Bakiciburada.com

Türkiye'nin Eğitimli Bakıcısı Burada

Çocuğunuzun Gelişimine Katkı Sağlayacak 7 Sanatsal Aktivite

Aktiviteler ve yaratıcı oyunlar çocukların sağlıklı gelişimi için çok önemli bir yerde duruyor. Bir çocuğu boyama yaparken izlemeyi denerseniz, ne kadar çok konsantre olduğunu ve merak içinde olduğunu fark edeceksiniz.  

Çocuklar İçin Sanatsal Aktiviteler

Hepimiz biliyoruz ki sanat ve aktiviteler çocuklar için oldukça önemlidir. Peki çocuk gelişimi için sanatın bu denli önemli olmasının sebebi nedir? Sanatsal aktiviteler, çocuğun dünyayı daha iyi kavramasını ve gelişimlerine katkı sağlayan yeni yetenekler edinmelerini sağlıyor. Sanatsal aktiviteler zannedildiği gibi beynin yalnızca sağ tarafını geliştirmez; aynı zamanda çocuğun bir karakter kazanmasına, kendisini ve çevresini tanımasına olanak sağlar.  

  •  Taş Boyama

Taş boyama vakit geçirmek için mükemmel bir aktivitedir. Aynı zamanda yetişkinler ve çocuklar için de uygundur.  

Malzemeler:  

-Yağ bazlı boya 

-Tercihen doğadan edinilmiş ve sonrasında temizlenmiş taşlar 

-Boya Fırçaları 

Taşları dilediğiniz gibi boyayarak çocuğunuzla özgürce vakit geçirmiş olacaksınız. Taşları boyadıktan sonra bir kenara kaldırmayıp evinizin görünen bir yerine dekor olarak koyabilirsiniz. Çocuğunuzun da oldukça hoşuna gidecektir.

  • Köpük Ebru Sanatı

Malzemeler :

-Tıraş Köpüğü 

-Yoğun sulu boya 

-Kağıt 

-Kürdan 

-Plastik Sıyırıcı (Spatula vs.) 

-Borcam veya Derin bir Tepsi 

Ebru sanatı oldukça meşakkatli bir aktivite olacağı için köpük yardımı ile farklı bir ebru sanatı yapılabilir. Bu şekilde çocuğunuz da zorlanmayacak ve kulağa farklı gelse de çocuğunuz bu aktiviteyi merakla ve heyecanla yapacaktır.   

Köpüğü tepsinin içine sıktıktan sonra üzerinde boya ile çeşitli desenler oluşturun. Kürdan ile boyaları dağıtın. Sonrasında kağıdı tepsinin üzerine bastırın. Kağıdı çok hızlı olmamakla birlikte seri bir şekilde bir tarafından tutarak kaldırın. Plastik sıyırıcı ile kağıdın üzerindeki köpüğü sıyırın. Ortaya çıkan şekle çocuğunuz bayılacak. Son olarak kuruması için bir yere kaldırın. Dilerseniz evinizde sergileyebilirsiniz.  

  •  Tişört Boyama 

Aktivite olarak yapılan bir eylemin sürdürülebilir olması oldukça önemlidir. Artık giyilmeyen tişörtleri boyayarak hem daha kişisel bir hale dönüştürebilirsiniz hem de geri dönüşüme katkıda bulunmuş olursunuz. 

Malzemeler: 

-Tişört, tercihen açık renk 

-Kumaş Boyası (sprey) 

-Stencil Şablon 

-Stencil Yapıştırıcı (Geçici yapışkanlık sağlar, stencili sabitlemek için kullanılır.) 

Tişörtü ütüledikten sonra düz bir zemine koyun, boyanın diğer tarafa geçmesini önlemek için tişörtün arasına bir karton veya yağlı kağıt koyun. Fırın kağıdı da pratik bir fikir olacaktır. Unutmayın tişört hafif nemli olursa boyalar daha iyi tutar. Yapıştırıcıyı stencil kalıba biraz dökerek tişörte sabitleyin. Dilediğiniz renkte boyaları 15 cm uzaktan sıkarak boyamaya başlayın. Spreyı sıkmadan önce çalkalamayı unutmayın. Stencil yapıştırıcının etkisi geçtikten sonra şablonu kaldırın. İşte tişörtünüz hazır! Boyanın daha uzun süre kalabilmesi için tişörtünüzü 30 derecede yıkayın. 

  • Tuz Boyama 

Tuzu hiç bu haliyle görmemiştiniz!  

Malzemeler:  

-Boş kağıt 

-Tuz 

-Sıkılabilir Tutkal 

-Sulu Boya 

-Fırça 

Kağıda kalemle resim çizer gibi tutkalla çizim yapın. Tutkal kurumadan çizdiğiniz bölgelerin üzerine bolca tuz dökün. Kağıdın üzerindeki fazla tuzu bir yere boşalttıktan sonra seçtiğiniz renkteki boyalarla çizgileri boyamaya başlayabilirsiniz. Fırça darbeleriniz yumuşak olmalı ki boya dışarıya dağılmasın. Dilerseniz boyama sonrası üzerine sim dökebilirsiniz. İyi eğlenceler! 

  • Baloncuk Oyunu 

Bu baloncuk oyunu bildiğiniz baloncuk oyunlarından daha farklı. Renkli ve çocuklar için şaşırtıcı olması sebebiyle oldukça heyecan verici. Yetişkin gözetiminde oynanması tavsiye edilir. 

Malzemeler: 

-Pipet 

-Sulu Boya 

-Bulaşık Deterjanı 

-Su 

-Suyu Koyabileceğiniz Bir Kap 

-Büyük Bir Kağıt 

Kabın yarısına kadar ılık suyu doldurun, üzerine deterjanı ekleyin. Sulu boya rengini verene kadar bir miktar sulu boya ekleyin. Pipetle karıştırın. Dilerseniz birkaç pipeti yan yana bir yapıştırıcı yardımıyla birleştirebilirsiniz. Çocuklar pipetin içinde biriken suyu kağıdın üzerine üflediklerinde kağıdın üzerinde renkli baloncukları görecekler.  

Küçük yaştaki çocukların yanlışlıkla deterjanlı suyu yutma ihtimaline karşı mutlaka yetişkin gözetiminde yapılmalıdır.  

  •  Yaprak Süs Yapımı 

Bu aktivite çocuğunuzu doğaya yaklaştıracak oldukça yaratıcı bir aktivitedir.  

