri gibi oyuncaklar, 3-6 yaş arası çocuklar için oldukça uygundur. Bu dönemde çocukların diğer akran çocuklar ile sosyalleşirken paylaşmayı ve işbirliği kurmayı öğrenmeleri, sosyal gelişimine katkı sağlayan yegane unsurlardandır. 

Okul öncesi dönemde elbette her oyuncak çocuk için uygun değildir. Örneğin 200 parça yapboz 4 yaşındaki bir çocuğa ağır gelecek ve çocuğun kafasını karıştıracaktır. Yanlış oyuncak seçimi çocuğun kendini başarısız hissetmesine sebep olabilir. Bu bakımdan okul öncesi çağdaki bir çocuk için yerinde oyuncaklar seçmek ailelerin ayrıca önem vermesi gereken bir konudur. Oyuncak seçerken çocuğun yaşının ve kapasitesinin farkında olarak ona göre oyuncakları tercih etmek doğru bir yaklaşımdır. Peki nedir bu oyuncaklar? İşte okul öncesi dönemde çocukların seveceği 10 oyuncak...

Maske
Maskeler çocuklar için oldukça ilgi çekici oyuncaklardır. Akran çocuklar ile birlikte oynanması tavsiye edilen maskeler, çocukların kılık değiştirerek yeni yaratıcı oyunlar üretmesini sağlayabilirler. Örneğin bir çocuk ayı maskesi takıyorken diğer çocuk kedi maskesi takabilir. Böylece birlikte ‘’tilki ve ayı oyunu’’ oynamış olurlar. 
Üstelik maske satın almanıza gerek yok. Evde sizin gözetiminizde kağıt ve lastikten kolayca maske yapabilirsiniz. Böylece çocukların yaratıcılığına katkı sağlamış olursunuz. 

Yapboz
3-6 yaş arası çocuklar için 50-60 parçalık yapboz yeterli olacaktır. Puzzle seçerken çizgi film karakteri, basit dağ ve deniz manzaraları, eğlenceli figürler veya haritalar tercih edebilirsiniz. 
Yazı Tahtası
Çocukların okul hayatına hazırlandıkları okul öncesi dönem için oldukça yerinde bir materyal olan portatif yazı tahtası, çocuğun el becerilerini geliştirir ve duygu dünyasına katkı sağlar. Aynı zamanda çocuk yavaş yavaş kalem kullanmayı öğrenmeye başlar. Yazı tahtası onun için özgürlük alanıdır, ne isterse onu çizer. Çocuğun hayal dünyasına katkı sağlayan yazı tahtası, aynı zamanda onu sınıf ortamına hazırlamak iyi bir seçimdir.

Domino Seti
Renkli, ahşap dominolar çocukların dokunma duyusunu geliştirir. Dokunma duyusu ile algılayabildikleri nesneleri kavrayabilir, yerleştirir, çıkarır-takar, yerini değiştirebilirler. Domino taşlarını yan yana upuzun bir biçimde dizmek ve sonrasında yıkılışlarını seyretmek çocuklar için eğlenceli olabilir. 

Oyun Hamuru
Oyun hamuru seçerken zararlı madde içermediğine dikkat etmeniz çocuğunuzun sağlığı için önemlidir. Zararlı madde içermeyen ve kokulu oyun hamurları okul öncesi dönemdeki bir çocuk için harika bir oyuncaktır. Oyun hamurunun, çocuğun el ve parmak kaslarının gelişimine etkisi yadsınamaz. Çocuklar oyun hamurunu böler, parçalar, birleştirir ve yeni şekiller ortaya çıkartırken aynı zamanda eğlenir. 

Lego Seti
 Çocuklar, lego parçalarını birleştirerek çeşitli yapılar ve sütunlar üretebilir, sonra da bu parçaları birleştirebilir. Bu dönemdeki çocuklar öğrenmeye oldukça hevesli ve her an merak içindelerdir. Bu sebeple legolarla oynarken yeni yapılar üretmekten, onları ayırıp yeniden birleştirmekten keyif alırlar.  

Magnet
Mıknatıslı magnetler, okuma-yazma öğrenme öncesi alıştırma olarak kullanılabilirler. Aynı zamanda isim yazma pratikleri yapılabilir. Örneğin aile üyelerinin isimleri yazılarak eğlenceli bir aktiviteye dönüştürülebilir. Bu anlamda hem eğitici hem de eğlenceli oyuncaklardır. Çocukların eğlenerek öğrenmesini istiyorsanız evinizden magnetleri eksik etmeyin.
Misket
Hem evde hem de sokakta oynanabilen misketler nesilden nesile aktarılmış oyuncaklardandır. Misket oynarken kurallara ihtiyacımız yok. Çocukları oyunları ile baş başa bırakın ve seyredin.

Oyuncak Telsiz
Çocukların tabiri caizse bayıldığı bu telsiz seti onların hem takım kurma ve iletişim becerilerine katkı sağlayacak, hem de onları eğlendirecektir. Çocukların birbirinden eğlenceli casus oyunları oynamalarına hazır olun!
Çocuklar ellerinde telsiz odadan odaya koştururken fiziksel gelişimlerine de katkı sağlayarak enerjilerini atmalarını sağlayabilirsiniz. Ayrıca çocukların birbirleri ile hiç sıkılmadan sosyalleşmeleri için harika bir seçimdir.

Kukla
Kukla oyunları, çocukların el ve parmak kaslarının gelişimine katkı sağlar. Kuklaları yöneten çocuklar aynı zamanda seslendirme yaparak kendi aralarında yeni bir tiyatral oyun üretebilirler. Çocukları sanata yönlendirmek için aracı rolünde olan kuklalar, çocukların yönetiminde hareket ettiği için onların liderlik özelliklerine katkı sağlar.