Bakiciburada.com

Türkiye'nin Eğitimli Bakıcısı Burada

BEBEK BAKICILARI VE DADILAR İÇİN 10 TÜYO

İşte mükemmel bir ilk izlenim yaratmak için bebek bakıcıları ve dadılara özel bazı bakıcılık tüyoları :

-          Görüşmenizden bir gün önce ya da görüşmenin olacağı gün erken saatlerde mesaj, ziyaret ya da atacağınız bir e-mail ile rezervasyonunuzu teyit edin. Tarihin ve adresin doğruluğundan da emin olun.

-         
İşinize uygun giyinin. Günlük ama tertipli kıyafetleri tercih etmeye dikkat edin.

-         
5 dakika önce orada olun.

-         
Çocukla temkinli bir bağ kurun  – onunla aynı seviyeye inin ve size en sevdiği oyuncağını göstermesini isteyin. Onunla oynamaktan ve birlikte eğlenmekten korkmayın.

-         
Eğer çocuk uykusundan yeni uyanıyorsa ona bir sürpriz getirin. Çok pahalı olmak zorunda değil, sadece aranızdaki buzları kıracak özel bir şey olsun yeter. ( Örn; bir yapışkan veya çocuklarla ilgili bir website çıktısı)

-          Nasıl bulduysan öyle bırak! Evden ayrılırken de geldiğiniz zamanki gibi toplu olmasına dikkat edin. İçtiğiniz kahvenin fincanını yıkayın, çocukların kıyafetlerini toparlayın. Kitaplar ve oyuncaklar kalabilir. Bunlar hatırı sayılır ufak dokunuşlardır.

-          Çocuklar uyurken akşam boyunca bir ya da iki defa onları kontrol ederek mışıl mışıl uyuduklarından ve ortamın gereğinden fazla sıcak ya da soğuk olmadığından emin olun. (Ebeveynleri her şeyin yolunda olduğunu söyleyene kadar)

-         
O gün ve ya o akşamla ilgili kısa ve öz bir not yazın. Örneğin; “akşam 7’de süt içti, sessizlik oyunu ve boyama kitabı yapıldı. 7:30’da mızmızlanmadan yatağa girdi. Oyun oynarken çok fazla ‘top’ dedi. Mışıl mışıl uyudu.”

-          Ailelerin gizliliğine saygı gösterin. Gerekli olmadıkça evin her alanına girmeyin

-          Çocukların en sevdiği şarkılarla, videolarla ve pop starlarla kendinizi tazeleyin! Gençliğinizi yeniden yaşayın! Barış Manço, Mavi Minikler, Little Mix ve One Direction’u öğrenin! 



Hazırlayan : Doğa Aktan (İnsan Kaynakları Stajyeri) - Marmara Üniversitesi İşletme

İyi Bir Bebek Bakıcısı Profili Oluşturmak İçin

Çocuk bakımı için aile ve bakıcının çok iyi eşleşmesi gerekir. Profiliniz ailede sizin hakkınızda anlık bir izlenim oluşturur. Bu yüzden iş bulmak için profilinizde en doğru mesajı iletmeniz önemlidir. İşte size etkili bir profil oluşturmanız için birkaç ip ucu:

Tüm özgeçmişinizi yazmayın- kısa ve ilgili tutun! Bebek - çocuk bakımı deneyimleriniz hakkında birkaç cümle yazabilirsiniz.

Neden? Ne Zaman? Nasıl? Kim? Bu sorulara cevap arayın:

Neden? Neden çocuk bakmak istiyorsunuz?

Ne zaman? Ne zamandır bu işi yapıyorsunuz? 18 yaşımdan beri ya da son 5 yıldır gibi bilgileri ekleyebilirsiniz.

Nasıl? Nasıl çalışmak istiyorsunuz?  Yarı zamanlı ya da saatlik bir iş mi yoksa bebek bakıcılığını yatılı olarak mı görüyorsunuz?

Kim? Kime bakmak istiyorsunuz? Yenidoğan, ilköğretim, özel ihtiyaçları olan çocuklar gibi.

Esnek olup olmadığınızı belirtin- Çalışma saatleri ve günleri konusunda ya da görev tanımı konusunda esnek olabiliyor musunuz? Bunu belirtirseniz bir fark yaratabilirsiniz.

Kişiliğinizi ortaya koyun- Kişiliğinizi veya özel beceri gösteren bir yorum eklemek için çekinmeyin ! Bu sizi diğerlerinden ayırt edecektir .

Tekrar kontrol edin- Bir yazım denetimi yapın. Profiliniz iyi gözüküyor mu emin olmak için profilinizi okuyun.  CV görüntüle kısmından bunu rahatlıkla yapabilir, düzenlemek için CV güncelle kısmını kullanabilirsiniz.

Referans verin - Daha önce çalıştığınız aileden, eğitim aldığınız kurumdan  ve ailenizden olmak üzere en az 3 adet referans vermeniz, bebek bakıcısı arayan aileler için sizin hakkınızda doğru bilgileri öğrenmeleri ve sizi seçmeleri konusunda yardımcı olacaktır.

Cv’inizin ‘’İş Arıyorum’’ durumunda olduğundan ve profilinizin gizli olmadığından emin olun- Ailelerin iş aradığınızı bilmesi ve bakıcı arama kısmında sizi görebilmesi için bu durum önemli. Profilinizin gizlilik ayarlarından gizliliği, CV’inizi görüntülediğinizde sağ üst köşeden ‘’İş arıyorum ’ durumunu düzenleyebilirsiniz.

Hemen Bakıcı Profili Oluştur!

Bakıcılara Mülakat İçin İp Uçları

Hazırlıklı olun!