Malzemeler: 

-Doğadan Toplayacağınız Bir Poşet Kurumuş Yaprak 

-İnce Bir Tel 

-Dikiş İpliği 

-Hasır İplik  

-Kurdele 

İnce tel aracılığı ile yaprakların her birinin orta kısmına delikler aça aça yaprakları birleştirin. Telin yuvarlak bir şekil almasına dikkat edin. Sonrasında telin iki ucunu birbirinin içine kıvırarak birleştirin. Hasır ipliği, oluşturduğunuz süsü bir yere asmak amacıyla telin üst kısmına bağlayın. Kurdeleyi iterseniz yaprakların arasından sarkıtın isterseniz fiyonk oluşturarak telin üzerine geçirin. Oluşturduğunuz bu süsü evinizin kapısına asabilirsiniz.  

  • Filtre kağıdından Çiçek Yapımı 

Kahve yapmak için kullandığınız filtre kağıdından çiçek yapmak çocuğunuzun nesneleri daha geniş açıdan görmesini sağlayarak hayal gücünü geliştirecektir.  

Malzemeler :  

-Filtre kağıtları 

-Makas 

-Sulu boya 

-Yapıştırıcı veya silikon tabanca 

-İsteğe göre çubuk (çiçeğin sapı için) 

Filtre kağıtlarını dilediğiniz şekilde kestikten sonra hafif şekilde elinizde sıkarak buruşturabilirsiniz. Bu hamle çiçeğin daha dolgun görünmesini sağlayacaktır. Filtre kağıtlarını sulu boya ile istediğiniz renge boyayıp kurumasını bekleyin. Çubuğa silikon tabanca kullanarak çiçek için bir taban oluşturun. Tabanı yine kağıttan oluşturabilirsiniz. Daha sonra kağıtları bu tabanın üzerine kağıtlar yukarı bakacak şekilde teker teker yapıştırın. İşte çiçeğiniz hazır. Dilediğiniz kadar çiçek yapabilirsiniz.  


Çalışan Annelere Aylık 650 Lira Destek

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Kurumsal Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi”nin hayata geçirileceğini belirtti. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu, çalışan 10 bin 250 sigortalı anneye aylık 650 tl destek sağlayacak.  

24 ay boyunca kesintisiz sürecek olan bu destek hakkında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ‘’Kurumsal Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi”nin hayata geçirileceğini belirtti. Bu projeye göre, 0-60 aylık çocuklarını Bakanlık veya Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kreşe, okullara veya gündüz bakım evlerine gönderen sigortalı işçi statüsündeki anneler aylık 650 tl (100 Avro) destekten faydalanabilecek. 

Bakan Selçuk, projenin Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ, İstanbul, İzmir ve Malatya’da SGK tarafından uygulanacağını bildirerek, "Ayrıca mali desteğe başvuran ilk 13 bin anneye tek seferlik 650 lira (100 avro) kırtasiye desteği de sağlanacak" dedi.  

Projeye ön kayıtlar 15 Ekim Salı günü saat 14:00’dan itibaren internet üzerinden (https://sgkkurumsalcocukbakimi.org/) e-devlet şifresiyle yapılabilecek. 

Bakan Selçuk projenin amacının, kadınların kayıtlı istihdamını desteklemek ve aile-iş yaşamı dengesini güçlendirmek olduğunu vurguladı. 

Çocuklarda Geçmeyen Öksürük: Evde Yapılabilen 7 Basit Tedavi

Çocuklarda geçmeyen öksürük hem aile hem de çocuk için oldukça zorlayıcı bir dönemi beraberinde getiriyor. Çocuklarda özellikle topluma ilk karışmaya başladıkları zamanlarda, (kreşe başlama, okul dönemi) öksürük görülmeye başlanır. Özellikle gece gelen öksürük çocuğu uykusundan ederek yoruyor, anne babalar ise telaşla bir şeyler yapıp çare bulmak istiyorlar. Çocuğum çok öksürüyor ne yapmalıyım diyen anne babaların bu noktada doğru tedavi için öksürüğün şiddetini ve tipini anlamaları gerekmektedir.  

  • Kuru Öksürük 

Genellikle çocuğunuzun üst solunum yollarındaki şişkinlik ile kendini gösterir. Ses telleri ve soluk borusunun girişi etkilenir. Bebeklerin nefes borusu daha küçük olduğu için bu bölgedeki en ufak şişme bile bebeğinizin hasta olmasına ve nefes alamamasına neden olacaktır. 3 yaşından küçük çocuklar ve özellikle bebekler için riskli bir durumdur.  

Genellikle krup hastalığından kaynaklanan kuru öksürükler aniden ve geceleri başlar. Krup hastalığı, daha çok 6 ay-3 yaş arasında görülen enfeksiyon kaynaklı üst solunum yolları hastalığıdır. Çocuk, nefes alırken hırıltı da görülür. 

  • Boğmaca Öksürüğü 

Boğmaca öksürüğü, solunum yollarındaki Bordetella adlı bakterinin sebep olduğu enfeksiyon kaynaklı bir hastalıktır. Çocuğunuz nefes alma esnasında arka arkaya öksürüyorsa boğmaca öksürükten şüphelenebilirsiniz. Öksürük bittikten sonra çocuğunuz derince bir nefes alır, bu esnada haykırış benzeri bir ses çıkarabilir. Diğer semptomlar burun akıntısı, nezle, hafif geçen öksürük ve ateştir.  

  • Hırıltılı Öksürük 

Çocuğunuz nefes alıp verirken hırıltı sesleri geliyorsa bunun anlamı alt solunum yollarının tıkanmış olmasıdır. Bu durum astım ile birlikte görülebildiği gibi bronşit enfeksiyonu kaynaklı da gelişebiliyor. Hırıltının sebebi çocuğunuzun alt solunum yollarına tıkanmış bir nesne kaynaklı da ortaya çıkmış olabilir. Çocuğunuzla konuşarak yanlışlıkla bir şey yutup yutmadığını kontrol edebilirsiniz. Çocuklar ve bebekler özellikle küçük oyuncaklarla oynarken onları ağzına alıp yutabiliyor. Böyle bir durumla karşılaşırsanız acilen doktora görünmelisiniz.  

  • Gece Öksürüğü 

Aslında öksürük en çok geceleri şiddetlenir. Çocuğunuz üşüttüğünde, sinüslerdeki mukus boğaza doğru kayar ve uyku boyunca öksürük tetiklenmiş olur. Tehlikeli bir durum değildir. Gece öksürüğünün sebep olduğu asıl problem çocuğunuzun uyumasına izin vermeyişidir.  