Fotoğrafınızı, adli sicil kaydınızı, referanslarınızı ve kısa özgeçmişinizi bir dosyaya koyup yanınızda götürün. Rahat ve özenli giyinmeye dikkat edin. Eğer toplu taşıma ile gidecekseniz gecikme paylarını hesaba katın. Görüşme yerine beş dakika erken gelmeniz daha rahat ve hazır hissettirecektir. Bu sürede sorulması muhtemel sorulara cevaplar hazırlayabilirsiniz. Anne veya çocuk hakkında sormak istediklerinizin listesini de bu sürede hazırlayabilirsiniz.



Kendiniz olun!

Dürüst ve açık olun. Mülakat sorularına geçmeden önce kibar bir sohbet ortamı oluşturabilirsiniz. Gülümseyin ve doğal davranın. Ebeveynler kendi evlerini paylaşacakları birini arıyorlar. Basit ve kısa cevaplar verin konu dışına çıkmamaya özen gösterin. Emin olun görüşme sırasında veliler hatta çocuklar ne kadar ilgili olduğunuzu görmek isteyecektir.

İşte Ailelerin Size Sorabilecekleri Sorular:

1.Okulunuz, kaldığınız yer ve belki varsa kurslarınız nerede?

2.Daha önce deneyiminiz oldu mu?

3.Herhangi özel nitelikleriniz var mı? Mesela ilk yardım biliyor musunuz?

4.Neden bu işi yapmak istiyorsunuz?

5.İlgi alanlarınız ve hobileriniz neler?

6.Çocuk aileden ayrılmak istemediği için ağlama krizine girdiğinde ya da uyumamak için inat ettiğinde bu durumu nasıl yönetirsin?

7.Daha önce acil bir durumla karşılaştınız mı? Bu durum karşısında ne yaptınız?

8.Hangi saatler arasında çalışabilirsiniz?

9.Saatlik ya da aylık ücret beklentiniz nedir?

10.Ehiyetiniz ve arabanız var mıdır?

11.Sabıka kaydınızı verebilir misiniz?

12.Referans verebilir misiniz?

13.Çocuğun yaşına ve ilgi alanlarına göre onunla nasıl oyunlar oynayabilir, ne gibi etkinlikler düzenleyebilirsiniz?



Bunlar da Sizin Ailelere Sorabileceğiniz Sorular:

1.Çocuk kaç yaşında?

2.Nasıl bir karaktere sahip?

3.Çocuğun hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyler neler?

4.Çocuğun yanından ayırmadığı bir oyuncağı var mı?

5.Ne tür yemekler yemekten hoşlanır?

6.Emzirilen bir bebekse nasıl yapılacak?

7.Herhangi bir alerjisi var mı?

8.Özel ihtiyaçları var mı?

9.Benim izlemem gereken bir rutin var mı? Örneğin uyku rutini.

10.Çocuk bakımı dışında üstlenmemi istediğiniz görevler var mı?

11.Çocuğunuzun bakımı için başka bir yöntem kullandınız mı?

12.Daha önceki durumdan benimle olan duruma nasıl bir geçiş yapacağız?

13.Hangi saatlerde ve ne sıklıkla benimle çalışmak istiyorsunuz?

14.Bana ödemeyi planladığınız ücret nedir?

Derleyen : Manolya Özkan (İnsan Kaynakları Stajyeri)

Bebek Bakıcısına İş Görüşmesinde Sorulacak Sorular

İyi bir bebek bakıcısı bulmak aslında sezgilere dayanır. Ama Cumartesi gecesi için bir bakıcı bulmak ya da önümüzdeki ay gelmesini beklediğiniz misafiriniz için birini arıyorsanız işte size yol gösterecek birkaç soru:

1.Çocuk bakıcısı neler yapar, anlatır mısınız?

2.Bakımıyla ilgilendiğiniz kendi yeğenleriniz ya da küçük kuzenleriniz var mı?  

3.Bu işi ne kadar süre yapmayı planlıyorsunuz?

4.Çocuklar için en iyi disiplin yönteminin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

5.Evi toparlamanın işinizin bir parçası olduğunu düşünüyor musunuz?

6.Ücret beklentiniz nedir ve tecrübelerinizle beklentinizin ilişkisi nedir?

7.Geceleri yatılı kalır mısınız? Bunun için ücret beklentiniz nedir?

8.Puset ve bebek arabasını rahat kullanabilir misiniz?

9.Çocuklarımızın düzgün bir eğitim almasını engelleyecek her hangi bir sağlık probleminiz var mı?

10.İlk yardım eğitimi sertifikanız var mı?

11.Çocuklarımızla yapabileceğiniz bir faaliyeti bize örnek verebilir misin? Örneğin; sanat projesi, saklambaç, masa oyunları, gitar çalma gibi.

12.Hangi şartlar altında beni ararsınız?

13.Hangi durumda hangi acil numaraların aranacağını biliyor musunuz? (112,155 gibi)

14.Bir ebeveyn olarak bizden beklentileriniz neler?


İstanbul, Ankara, İzmir ve Tüm Türkiye'de Bakıcı Arıyorsanız Hemen Kayıt Olun!

Yeni Bir Bakıcı Bulmanız İçin 5 Neden

Bakıcıya hiç ihtiyacınız olmadığını mı düşünüyorsunuz? Çocuğunuzla siz ya da ailenizden biri mi ilgileniyor? Aa sizin zaten bir bakıcınız mı var? Yine de her zaman olası durumlara hazırlıklı olmanız gerekiyor neden mi? İşte bu yüzden:


1.Çocuk bakıcısı bulmak için repertuarınızı geniş tutmanız gerekir

Ebeveynlik bol cephane gerektirir. Çocuğunuzun yeni birine ısınması ve sizin ona güvenmeniz biraz zaman alır. Elinizde başka adayların da olması bakıcınızın son dakikada sizi bırakması durumunda son dakika kurtarıcınız olarak yeni bakıcınızı kullanabilirsiniz.

2.Çocuklarınız bu değişiklikten yararlanacaktır

Düşünsenize çocuğunuz ve bakıcınızın ortak ilgi alanları olduğunu, aile yemekleriniz için yemek yapabilirler;  tiyatro, sinema gibi aktivitelere katılabilirler; çeşitli spor dallarında çocuğunuza koçluk yapabilir; birlikte yüzebilirler; bir müzik aleti çalmayı öğretebilir  ve bunun gibi bir sürü alanda çocuğunuzun sosyalleşmesinde yardımcı olabilirler. Bunları aile büyüklerinizden biriyle yapmaları biraz zor olabilir. Eğitimli bakıcılarla çocuklarınız neler yapabileceklerini daha detaylı öğrenmek için bakiciburada.com ’u inceleyebilirsiniz.

3.Gelecekteki ihtiyaçlarınız için bir deneme yapabilirsiniz. 

Şu an ihtiyacınız olmayabilir ama gelecekte ne olacağını bilemezsiniz. Çocuklar çok hızlı gelişir ve çabuk olgunlaşır. İhtiyaçları da kendileriyle birlikte değişir ve dönüşür.  Örneğin şu an ihtiyacınız olmasa bile yakında çocuğunuzun ev ödevlerine yardımcı birine ihtiyacınız olabilir ya da ailenize yeni bir üye katılabilir ve birden yeni doğan bakıcısına ihtiyacınız olabilir. Gelecekteki bu ihtiyaçlarınıza yardımcı olması için önceden görüşmeler yapabilirsiniz.

4.Çocuğunuzun yeni bakıcısına daha kolay adapte olmasını sağlayabilirsiniz. Olası bir durumda çocuğunuz şimdiki bakıcısından ya da sizden ayrılmakta zorlanacaktır. Bu durumda karşılaştığımız tablo üç tarafta da yaşlı gözler olur. Bu tablonun yaşanmaması için tam zamanlı yeni bir bakıcıyla yalnız bırakmadan önce alışması için birkaç saat ev ödevlerine yardımcı olacak, sabahları okula bırakacak ve okul çıkışlarında karşılayacak ya da haftada birkaç gün bebeğinizin bakımını sizinle birlikte yapacak birini bulabilirsiniz. Yeni bakıcınızı sadece kitap okuması için çağırsanız bile çocuğunuzun ona alışmasını ve sizden ya da eski bakıcısından daha kolay kopmasını sağlayabilirsiniz.

5.Sizin bakıcınızın da ihtiyaçları ve yeterlilikleri değişebilir. 

Kimse geleceği tahmin edemez. Bakıcınızın istekleri değişebilir. Belki iş değiştirebilir ya da başka bir şehre taşınması gerekebilir. Artık ihtiyaçlarınızı karşılayamayabilir. Mesela çocuğunuz büyümüştür ve bakıcınız peşinden koşacak kadar enerjik değildir. Böyle durumlarda kimse yüz üstü kalmak istemez. Ama hazır birkaç bakıcı adayınız varsa bu durumu çok daha kolay atlatabilirsiniz.

 ‘’Yeni bir bakıcı aramanız için nedenler bunlar. Nereden bulabileceğiniz konusunda yardım almak için bakiciburada.com ‘a gelin!

 

Bebek Bakıcısı Ararken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Çocuk bakıcısı aramak ve doğru çocuk bakıcısını bulmak ebeveynler için sinir bozucu bir iş olabilir. Hepimiz çocuklarımızı türlü yetenek ve becerileri bulunan film kahramanı Mary Hoppins’in ellerine bırakmak isteriz ama gerçek hiç de böyle değil.

Benim size tavsiyem, bakıcıdan çocuklarınız ve eşiniz için beklediğiniz becerileri ve sizin için önemli olan ekstra özellikleri düşünmek için zaman ayırın. Bakıcı ile resmi bir görüşme yapın ya da çalışırken görüşmeyi deneyin. Bakıcı ilk kez çocuklarınızla ilgilenirken ve ufak tefek ev işleri yaparken yanında olun.


İşte bir bebek bakıcısı ile görüşürken kendinize sormanız için birkaç soru :

1.Çocuklarınızı onlara bırakırken rahat ve güvenli hissediyor musunuz?

Eğer herhangi bir konuda bakıcıda sizi huzursuz eden ya da sinirlendiren bir durum varsa iyi bir uyum yakalayamadınız demektir. Güvenlik her ebeveynin önceliğidir.

Bakıcınız ilk yardım biliyor mu? Çocuklarınızın ciddi alerji durumlarında nasıl müdahale edeceğini biliyor mu? Havuzunuz ya da evinizde önlemler gerektirecek özel durumlar var mı? Bakıcı ararken bu konuları da gözden geçirmelisiniz.

2.Çocuklarınızdan iyi bir değerlendirme alır mı?

Çocuklarınız iletişim kuramayacak kadar küçük ise bu durum biraz zor olabilir. Ama onların eğlenmediğini görüyorsanız bu büyük bir işaret. Çocuklarda oldukça yüksek önseziler  var. Gün sonunda onlardan bakıcılarıyla ilgili olumlu cümleler duymalısınız.

3.Yabancı dili akıcı olarak konuşabiliyor mu?

Eğer çocuklarınıza başka bir dil öğretmek istiyorsanız, bakıcının sadece bildiği yabancı dilde konuşması çocuğunuzun bu dili öğrenmesi için çok etkili bir yoldur. İngilizce ve Fransızca Türkiye'de tercih edilen diller arasındadır.  

4.Türkçe’yi düzgün kullanıyor mu?