Astım da gece öksürüğünü tetikleyebilir çünkü solunum yolları geceleri daha hassas olmaya eğilimlidir.  

  • Gün Boyu Öksürük 

Soğuk havalar ve gün boyu hareket halinde olma hali öksürüğün gün içinde daha da kötüleşmesine sebep olacaktır. Öksürüğe evdeki başka bir şeyin sebep olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Sigara dumanı, çeşitli oda parfümleri, havalandırılmamış bir ev de öksürüğe sebep olmaktadır. 

  • Ateşli Öksürük 

Öksürük, ateş ve burun akıntısı ile birlikte seyrediyorsa çocuğunuz muhtemelen klasik nezle ile baş etmeye çalışıyor. Yüksek ateş (39 derece ve üzeri) zaman zaman zatürreden de kaynaklanabiliyor. Özellikle çocuğunuz çok güçsüz, yetersiz ve aynı zamanda hızlı bir şekilde nefes alıyorsa bu ihtimali göz ardı etmeden bir doktor kontrolü yapmakta fayda var. 

  • Kusma ile Seyreden Öksürük 

Çocuklar zaman zaman öksürme esnasında kusma ile başa çıkmak zorunda kalıyorlar. Anne babalar ise çocuğum öksürüyor ve kusuyor endişesi ile haklı olarak telaşa kapılıyorlar.  

Çocuklar öksürdükçe öğürme refleksleri tetiklenir ve bu esnada kusma gerçekleşir. Aynı zamanda astım veya nezle olan bir çocuğun sinüsleri muhtemelen mukus ile dolu olduğundan bulantı hissi gerçekleşir.  

Çocuklarda Öksürük Nasıl Giderilir? 

Çoğu öksürük virüslerden kaynaklandığı için doktorlar antibiyotik vermezler. Antibiyotikler bakterilere karşı savaştığı için virüsler konusunda etkili değildir. Çocuğunuz geceleri öksürük kaynaklı olarak rahat uyuyamıyor olabilir. Fakat yine de öksürük için verilen ilaçlar, özellikle öksürük şurubu, çoğu zaman gerekli değildir ve işe yaradığı tartışılmaktadır. Çocuğunuzu rahatlatmak için evde yapabilecekleriniz sınırlı değildir. 

Çocuklarda öksürük için doğal çözümler arayan ebeveynler için 7 basit çözüm:

  1. Sıcak bir banyo nemli bir ortam sağlaması ve solunum yollarının açılmasına yardımcı olduğu için özellikle kuru öksürüğe iyi gelmektedir. Banyo kapısını kapatın, ardından çocuğunuzu duşun içinde 20 dakika boyunca bir sandalyede oturtun. Bu süreçte çocuğunuzu yıkayabilirsiniz. Sıcak suyun ve buharın etkisiyle solunum yolları açılacaktır. Zaman zaman kafasını aşağı eğerek sümkürmesini sağlarsanız burun kanalında kalmış mukusu tasfiye edebilirsiniz. Dilerseniz ona kitap okuyarak da vakit geçirebilirsiniz. 
  2. Siz fark etmeyebilirsiniz fakat evinizin nem oranı yetersiz olabilir. Çocuklar bu durumlardan yetişkinlere göre çok daha fazla etkilenirler. Çocuğunuzun uyuduğu odaya nem makinesi koymanız, onun rahat uyumasında etkili olacaktır. 
  3. Öksürük şurubu yerine alternatif olarak zencefil edebilirsiniz. Zencefilin çocuğunuzun boğazını rahatlattığı bir gerçek ve birçok anne baba bu yöntemi kullanıyor. Özellikle boğazın tahriş olması durumlarında zencefilli bir karışım yapabilirsiniz. Bunun için 4 tatlı kaşığı bala 1 dolu çağ kaşığı toz zencefil ve birkaç damla limon ekleyin. Macun kıvamına gelen karışımı çocuğunuza boğazında tutması gerektiğini söyleyerek yedirin. Bir buçuk yaşından küçük bebekler için içinden bal olduğundan ötürü tavsiye edilmemektedir.  
  4. Öksürüğe sebep olan burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı ile savaşmak için tuzlu su karışımı işe yarıyor. Bunun için eczaneden alınan serum fizyolojik damlalardan kullanabilirsiniz. Çocuğunuzu yatar pozisyona getirdikten sonra burun deliklerine nazikçe damlayı enjekte edebilirsiniz. Bunun için doktorunuza veya eczaneye danışmakta fayda var. 
  5. Tuzlu su ile gargara yapmak da öksürükle savaşmak için kullanılan yöntemlerden biri. Bunun için çocuğunuzun yutkunmasını kontrol edebilecek yaşta olması gerekmektedir. 6 yaşın altındaki çocuklar için uygun değildir. Yarım çay bardağı sıcak suya yarım çay kaşığı suyu karıştırdıktan sonra karışımın ılımasını bekleyerek çocuğunuza gargara yaptırabilirsiniz. Bunu günde 2 3 kez yaparsanız daha iyi sonuç alabilirsiniz. 
  6. Dağ kekiğinin öksürüğe karşı faydalı olduğuna dair birçok araştırma bulunmaktadır. İki çay kaşığı dağ kekiğini kaynayan suya attıktan sonra 5 dakika daha kaynatıp içilebilir hale getirebilirsiniz. Dağ kekiği aynı zamanda sinüslerin rahatlaması için de faydalıdır. Çocuğunuz çayın tadını sevmezse bal ekleyerek tatlandırabilirsiniz.  
  7. Probiyotikler kısa vadede olmasa da uzun dönemde çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlendireceğinden öksürüğe ve nezleye karşı çocuğunuzu koruyacaktır. Probiyotikler, sindirim sistemi florasının sağlıklı bir şekilde dengede kalmasını sağlarlar. Çocuğunuzun beslenme diyetini probiyotik ağırlıklı yeniden düzenlerseniz fayda görmüş olursunuz. Bunun için probiyotik turşu, probiyotik yoğurt, probiyotik süt gibi besinleri tercih edebilirsiniz.  

Burnu Tıkalı Bebeğinizin Nefes Almasına Yardımcı Olmanın Yolları

Yazın bitmesiyle birlikte soğuyan havalar bebekleri savunmasız bir duruma getirebiliyor. Bebeği olan ailelerin en çok şikayetçi olduğu konuların başında bebeklerde burun tıkanıklığı geliyor. Havalar soğuyunca nezle olması çok muhtemel olan bir bebeğin burnu tıkandığında çoğu zaman ailelerin paniklemesi gereken bir durum söz konusu olmamakla birlikte yine de görmezden gelinmemesi gerekmektedir.  