Çocuğunuzun rol model olarak alacağı bakıcınızın diksiyonu düzgün değilse mesela şiveli konuşuyorsa çocuğunuz bu durumu örnek alıp öyle konuşmaya başlayabilir.

5.Temizlik için yardımcı olacak mı?

Evi derli toplu tutan bir bakıcıyı kim istemez değil mi? Ama bunun bir öncelik olup olmadığına karar vermeniz gerekir.  Bakıcınız diğer tüm beklentilerinizi karşıladıktan, çocukların güvende ve eğleniyor olduğundan emin olduktan sonra ev işleri için 10-15 dakikasını ayırabilir.

6.Çamaşırları yıkayacak mı?

Bakıcınız çamaşırları temizlemek için eve gelecekse bütün günü yıkama, kurutma, serme, toplama ve ütü gibi işlere ayırmak durumunda kalabilir.  Bu arada çocuğunuzla da ilgilenmeli. Bazı bakıcılar bunu da kabul edebilir. Önemli olan sizin bunu isteyip istemediğinizden emin olmanız. Tabi bu durumu bakıcınızla görüşmede belirtmelisiniz.

7.Ayak işlerini yapar mı?

Biliyorum ki bu durum bakıcılar için bir sorun olabilir. Bu yüzden bu konuyu da önceden mutlaka konuşabilirsiniz. Evden parka giderken “kıyafetlerimizi kuru temizlemeciye bırakmak ne kadar zor olabilir” diye düşünebilirsiniz. Ama onlar da çocuklara göz kulak olmak için işe alındım, ayak işlerine koşturmak için değil diye düşünebilir. Ve bunu evinizden gidip başka işleri değerlendirmek için bir neden olarak görebilir.

8.Çocukları dışarı çıkaracak mı?

Bazı bakıcılar çocukları pusette, bebek arabasında dışarı çıkarabilir. Güneş enerjisinden yararlanmalarını sağlayabilir. Biraz daha büyük olanlarla parklara gidip eğlenceli vakit geçirebilir. Ama bazılarının düşüncesi evin içerisinde güvenli olduğu için çıkmak istemeyebilir.

9. Sanatla ilgileniyor mu?

Çocuklarınızın sanatla büyümesini mi istiyorsunuz? Sanat dallarından biriyle ilgilenen bir bakıcı bulabilirsiniz. Eğer ciddi bir eğitim istiyorsanız eğitici oyuncaklar için onlara biraz daha fazla ödeyebilirsiniz. Keman, gitar, piyano gibi müzikal enstrümanları çalmasını da isteyebilirsiniz. 

10.Çocuklarınızı şımartsın mı?

Bakıcınız sürekli gelen, çocuklarla sık sık yalnız kalan biri olmayabilir. Sadece kendinize zaman ayırmak istediğinizde ya da eşinizle baş başa kalmak için çağırabilirsiniz. O zaman onlara her zaman köfte patates yapacak birini tercih edebilirsiniz. Böylece zaman zaman çocuklarınız bakıcısıyla daha çok eğlenebilir.

11.Bakıcınızın disiplin tarzını takip edebiliyor musunuz?

Eğer sıkı kurallarınız varsa ve bakıcınızı takip etmek istiyorsanız onların rahat olduğundan emin olun. Sizin baskınızdan, çocuklar ağladığında ya da yaramazlık yaptıklarında rahatsız olup müdahale edemeyebilirler.

12. Çocukların ev ödevlerine yardım edebilir mi?

Bazı ödevler bakıcınızın yetkinlik alanları dışında olabilir. Ama artık eğitimli bakıcılar hatta öğretmenlik eğitimi almış bakıcılar var. Bu durumda onlardan çocukların makul ödevleri için yardım etmelerini, yol gösterici olmalarını isteyebilirsiniz.

13.Siz onlar için bir örnek mi olacaksınız?

Bakıcınızın sizi örnek almasını isterseniz, gösterdiğinizi bire bir yapan, talimatlarınızı takip eden iyi bir bakıcı buldunuz demektir.  Ama beklentilerinizi de kontrol altında tutmanız gerekecek. Bazı bakıcılar ahşap bıçakların bulaşık makinasında yıkanmayacağını bilmeyebilir. 

14. Yemek yapacak mı?

Her iş gününün sonunda en çok sevdiğiniz yemekler yapılmış, hazır bir şekilde eve gelmek ister misiniz? Gecenin sonunda browninizi yemek? Bazı bakıcılar çalıştıkları aileler için şef rolü oynamak, menüler hazırlamak, sofralar kurmaktan hatta buna çocukları da katarak oyun haline dönüştürmekten keyif alabilir.

15. Gündüzlü Bakıcı mı, Yatılı Bakıcı mı?

Eğer akşamları eve geç gelen biriyseniz ya da vardiyalı bir çalışansanız, yatılı bakıcı tercih etmeniz daha avantajlı olacaktır. İşe başlatırken ya da iş ilanınızda aradığınız bakıcının yatılı olması gerektiğine karar vermeniz ve bu doğrultuda arayışa girmeniz gerekecektir. Eğer ihtiyacınız gündüzlü bakıcıysa da, işe başlama ve çıkış saatini belirtmeniz, gerekli durumlarda mesaiye kalabileceği bilgisini vermeniz gerekmektedir. 


Gördüğünüz gibi düşüncelerimize sonsuza kadar rakam verebilirsiniz ama önceliklerinize karar vermelisiniz.  İsteklerinizin bakıcılar için görev listesi gibi görünebileceğini unutmayın. Bu yüzden onlarla açık açık konuşup neler yapmalarını istediğinizi bildirin. Bakıcınızla iletişim kanallarınızı açık tutun. Bunu yapabilmek için de yapıcı ve pozitif geribildirimler yapmalısınız. Böylece bakıcınızla mutlu ve sağlıklı bir ilişki sürdürebilirsiniz.