Bebeklerde burun tıkanıklığı; bebeğin meme emmekte zorlanmasına, akabinde yetersiz beslenmesine ve uyuyamamasına sebep olacağı için uzun vadede ciddi sorunlar yaratma potansiyeline sahiptir. Sprey veya damlalar ile geçse de problemin kaynağını bulmak en doğru tutum olacaktır.  

Bebeklerde Burun Tıkanıklığı Belirtileri

Burun tıkanıklığı burun kanallarının tıkanması ile meydana gelen ve nefes almada zorluğa sebep olan bir rahatsızlıktır. Bebeklerde burun tıkanıklığı belirtileri genellikle nefes almada zorluk, hırıltılar, meme veya emzik emerken tıkanma, nefes almadaki güçlük sebebiyle uykuya dalamama ve akabinde gelen huzursuzlukla birlikte kendini belli eder.Bebeklerde burun tıkanıklığı, burun akıntısı ile beraber gözlemleniyor olabilir. Bu durum bebeklerde nezleye işaret ediyor olsa da burun tıkanıklığının başka sebepleri de olabilir. 


Bebeklerde Burun Tıkanıklığı Nedenleri 

  • Grip veya nezle kaynaklı burun tıkanıklığı yaşanıyor olabilir. Özellikle mevsim geçişlerinde bebeklerde sıkça yaşanan bu durum için doktorunuzun verdiği tedavi yöntemini takip etmeniz yeterli olacaktır. 
  • Sinüsler, burna açılan kanallar, enfekte olmuş mukus sıvısıyla dolmuş olabilir. Böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız çocuk doktorunuza görünmelisiniz. Aynı şekilde geniz eti de enfekte olmuş olabilir veya bebeğiniz geniz eti büyümesi yaşıyor olabilir.  
  • Bebeğiniz alerjik burun iltihaplanması geçiriyor olabilir. Bebeklerde alerjik durumlar mevsimsel olabildiği gibi herhangi bir yiyeceğe karşı da gözlemlenebilir. Örneğin bebeklerde burun tıkanıklığının sebebi polen kaynaklı olabiliyor. Diğer yandan evde evcil hayvan varsa bebeğiniz evcil hayvanınıza karşı alerjik reaksiyon gösteriyor olabilir. Bu koşullarda durumu iyi bir şekilde analiz etmelisiniz. 
  • Bebeklerde burun tıkanıklığı zaman zaman temiz olmayan havadan veya ortamda sigara içiliyorsa sigara dumanının bebeğin üst solunum yollarını enfekte etmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bebeğin bulunduğu ortamdaki havanın mutlaka temiz ve düzenli havalandırılıyor olması gerekmektedir. Temiz hava sirkülasyonu bebeğin sağlığı için çok önemlidir.  
  • Geniş veya dar bir burun kanalı cerrahi müdahale gerektiren bir durumdur. Bebeğinizin burnunu göz ile kontrol ederek şekil farklılığı olup olmadığını anlayabilirsiniz. Genellikle burun kemiğinin şekil bozukluğundan kaynaklı olarak ortaya çıkan bu durum, bebeğinizin nefes almasını zorlaştıran bir durumdur. Bebeğinizin, olması gerekenden daha geniş burun delikleri varsa enfeksiyon riski artmaktadır. Diğer yandan bebeğinizin burun delikleri dar bir yapıya sahipse bebeğiniz nefes alırken zorlanması normaldir. Bebeğinizi mutlaka bir çocuk doktoruna götürmelisiniz. 
  • Burun içinde polipler oluşmuş olabilir. Bebeğinizin nezle veya grip geçirmediğinden emin olduktan sonra burun hattında bir problem olup olmadığını kontrol ettirmek için mutlaka pediatristi ziyaret etmelisiniz. 
Bebeklerde Burun Tıkanıklığı Nasıl Geçer? Evde Yapılabilecek Basit Tedaviler 
Bebeklerde burun tıkanıklığının çözümü sanıldığı kadar meşakkatli bir iş değildir. Doktorun tedavisi eşliğinde evde yapabileceğiniz şeyleri sizin için araştırdık.
  1. Bebeğinizde burun tıkanıklığı olduğunu fark ettiyseniz öncelikle yapmanız gereken bir aile hekimine veya çocuk doktoruna gitmeniz olmalıdır. Doktorun yönlendirdiği şekilde tedaviye başladıktan sonra yine doktorunuzun onayladığı şekilde evde yapabileceğiniz birkaç basit ipucu hem bebeğinizi hem de sizi rahatlatacaktır.
  2. Eczaneden bir burun aspiratörü alabilir ve bununla bebeğinizin burnundaki mukusu çekebilirsiniz. Bebekler henüz bu işlemi kendi kendilerine yapamadıkları için dışarıdan bir müdahale gerekmektedir. 
  3. Yine eczaneden edineceğiniz bebekler için tuzlu su karışımı burun damlası en çok tercih edilen çözümler arasında. Fakat bu işlem her bebek için uygun olmayabilir. Bebeğinizin burnundaki tıkanıklığın yapısal bir problemden kaynaklanmadığından emin olduktan sonra dikkatli bir şekilde kullanabilirsiniz. 
  4. Bebeğinizi yıkayın. Bebeğinizin vücut sıcaklığına uygun bir sıcaklıkta yıkanması burun içindeki salgıları yumuşatacak ve bebeğinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Bebeğinizi yıkarken kafasını ara ara aşağı doğru tutarsanız burun salgıları akacaktır.
  5. Bebeğinizin uyku pozisyonunu ayarlayın. Bebeğiniz, kafası gövdesinden bir miktar yukarıda kalacak şekilde yatırıldığından daha rahat nefes almaya başlayacaktır. Bebeğinizin altına küçük bir yastık veya havlu koyarak uyku pozisyonunu ayarlayabilirsiniz. 
  6. Emzirmek her derde deva! Evet, bebeğinizin burnu tıkalı olduğu için emzirirken de zorlanacaktır. Fakat onu rahatlattıktan sonra az da olsa emmesini sağlayın. Anne sütünün gücünü tartışmamıza gerek yok elbette. Yeni doğan bir bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren yegane şey anne sütüdür.  
  7. Bebeklerde burun tıkanıklığına soğan! Soğanın keskin kokusu ortama yayıldığında bebeğinizin daha rahat nefes aldığını fark edeceksiniz. Çeyrek dilim soğanı bebeğinizin bulunduğu odaya koyarsanız nefes almasına yardımcı olacaktır. Bebeğiniz soğan kokusundan muhtemelen hoşlanmayacak fakat nefes alması kolaylaşacaktır. Bu yöntem yalnızca bebekler için değil, tüm çocuklar için geçerlidir. 

Bakıcı ile Yaşanan Sorunlar Nelerdir? Neler Yapılabilir?

Ebeveynler dışarıda çalıştıklarında ev yaşantısını ve aile ilişkilerini sürdürmek biraz daha stresli ve zor bir hal alabilir. Çocuklu çalışan aileler ev içindeki sorumluluklarını dengelemek amacı ile akşamları kalan vakitlerini çocuk ve ev işleri ile geçirmek durumunda kalıyorlar. Bu durumdaki aileler için çocuk bakıcısı, ev hayatını canlandıracak ve ebeveynleri rahatlatacaktır. Yine de bir bakıcı ile anlaştığınızda karşılaşabileceğiniz zorluklar bulunmaktadır. Çocuk/bebek bakıcısı hayatınızı ne kadar kolaylaştırsa da bakıcı sorunları yaşamanız muhtemeldir.   

Bakıcı ile En Sık Yaşanan Sorunlar 

  • Ailelerin karşılaştığı en büyük sorunların başında bakıcıların ortalığı toparlamama ve temel ev işlerini yapmamaları geliyor. Aileler evden ayrıldıklarında, bakıcıların çocuk bakımından arta kalan zamanlarda ev işlerini de yapmalarını isteyebiliyorlar. Çalışan bakıcının ev işlerini de yapması çok fazla zaman alan bir iş olacağı için sağlıklı bir durum olmayabilir. Temizlikle ve ev işleriyle vaktini geçiren bir çocuk bakıcısı ister istemez çocuğa yeterince zaman ayıramayacaktır. Çocukla bütünüyle ilgilenmek yalnızca karnını doyurup uyutmak demek değildir. Çocuk bakıcısı aynı zamanda çocukla oyun oynar, onun gelişimine ve yaşına göre çeşitli aktiviteler hazırlar. Mümkün olduğunca derslerine yardımcı olur. Çocukla konuşur, onu dinler, ona sorular sorar. Tüm bu süreçte çocuğun bakım sorumluluğunu alır: Çocuğun karnını doyurur, üzerini değiştirir, çocuk hastalandığında ilgilenir... Haliyle böyle bir süreçte çocuk bakıcısının ev işlerine bütünüyle katılması beklenemez. Çocuk bakıcısı evi toplu tutar, çocuğun oyuncaklarını ve kitaplarını düzenler, çalıştığı saatler boyunca kendi bulaşıklarını toparlar, kısacası eve gelen ailenin evi dağınık bulmamasını sağlar. Fakat genel temizliğe karışmaz. Çocuk bakıcısından ev işlerine destek olmasını istemek çocuğunuz için de olumlu bir durum değildir.  

  • Bakıcıların aniden işe gelmeme durumları: Çocuk bakıcılığı, oldukça özen gerektiren bir meslektir. İşine düzenli olarak gelmeyen bir çocuk bakıcısı, çocuğun evde yalnız kalmasına veya ailenin işini aksatmasına sebep olarak zincirleme bir sorun oluşturacaktır. Elbette acil durumlar, beklenmedik problemler meydana gelebilir. Bunlar istisnai durumlar olarak kaldıkça telafi edilemeyen sorunlar olmayacaktır. Diğer yandan, ebeveynler oldukça yoğun oldukları bir gün için bakıcıdan ekstra mesai yapmalarını istediklerinde, mesaiyi son dakika olarak iptal eden bakıcılar durumu zor bir hale getirmektedirler. Bu durumda sakin kalıp durumu metanetle çözmek en akılcı durum olacaktır, özellikle başka bir çocuk bakıcısı ile anlaşma durumunuz söz konusu değilse.  

  • İşe Vaktinde Gelmeme: Aileler nasıl işlerine vaktinde gidiyorlarsa çocuk bakıcısından da işe vaktinde gelmesini isteyeceklerdir. Özellikle söz konusu çocukları olduğunda işe vaktinde gelmeme durumu önemli bir bakıcı sorunudur. Çocuk bakıcılığı gerçek bir iştir. Kişilerin serbest zamanlı olarak kendi kişisel planlarına göre çalıştıkları bir meslek değildir. Ebeveynler kendi iş planlarına sıkı sıkıya bağlı kalıyorlar ve onların gerçekten anlaştıkları bakıcıların eve vaktinde gelmelerine ihtiyaçları var.  

  • Telefonda çok fazla zaman geçirmek ve aşırı sosyal medya kullanımı: Çocuk bakıcılığı, ilgilenilen çocuğa karşı ciddi bir sorumluluk isteyen bir meslektir. Çocuklar sürekli olarak bakıma, şefkate, ilgiye ve belli düzeyde disipline ihtiyaç duyarlar ve bakıcılar sürekli telefonla ilgilendiklerinde bu bakımı sağlayamayacaklardır.  