Sizin hala bir bakıcınız yok mu? O zaman yukarıdaki tüm özellikleri bulabileceğiniz eğitimli bakıcılar için bakiciburada.com ’a göz atabilirsiniz.

Bakiciburada.com İnsan Kaynakları Zirvesinde Çalışan Annelerle Buluştu!


Türkiye'deki part-time üniversiteli bakıcı bulma sorununa çözüm bulmak için 2008 yılında Unisbul.com olarak başlayan serüvenimiz, bakıcı sektöründe hizmet alanımızı genişletmek ve çalıştığımız ailelere daha özel hizmet vermek amaçlı Ocak ayının son haftasında bakiciburada.com 'u yayına alarak daha güçlü  bir şekilde devam ediyor. 

Unisbul.com 'da binlerce ailemize üniversiteli oyun ablası bulma konusunda hizmet verdik. Bir çok ailemizden şu cümleleri duyar olduk. Sizinle çalışmaya başlamadan önce, Unisbul.com 'un ismini sizinle çalışan 3 farklı tanıdığımdan duydum. Ailelerimize Unisbul.com 'a duymuş oldukları güven için teşekkür ederiz.

Bakiciburada.com çalışan annelerin en büyük yardımcısı. 11-12 Şubat'ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonunda gerçekleşen 2015 İnsan Kaynakları zirvesinde Türkiye'nin en çok çalışanına sahip firmaların insan kaynakları personelleriyle buluştuk. 

Ortağımız olan kariyer.net tarafından her yıl düzenlenen ödül töreni öncesi kariyer.net CEO'su yaklaşık 1.000 kişinin toplandığı bir ortamda Bakiciburada.com 'un lansmanını yaptı.  



Yine insan kaynakları zirvesinde açtığımız standımızda yer alan ekranda Anne Babaların Aklı Artık Çocuklarında Kalmayacak sloganımızla bakiciburada.com 'u ailelere duyurmuş olduk.



Yarın Efecan'ı okuldan kim alacak? sloganlı butik kurabiyelerimizi standımızı ziyaret eden annelerimize ikram ettik.


Yoğun ilgi gören Unisbul.com standımızda ailelerimize ve insan kaynakları uzmanlarına yeni açtığımız bakiciburada.com 'un lansmanını yaptık.


Bakiciburada.com şu alanlarda hizmet veriyor.

  • Bebek - Çocuk Bakıcısı
  • Üniversiteli Oyun Ablası - Abisi
  • Okul Derslerine Yardımcı Üniversiteli
  • Part-time Bakıcı
  • Hasta Bakıcısı ve Refakatçi
  • Yaşlı Bakıcısı
  • Ev İşlerine Yardımcı
  • Köpek Gezdirme
  • Özel Ders Öğretmeni



Okul Öncesi Eğitimin Çocuğun Dil Gelişimindeki Önemi

Ebeveynler, Bakıcılar, Büyükanneler, Büyükbabalar, Akranlar, Kreşler ve Anaokulları…

Dil; düşünce, duygu ve isteklerin bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanılarak  başkalarına aktarılmasını sağlayan, çok yönlü ve gelişmiş bir dizgedir .(Aksan, 2003)

            Dil bir sosyal eylemdir. Dil kazanımı için gerekli biyolojik araçların olgunlaşması ve bilişsel kapasitenin gelişmesi dil gelişimi için gereklidir. Ancak yeterli değildir. Çocukların dil gelişiminin yaşına paralel gelişmesi için aynı zamanda çocuğa eşlik eden konuşkan  partnerler gereklidir.

 

 Normal sosyal temastan yoksun büyüyen çocuklar, normal bir dil geliştiremezler. Sadece televizyondaki dil kavramları ile tanışan çocuklar da dil gelişimleri  yaşıtları ile  paralellik  göstermez. Ebeveynler,   diğer bakıcılar, oyun grupları, anaokulu eğitimi ve çocukların oyun oynayıp arkadaş edinebildikleri ortamlar çocuklar için önemli gelişim ortamı sunar. Tabi ki çocuk akranlarından da çok şey öğrenir.  Dil gelişiminin çocuğun zihinsel gelişimine paralel gitmesi için ortam çok önemlidir.  Ayrıca dil gelişimini destekleyen süreçler aynı zamanda zihinsel gelişimi de destekler.

 Bu durumda çocuğun dil gelişiminin bilimsel değerlere göre normal değerlerde seyretmesinde çocuğun sosyal çevresinin etkisi çok büyüktür.

 Şehirlerin her geçen gün kalabalıklaştığı anne babaların iş hayatı içinde koşuşturduğu günümüzde, çocuğun sosyal çevresi; anne, baba, büyükanne, dede, teyze, ücretli bakıcı gibi yetişkinlerden oluşmaktadır.   Genelde bu kişilerden biri ya da bir kaçı çocuğun bakımında rol almaktadır.  Çocuklar için üç yaş öncesinde kreşler ve oyun grupları, üç yaşına geldiğinde ise anaokulu çocuklara yeni sosyal deneyimler sunmaktadır. 

 Çocukların sesleri ayırt etmeye doğum öncesinde başladığını kanıtlayan araştırmalar mevcuttur.  Dil gelişiminde sesler arasındaki farkları anlamak ve anlamlandırmak önemli bir başlangıçtır.

  Dil gelişiminin üç yaşına kadar olan  döneminde,  bebeklikten itibaren bakım verenlerin çocuğa kitap okuma sıklığı, çocuğun ne kadar iyi konuşacağını etkileyebilir. Çünkü kitap okurken yetişkin çocuğa model olur.  Daha önce kullanmadığı kelimeleri bebeğe aktarmaya başlar.  Bir de mimikleri ile desteklediği okumalar yaptığında bebeğin belli bir süre bir noktaya odaklanmasını sağlar.

Böylece en sonunda çocuğun kullandığı kelime sayısı ve kelimeleri yorumlama becerisi gelişir.  Bu durumda,  okur - yazarlık becerilerini  ne kadar iyi ve ne kadar çabuk geliştireceklerini etkiler.

 Çocuğun harf söyleme sorunu yani artikülasyon problemi varsa, bu durumdan  okul başarısı da olumsuz yönde etkilenebilir.

 Günümüzde çocukların akranları ile kaliteli zaman geçirebildiği, öğretmenlerinin okuduğu hikayeler hakkında soruları cevapladığı, kuklalarla ve diğer görsel uyaranlar aracılığı ile desteklenmiş oyunlar oynadığı önemli bir sosyal ortamlar okul öncesi kurumlardır. Bu kurumlar da birçok alanda olduğu gibi dil gelişiminde çocuklar kazanım sağlamaktadır. Bu süreçlere ek olarak dil sorunları olan çocuklar için dil terapisi de gerekebilir.

 Yıllardır gelişim takibi yada bir sorun ekseninde yaptığım aile danışmanlığı görüşmelerinde ve çocuk danışmalarında edindiğim deneyimler ışığında,  uzun süre televizyon başına bırakılmış çocukların dil gelişimlerinde,  sosyal iletişimlerinde ve okul başarılarında yaşıtlarına göre geri kaldığı kanaatini edinmiş bulunmaktayım.

   Ancak yetişkinlerle birlikte kontrollü olarak eğitici programlar izleyen ve bu izlediği programda gördüklerini yine yetişkinlerle konuşma imkanı bulan, okul öncesi eğitimi erken dönemde katılan çocuklarda ise durum olumlu yönde fark göstermektedir.  Aynı zamanda,  bu çocukların dikkat süreleri, bilişsel gelişimlerin ve okul başarılarının daha iyi olabildiği bir çok çocukla karşılaştığımız da aşikardır.

 Bu durumda çocuğa bakım veren anne, baba, büyükanne, dede, ücretli bakıcı ve okul öncesi öğretmenleri konuya bilimsel gerçekler çerçevesinde yaklaşmalıdır.  Çocuğun yaş dönemlerine göre dil gelişimi gerçekleşmemişse mutlaka yardım alınmalıdır.  Gecikmiş konuşma 12 aylıktan itibaren izlenebilen bir süreçtir.

  Esas yapılması gereken bebeklikten itibaren belli aralıklarla çocuk doktoruna gider gibi bir gelişim psikoloğunun takibinde olmaktır. Böylece bakım verenler olarak konu ile ilgili  pedagojik ve psikolojik  destek alarak, çocuk için sorunsuz ve pozitif gelişim sağlanır.

 Dil gelişimi ile ilgili olarak yaşına paralel gelişim seyretmeyen çocukların ebeveynlerinin kendi çocukluklarına giderek zaten bizde genetik. Ben de geç konuşmuşum ama sonunda konuşmuşum diyerek bilimsel gerçeklerden kaçmaları üzücüdür. Çünkü gelecekteki rekabet ortamında sosyal hayatta ve iş hayatında başarılı olmak için çocukların sözlü ve yazılı olarak kendilerini çok çok iyi ifade etmeleri gerekmektedir. 

 Bu durumda, günümüz ebeveyni çocuğunun gecikmiş konuşma sorunu ile yüzleşmek istemediğinde,   kendi genetik süreçlerinden yararlanarak savunma mekanizması geliştirmektedir. Oysa , çocuğunun dil gelişimi kendisinin ya da babasının geçmiş yaşantısı ile karşılaştırılmayacak çok önemli bir konudur.

 “Sevgili Ebeveyn; sizin çocukluğunuz iyi ihtimalle   20-30 yıl geride kaldı. Sizin babanız, yani çocuğunuzun dedesinin çocukluğu ise yine iyi ihtimalle en az yarım aşırı geride bıraktı.  “ diye seslenme arzum ve ihtiyacım bir uzman olarak sık sık ortaya çıkmaktadır.

 Bugünün gerçek ve bilişsel olan bilgilere göre, 12.-15. aya kadar babıldamayan, 18. aya kadar basit yönergeleri anlamayan, 2 yaşına kadar yani 24. aya konuşmamış, 3 yaşına kadar cümle kurmamış, 4-5 yaşında basit öykü anlatamayan çocuklar gecikmiş konuşma kapsamında değerlendirilerek takibe ve tedaviye alınmalıdır (Maviş ve Toğram, 2009).Bu takip ve terapiler sırasında okul öncesi kurumlara devam da dil gelişimini için önemlidir.

 KAYNAKLAR

1.    Aksan, D. (2003). Her Yönüyle Dil: Ana Çizgileriyle Dilbilim.  Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

 

  1. Maviş İ. ,& Toğram, B. (2009). Aileler, Öğretmenler ve Dil ve Konuşma   Terapistlerinin Çocuklardaki Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum ve Bilgilerinin Değerlendirilmesi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel

         Eğitim Dergisi (2009), 10(1), 71-85.



Uzman Psikolog

Burçin DEMİRKAN BAYTAR

Çocuk Aile Danışmanlığı Merkezi

www.cocukailedanismanligi.com           

 burcindemirkan.com

Gölge Öğretmen

Gelişimsel veya davranışsal özellikleri nedeniyle, grupla hareket etme ve öğrenme becerilerinin desteklenmesi gereken bireyleri okul veya sınıf içinde gözlemleyen, gözlemlerini okul, aile ve uzmanlarla paylaşan, bu paylaşım sonucu; ihtiyaç duyulan mekansal ve davranışsal desteği uygulama sorumluluğunu alan bireylere “gölge öğretmen” denir. ”Gölge öğretmen çocuklarımızın hayatını, aktivitelerini, sosyal ilişkilerini şekillendirip organize eden kişidir.