  • Sizin tercihlerinizi ve ev düzeninizi göz ardı ediyor olabilir. Bakıcı sorunu yaşayan ailelerin sık sık karşılaştığı bir durum olarak bakıcının evin kurallarını görmezden gelerek başına buyruk davranması problem yaratabiliyor. Evdeki eşyaların yerinin değiştirilmesi, yemek saatlerinin ve düzeninin değiştirilmesi, çocukla yapılan aktivitelerin aksatılması gibi davranışlar bir bakıcının asla yapmaması gereken şeylerdir. Bir çocuk bakıcısının çalıştığı evin kurallarına uyum sağlaması gerekmektedir. 
Bakıcı Sorunu Yaşamamak için Neler Yapılmalı?
Bu sorunlar bakıcınız ile yollarınızı ayırmanıza kadar gidebilen yaygın problemlerdir. Maalesef ki bakıcı ile sorun yaşayan aileler için durum zamanla daha komplike bir hala alabiliyor. Özellikle çalışan anneler ve babalar için bakıcı sorunu yaşamak zorlu bir süreci beraberine getirmektedir. Ebeveynlerin yeni bir bakıcı ile anlaşma durumu zaman alacak ve çocuğun yeni bir bakıcıya alışmaya çalışması çocuğu da zorlayan bir durum olmaktadır.  
Bu tür zorluklardan kaçınmak için bakıcınızla anlaştığınız günden itibaren net bir biçimde iletişim kurmalı, belli kurallar ve sınırlar koymalısınız. Bu kurallar zamanla esnetilmemeli, daha önceden belirlenmiş planlar çerçevesinde oluşturulmalıdır. Ayrıca bakıcınızla çalışan ve işveren arasında olması gereken belli bir mesafe olmalıdır. Aile hayatı hakkında bakıcının bilmesi gerekenler çok sınırlıdır. Kısacası bakıcınızla özel hayatınızla ilgili konuşmanız sonrasında beklenmeyen problemlere yol açabilir.  Küçümseyici ve kırıcı davranışlarda bulunmamaya özen göstererek mesafenizi korursanız bakıcı sorunu yaşama ihtimaliniz azalır. 
En önemli konuların başında ise çocuğunuzun bakıcıyı sevmesi geliyor. Çocuğunuz, evdeki bakıcıya tam olarak ısınamıyorsa, iletişim kurmakta çekiniyor ve bakıcıyla oyun oynamak istemiyorsa düşünmeniz gereken şeyler var demektir. Bunun sebeplerine odaklanmalı ve problemin kaynağını bulmalısınız. Ortak bir yol bulunamıyor ve çocuğunuz zaman geçmesine rağmen bir türlü bakıcıya alışamıyorsa maalesef yollarınızı ayırmanız çocuğunuz için en uygun seçenek olacaktır. 

Beslenme Çantası Tarifleri - Çocuğunuzun 1 Aylık Beslenme Menüsü

Okulların açılmasıyla birlikte aileler de çocukların beslenme çantalarına ne koyulacağını düşünmeye başladılar. Sağlıklı bir beslenme çantası, çocuğunuzun öğrenme ve konsantrasyon sürecine katkı sağladığı için aileler artık bu konuya oldukça önem veriyorlar. Fakat beslenme çantası menüsü hazırlamak o kadar da kolay bir iş değildir. Öncelikle planlı olmak durumundasınız. Bu konuda çocuğunuzdan yardım isteyebilirsiniz. Protein, sebze ve meyve dengesini sağlarken çocuğunuzun sevdikleri besinleri tercih ederseniz süreç çok daha kolay bir hale gelecektir.  

Beslenme çantası hazırlamaya başlamadan önce bazı kriterlerin olması gerekmektedir. Bir beslenme çantasında protein, tahıl, meyve ve sebze dengeli bir şekilde dağılmalıdır. Beyaz un kullanılacaksa onun yerine zengin tahıllı un çeşitleri önerilmektedir. Diğer yandan hem aileler için hem de çocuklar için beslenme çantasını pratik bir hale getirmeniz gerekmektedir. Beslenme çantası hazırlarken maksimum 20 dakikada hazırlanabilecek pratik besinleri tercih ederseniz zamandan tasarruf edebilirsiniz veya akşamdan hazırladığınız yiyeceklerden beslenme çantası için uygun olanları tercih edebilirsiniz. Aynı şekilde çocuğun en fazla 20 dakika içinde tüketebileceği besinleri tercih ederseniz çocuğunuz da keyifli bir beslenme saati geçirmiş olur.  

Okulda beslenme saati için kısıtlı bir zaman dilimi vardır ve zaman zaman çocuklar bu zamanlarını arkadaşlarıyla oyun oynayarak geçirmek istiyorlar. Çocuğunuzu beslenme saatinde yiyeceklerini yemesi için yönlendirin. Sağlıklı bir beslenme çantası hazırlamak için sürekli bir düşünme halinde olan ebeveynler için zaman zaman bu durum sıkıcı bir hale gelmeye başlayabiliyor. Bu sebeple sizin için 20 adet beslenme çantası tarifi hazırladık. 

Çocuklar İçin 1 Aylık Beslenme Menüsü 

Menü 1) Humus Bombası : Kızarmış humus topları, marul, salatalık dilimleri, patlamış mısır 

Menü 2) Makarna Canavarı : Peynirli makarna, havuç, üzüm 

Menü 3) Hindi Keyfi :  Hindi füme, mini domatesler, kızarmış ekmek, portakal dilimleri 

Menü 4) Sağlıklı Kek : Tam buğday unlu kakaolu kek(şeker yerine hurma, pekmez veya bal kullanabilirsiniz) , elma dilimleri, muz 

Menü 5) Vegan Menü : Patatesli sigara böreği, salatalık dilimleri, incir, soya sütü 

Menü 6) İkinci Kahvaltı : Haşlanmış yumurta, peynir, zeytin, tam buğday ekmek 

Menü 7) Sürpriz Sandviç : Kalp şeklinde kesilmiş sandviç ekmeği içine marul-kırmızı biber-peynir, kuru kayısı, süt 

Menü 8) Tavuk Şov : Haşlanmış ve dilimlenmiş beyaz et, bir dilim ekmek, dilimlenmiş kivi 

Menü 9) Çikolata Bombası : Çikolata parçaları, çilek, badem, minik bir kutu yoğurt 

Menü 10) Ton Balığı Sefası : Doğranmış marul içinde ton balığı, bir dilim ekmek, dilimlenmiş armut 

Menü 11) Eğlenceli Atıştırmalık :  Mini krepler, ceviz, fındık, muz, süt  

Menü 12) Gökkuşağı : Renkli makarna, sarı-kırmızı renkli biber dilimleri, meyveli yoğurt 

Menü 13) Hurma Aşkı : Çekirdeği çıkarıldıktan sonra içine ceviz koyulmuş 4 adet hurma, ev yapımı kurabiye, süt 

Menü 14) Avakado Aşkına : Zevkinize göre hazırladığınız avakado salatası, fındık, elma cips, organik meyve suyu 

Menü 15) Mısır Zamanı : Haşlanmış süt mısır, peynir, mini domatesler, kurutulmuş yaban mersini 

Menü 16) Patates Keyfi : Haşlanmış patates, hindi füme, şeftali dilimleri 

Menü 17) Şiş Peynir : Çubuklara geçirilmiş peynir dilimleri, kraker, kuru üzüm, mandalina 

Menü 18) Granola Menü : Ballı cevizli granola dilimleri, yoğurt, gün kurusu 

Menü 19) Keyifli Bir Kinoa : Zevkinize göre hazırladığınız beyaz kinoa salatası, antep fıstığı, nar taneleri 

Menü 20) Sevilen Pizza :  İki dilim pizza, yoğurt, kuru incir 

Çocuğum Beslenme Çantasındaki Yiyecekleri Yemiyor 

Çocuğunuza her gün beslenme çantası menüsü hazırlıyorsunuz fakat beslenme çantası aynı şekilde eve geliyorsa birtakım değişiklikler yapabilirsiniz.  