Otizmli çocukların zihinsel ve motor becerilerini geliştirmeleri için gölge öğretmenler ayarlanır. Otizmli çocuğu örneklerle açıklayacak olursak, diş fırçalama esnasında macun sürmeden dişini fırçalayabilir ya da macun sürdükten sonra diş fırçalamayı unutabilir. Elini yıkadıktan sonra musluğu kapamayı unutabilir.

Otizmli bir çocuk okulda ise, ders esnasında sınıfta dolaşabilir ya da sınıf içi arkadaşlarıyla iletişim kurmaz. Gölge öğretmen ise, otizmli çocuğun gölgesi gibidir. Gölge abla model olarak sihirli dokunuşlar yaparak çocuğu bulunduğu ortama hazırlar. Ona verdiği komutlarla diş fırçasına macun sürmesini, elini yıkadıktan sonra musluğu kapatmasını, ödevini yapması gerektiğini anlatır. Hatta tüm bu süreçleri nasıl yürütmesi gerektiğiyle ilgili onu bilgilendirir. Gölge öğretmen sınıf içinde de çocuğun arkadaşlarıyla iletişim kurmasını sağlar.

Gölge öğretmen otistik çocuğu kendisine verebilecek ya da dışarıdan gelebilecek zararlara karşı da korur. Örnek olarak, dikkat bozukluğu olduğundan araçların üzerine doğru gidebilir.

Gölge öğretmenler genellikle günde bir kaç saatliğine çocukla beraber hareket ederler. Sonrasında çocuğu kendisine bırakıp, kendi kendini yönetmesi sağlanır. Çocuğunuz tamamen iyileştiği durumda da gölge öğretmene ihtiyaç kalmaz.

Gölge öğretmenin üniversitelerin Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Okul Öncesi Öğretmenliği, Psikoloji gibi özel eğitim alan bölümlerde okuyan ya da mezun kişiler olması gerekmektedir. Çocuğunuz kişisel ve motor gelişimini tamamlasın, sosyalleşsin, derslerine konsantre olsun, ev ödevlerini yapsın istiyorsanız hemen özel eğitimli gölge öğretmen arayışına başlayın. Gölge öğretmen arayan veliler için Bakiciburada.com, aday veritabanındaki gölge öğretmenler ile profesyonel hizmet vermektedir.Hemen 0850 303 85 51 numaralı telefondan bizi arayın!

Otizmde Ailenin Rolü ? Otizmdeki Eğitim Yöntemleri ...

Otizm nedir?


Otizm, doğuştan gelen veya çocukluk çağında ortaya çıkan gelişimsel bir bozukluktur. Otizm, ilişki kurmaktan kaçınma, etkileşim başlatmama, empati göstermeme, ilişki becerilerinde kısıtlılık ve stereotipik davranışlar diye adlandırdığımız takıntılar, tekrarlayıcı sözel ve davranışsal hareketler ile kendini belli eder.  Otizmin nedenleri günümüzde bilinmiyor olsa da nörolojik, genetik ve çevresel faktörlerden şüphelenilmektedir. Otizmde erken tanıma belirtileri yaş gruplarına göre çeşitlilik göstermektedir.


Çocuk 1 yaşındayken sosyal gülümsemenin olmayışı, mimiklerin ve jestlerin bulunmaması, motor becerilerindeki farklılıklar, dikkat eksikliği kendini göstermektedir. 2 yaşında ise adına tepki vermemesi, yalnız kalmak istemesi, işaret etmemesi, başkalarıyla etkileşim halinde olmaması gibi özellikler gözlemlenmektedir. Dönen nesnelere karşı ilgi, fiziksel temasa karşı duyarlılık ve rutin değişikliklerine tepki gösterme ise 3 yaşında ortaya çıkmaktadır.


Kendini çoğunlukla sosyal etkileşim ve iletişimde güçlük, sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar ve ilgi alanlarında belli eden otizm, genellikle ilk belirtilerini 1,5 – 2 yaş aralığında farklı semptomlarla gösterir.  Detaylı olarak bakıldığında, çocuğun 12 aydan önce herhangi bir sözel gelişim göstermemesi, jest ve mimik hareketlenmelerin olmayışı, 16 aylıkken tek kelimeli sözcük söylememesi, 24 aylıkken anlamlı iki kelimeyi bir araya getirmemesi ve çocuğun gelişimindeki herhangi bir gerileme akla otizmi getirmeli ve aile bir uzmana başvurmalıdır. Sosyal etkileşim ve iletişimdeki güçlük, etkileşim kurmada sözel olmayan davranışlardaki yetersizlik, akranları ile ilişki geliştirememe ve sosyal-duygusal davranışlarda sınırlılık gibi özellikleri kapsar. İletişim zorlukları ise dil gelişimindeki gecikmeler, konuşmada zorluk ve oyun becerilerindeki sınırlılık ile kendini belli eder. Otizmli çocuklardaki davranış takıntıları sınırlı alanda ilgi sahibi olmak, rutinlere karşı ısrarcılık, tekrarlayan davranışlar ve nesnelere aşırı ilgi olarak tanımlanmaktadır.


Otizmin görülme sıklığı ise 1985 yılında 2500 çocukta 1, 1995 yılında 500’de 1, 2001’de 250’de 1, 2007 yılında 150’de 1, 2009’da 100’da 1 ve günümüzde 88 çocukta 1 olarak bilinmektedir. Gün geçtikçe artan bu oran aileler tarafından olabildiğince erken yaşta farkedilip, psikiyatr ve nörologlara başvurulmalıdır. Tanı sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yoğunlaştırılmış ve bireyselleştirilmiş bir özel eğitim programına başlanmalıdır.


Otizmdeki eğitim yöntemleri nelerdir?


Otizmli çocuklarda erken tanının öneminin büyük olduğu gibi, erken başlanan özel eğitimin de önemi o derece büyüktür. Eğitime olabildiğince erken başlanmalı ve yoğunlaştırılmış bir eğitim aldırılmalıdır. Günümüzde bilimsel kaynaklarca da kabul edilen oran 20 ile 40 saat arasında çocuğa sunulan yoğun ve bireyselleştirilmiş bir eğitimdir. Otizmli çocuklar, etkileşime kapalı ve isteksiz olma gibi özelliklerinden dolayı, kalabalık bir eğitim grubunda kaybolabilmekte ve kendini ifade etmekte güçlük çekebilmektedir. Dolayısıyla, bire-bir verilen bir eğitim, hem eğitsel becerilerini geliştirmek hem de çocukların bireysel ihtiyaç ve özelliklerine göre eğitim sunabilmek açısından büyük önem taşır. Eğitim sürekli ve her beceriyi destekler nitelikte olmalıdır. Eğitim, okulda devam eden bir süreç gibi görünse de, aslında her birey hayatının her alanında yeni beceriler öğrenmekte ve öğretmektedir. Dolayısıyla, otizmli çocuklarda da okulda veya özel eğitim kurumunda çalıştığı beceriler, günlük hayatta tekrarlanır nitelikte olmalıdır. Aile eğitimi bu konuda büyük önem taşımaktadır.  


Otizm alanında çok çeşitli eğitim ve terapi yöntemleri kullanılmaktadır. Her uygulama alanının kendi içinde etkililikleri olsa da, günümüzde etkililiği bilimsel kaynaklarca kanıtlanmış eğitim yöntemi “Uygulamalı Davranış Analizi” dir. Bu yöntem, birey davranışlarını ve bu davranışların çevresiyle olan ilişkisini analiz ederek, sistemini ödül ve ceza uygulamalarına dayandırır. Uygulamalı davranış analizindeki ana hedef uygun olan davranışları arttırmak, uygun olmayan davranışları ise söndürmektir. Ayrık denemerle öğretim, hatasız öğretim yöntemleri, videodan model olma, replikli öğretim, fırsat öğretimi ve etkinlik çizelgeleri ile verilen eğitim uygulamalı davranış analizinin temelini oluşturan uygulamalardır.


Otizmde ailenin rolü nedir?


Otizm ile mücadelede ailenin rolü çok büyüktür. Çocuğa verilen eğitim ve uygulanan yöntemlerin devamlılığını sağlamak, çocuğun edindiği becerilerin genellenebilir olmasına katkıda bulunmak ailenin iş birliği ve özverili çalışmalarıyla mümkündür. Aile ve eğitimcinin iş birliği ne kadar sıkı ve düzenli ise çocuk da o oranda başarı gösterebilir. Dolayısıyla, otizmde, yapılandırılan bir düzenin devamlılığı, ailenin uygulanan yönteme inanması, okulda çalışılan etkinliklerin evde sıkça tekrarlanması ve en önemlisi de çocuğuna nasıl davranması gerektiğini öğrenmesiyle sağlanabilir.


Otizmde ana hedef davranış ve eğitim programlarıdır. Eğitimcilerin okulda başlattıkları programları, aile sokakta, toplu taşıma araçlarında, markette, alışveriş merkezinde, evde yani çocuğun hayatına dokunan her alanda devam ettirmelidir. Bu anlamda, aile ile iş birliği, ailenin eğitimcinin uyguladığı yöntemleri doğru bir şekilde devam ettirmesi, çocuğu üzerinde eğitsel kontrol sağlayabilmesi çok önemlidir. Dolayısıyla, otizmde çocuk ve aile eğitimi esastır. Tohum Otizm Vakfı, çocuk ve aile eğitimini temel almış bir yapı ile çocuklara eğitim vermekte ve onların becerilerini her alanda desteklemektedir.


Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, 2003 yılından beri faaliyetlerine devam eden, "Otizm Spektrum Bozukluğu" ve diğer "Yaygın Gelişim Bozukluğu" olan çocukların erken tanısının konulması, özel eğitimi ile topluma kazandırılmasına öncülük edilmesi ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması amacıyla kurulan, kar amacı gütmeyen ve kamu yararını gözeten bir sağlık ve eğitim vakfıdır. Tohum Otizm Vakfı’nın misyonu otizm ve diğer yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların ve ailelerinin çağdaş toplum koşullarında yaşamlarını sürdürebilmeleri için bilgi ve destek gereksinimlerinin karşılanması, erken yoğun özel eğitim almaları ve daha sonra ise en az kısıtlayıcı eğitim ortamına yerleştirilmeleridir. Bu alanlarda projelerini sürdüren Tohum Otizm Vakfı’nın “Beni Koşulsuzca Sevin” videosu, otizmi geniş kesimlere anlatmanın temel basamağını oluştururken, “Tablet Bilgisayarım Benim İçin Konuşuyor” projesi ile tablet bilgisayarlar çocukların eğitim aracına haline dönüştü ve “Tohum 1” ile “Tohum 2” uygulamaları kullanıma başlandı. “Tohum Eğitim Portalı” ile çocuk ve aile eğitimini temel alan Tohum Otizm Vakfı, otizmle mücadele eden ailelere destek olmakta ve onların sorunlarına çözüm bulmak için çalışmalarına devam etmektedir.

 

Psk. Sandra Pasensya Duenyas  Psikolog, 

Tohum Otizm Vakfı  

sandra.pasensya@tohumotizm.org.tr

Cumhuriyet Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No:39 34380 Şişli- İstanbul

0212 248 94 30

info@tohumotizm.org.tr