  1. Beslenme çantasını değiştirebilirsiniz. Çocuklar beslenme çantalarının şekillerini önemserler. Yeni bir beslenme çantası da alabilirsiniz fakat beslenme kabını boyamanız daha iyi bir fikir olacaktır. Hem tasarruf yapmış olursunuz hem de beslenme çantasını çocuğunuzla birlikte boyayarak yaratıcı bir aktivite yapabilirsiniz. 
  2. Yiyeceklere şekil verebilirsiniz. Örneğin sandviç hazırlıyorsanız ekmeği kalp şeklinde keserek ilgi çekici bir hale getirebilirsiniz. Aynı şekilde yıldız şeklinde hazırlanmış kurabiyeler de çocuklar için daha çok tercih ediliyor. Beslenme çantasına peynir, salatalık gibi besinler koyduğunuzda dilimleyerek bir çubuğa geçirebilirsiniz.  
  3. Yiyecekleri dilimlemek çocuğunuzun yemeye üşenmesini önleyecektir. Meyveleri ve sebzeleri mutlaka dilimlemeye özen gösterin. Bir sandviç hazırladıysanız sandviçi ikiye bölebilirsiniz. En azından çocuğunuzun sandviçin yarısını da olsa yemesini sağlayabilirsiniz. 
  4. Çocuğunuzla konuşun. Belki de yememesinin başka sebepleri vardır. Çok basit olarak ona beslenme çantasındakileri neden yemediğini ve bir problem olup olmadığını sorun. Aldığınız cevaplar size bir fikir verecektir.  
  5. Çocuğunuz beslenme saatinde yemiyorsa kahvaltıya, öğlen ve akşam yemeklerine daha fazla özen gösterebilirsiniz. Yani bir anlamda açığı kapatabilirsiniz. 

 

Beslenme Çantası İçin En İyi İçecekler 
Süt ve su, çocuklar için en iyi içeceklerdir. Çocuğunuzu tatlandırılmış meyve suları ve gazlı içeceklerden mümkün olduğunca uzak tutmalısınız. Dilerseniz beslenme çantası menüsüne göre çocuğunuza içeceği kendiniz yapabilirsiniz.

Diğer Çocuklar? 
Diğer çocukların okula getirdikleri yiyecekler çocukların birbirinden etkilenmesine sebep olabilir. Her çocuğun okula dolu dolu beslenme çantasıyla gelmediğinin bilincinde olmalısınız. Çocuğunuza paylaşmanın çok önemli olduğunu öğretin. Çocukların birbirleri ile yiyeceklerini paylaşmaları, akran bağlarını güçlendirecektir. 

Bebeklerde Güvenli Bağlanma, Bağlanma Türleri - Anne Bebek Arasındaki İlişki

Bağlanma, bebeklerin temel fizyolojik ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayan kişiye karşı (çoğunlukla anne olmaktadır) kurdukları bağ üzerinden açıklanır. Bebeğin kendini güvende hissetmesi, yalnız olmadığını bilmesi bu dönemde çok büyük bir önem taşımaktadır. Bebeklerde bağlanma stilleri farklı şekillerde karakterize edilir. Bu bağlanma türlerinin hepsi, bebeğe bakım hizmeti veren kişi ile bebek arasındaki ilişki ile ilgilidir. Nasıl bağlandığımız, bizim karakterimizi inşa eden yegane unsurlardan biridir.  

Bebeklik ve erken çocukluk döneminde edinilen bağlanma türleri bebeğin yetişkin dönemine geldiğinde insanlarla kurduğu güven ve bağlanma ilişkisini doğrudan etkilemektedir. Yani bir yetişkin; bebeklik ve erken çocukluk döneminde ebeveyninin, bebeğin temel ihtiyaçları karşısındaki tutumundan izler taşır. Bu dönem bebeğin yetişkinlikteki duygusal ilişkilerinin gidişatını, kurulan güven ilişkilerini, problemler karşısında edinilen tutumları, empati kurma, başkaları anlamlandırma ve kendi duygularını tanımasını etkiler. 


  • Güvenli Bağlanma 
Güvenli bağlanma, insanın kendisini ve etkileşimde bulunduğu kişileri anlaması için bir anahtar niteliğindedir. Bebek korktuğunda veya strese girdiğinde bebeğin temel ihtiyaçlarına nasıl bir cevap verildiği, güvenli bağlanmanın oluşmasını etkileyen temel noktadır. Bebek doğal olarak temel ihtiyaçlarını karşılayamadığından ağlamaya başladığında ebeveyne ihtiyaç duyar. Ebeveynin cevabı sürekli olarak tatmin edici, ilgili ve sıcak olduğu takdirde bebekte güvenli bağlanma oluşmaya başlar. Yani ebeveyn, bebeğin ihtiyaçlarını ölçülü bir biçimde ve düzenli olarak karşıladığında bebekte güvenli bağlanma aktifleşir. Bu bebeklerin yetişkin hallerinde çevresinde samimi insanlar bulunduran, yakın ilişkiler kurmaktan çekinmeyen, duygusal ilişkiler konusunda daha rahat hisseden insanlar olmaları muhtemeldir.
Bebekte artık problem meydana gelse bile elbet bir şekilde çözülebileceği duygusu gelişir. Örneğin bebek beşiğindeyken ağlamaya başladığında annesi mutfakta ise ve çok geçmeden bebeğin yanına gidip onu uygun bir duygusal düzeyde sakinleştirmeye başlaması, acıkmışsa onu doyurması, bebeğin güvenli bağlanmasını sağlayabilecek bir durumdur. Elbette ki bu olumlu cevabın kesintisiz bir şekilde ve düzenli olarak verilmesi gerekmektedir.  
Fakat bebeğin güvenli bağlanması için yalnızca fizyolojik ihtiyaçların karşılanması yeterli değildir. Bebek belli bir sıcaklığa ve şefkate erişemediği takdirde doyuma ulaşamayacağı için güvenli bağlanamayacaktır. 

Bebeğin güvenli bağlanma sürecinde işler şöyle ilerler:  

  1. Bebek ağlar ve huysuzlanır,
  2. Fizyolojik ve duygusal ihtiyaçları zamanında ve şefkatle giderilir,  
  3. Bu döngü sürekli bir halde ve gecikmeden gerçekleşir,
  4. Bebek güvenli bağlanır,
  5. Güvenli bağlanma süreci tamamlandıktan sonra bebek keşfetme sürecine adım atar,
Bu bebeklerin yetişkin hallerinde çevresinde samimi insanlar bulunduran, yakın ilişkiler kurmaktan çekinmeyen, duygusal ilişkiler konusunda daha rahat hisseden insanlar olmaları muhtemeldir. 
Keşfetme süreci dediğimiz şey ise, bebeğin güvenli bağlanma aşamasından sonra yeni nesneleri, çevresini keşfetmesi anlamına gelmektedir. Kabaca bebek bir şeyleri tutmaya, yakalamaya çalışır. Bu şekilde bir keşfetme sürecine girer. 

  • Kaygılı Bağlanma 
Eğer bebek ağlıyor, cevap alamıyor, ağlıyor, yine bir cevap alamıyorsa bağlanma sistemini daha yüksek düzeyde aktifleştirir ve daha çok ağlamaya başlar. İhtiyaçları uzun zaman sonra ve eksik bir şekilde giderildiğinde bebek her ihtiyacı olduğunda bağlanma sistemini çok yüksek düzeyde aktifleştirecektir. Bu şekilde gerçekleşen bağlanma türüne ise kaygılı bağlanma diyoruz. Kaygılı bağlanma, bebeğin bağlanma sisteminin sürekli aktif halde bulunması temel noktası ile meydana gelir. Bu bebekler için anneden veya bakımı üstlenen kişiden bir anlık bile olsa ayrılmak çok zordur. Kaygılı bağlanan bir bebekte güvenli bağlanma süreci bir türlü tamamlanamadığı için bağlanma sistemi hep açık kalır ve keşfetme sürecine adım atılamaz. Bebeğin sağlıklı gelişimi için istenmeyen bir durumdur.  
Bebeğin 2 yaşına kadar ebeveyni ile uyuması gerekmektedir. Eğer erken dönemde bebeğinizin odasını ayırırsanız geceleri huzursuzlandığını kolay kolay fark edememeniz muhtemeldir. Böyle bir tablo içinde bebeğin gece yaşayabileceği olası bir strese müdahale etmeniz de geç olabilir. Yani bebeğin ihtiyacını bebeğin bağlanma sistemi gereğinden fazla aktifleştiğinde karşılamış olursunuz. Böyle bir bebek kaygılı bağlanacağı için anne (veya başka ebeveyn) ile 2 yaşına kadar birlikte uyumalıdır. 

Kaygılı bağlanan bebek ileriki yaşlarında çevresindeki insanlara güvenmemesi ve yakınlaşmaması gerektiğini düşünür. Duygusal ilişki kurulabilir fakat içten içe bağlanmamak ister, hayal kırıklığı yaşamaktan çok korkar. Çünkü bunu bebekliklerinde çoktan öğrenmişlerdir.  


  • Kaçıngan Bağlanma 
Bazen bebek ağlar, ağlar, ağlar... Yine de bakım sorumluluğunu alan kişiden bir cevap alamaz. Bu süreç adeta bir yokluklar alanıdır. Bu tür bebekler ebeveynlerinin dikkatini bir türlü çekemez. Bağlanma sistemi çok uzun bir süre aktif kalır ve bebek duygusal ve fizyolojik anlamda doyurulmayı bekler fakat bir türlü doyurulamaz. Bu süreç böyle devam ettikçe bebek ne olursa olsun ihtiyaçlarının karşılanmadığını gördüğü için bir noktadan sonra bağlanma sistemini de aktifleştirmeyecektir. 
Bu bebekler yetişkin olduklarında bağlanmak konusunda keskin bir tavır ortaya koymaktadırlar. Duygusal ilişki kurulsa bile bağlanmak söz konusu bile olmayacaktır. Samimi ilişkiler her an tehdit edici birer ilişki konumun gelecektir.  

Ebeveynin ‘’Ayna’’ Etkisi 
Ebeveynin bebeğin temel ihtiyaçlarına karşı veya kriz anındaki cevabı, bunların dışında bir ‘’ayna’’ görevini de üstleniyor. Örneğin yürümeye başlayan bir bebek düştüğünde ve canı acıdığında ağlamadan hemen önce anne veya babasının yüzüne bakar. Bunu yapmasının sebebi kazanın ne derecede ciddi olduğunu kavrayamayacağı için anne ve babadan öğrenmeye çalışmasıdır. Eğer anne veya baba panik halinde tepki verirse bebek hemen ağlamaya başlar. Bu süreç 1-2 saniye gibi çok kısa bir süre içinde gelişir. Bebek artık kendi içinde ne hissedeceğini anne ve babasından öğrenmeye başlar. 

Çocuklarda Okul Korkusunu Yenmek İçin 10 Etkili Yöntem

Okulların açılma zamanı yaklaştıkça aileler telaş içine girmeye başladılar. Uzunca bir tatilin ardından okulların açılmasıyla birlikte çocuklar da okul stresi yaşayabilirler. Hatta bazı durumlarda bu stres korkuya dönüşebilir ve çocuklar böyle zamanlarda okula gitmek konusunda fazlasıyla huysuz olabilirler. Bu konuda ailelere bazı görevler düşüyor. 

Okul Korkusu Nasıl Çözülür?

  1. Çocuğunuz eğer okul korkusu yaşıyorsa bu korkunun bir anda geliştiğini düşünmeyin. Çocuğunuz okul öncesi fazlasıyla stres geliştiriyorsa ebeveynler olarak kendinizi sorgulamanız gerekmektedir.  Sizin okul hazırlığı telaşınız ve stresiniz çocuğa yansımış olabilir. Okulların açılmasının da çocuklar için hayatın doğal bir parçası olduğunu unutmamalısınız. Büyük bir değişim yaşanıyormuşçasına panik halinde hazırlıklar yapmanız çocuğunuzun sizin stresinizi almasına sebep olacaktır. Sakin ve rahat görünmeniz çocuğunuzun da rahatlamasını sağlayacaktır. 
  2. Çocuğunuzun stresini azaltmak için birlikte okul alışverişine çıkabilirsiniz. Onun ilgisini çekeceği çantalar, defterler alarak okula hazırlık sürecini eğlenceli hale getirmeniz çocuğunuzun okul stresini azaltacağı gibi okula alışmasını kolaylaştıracaktır. 
  3. Çocuğunuzun okul ile fikirlerini öğrenmek için onunla bol bol sohbet etmelisiniz. Çocuğunuz okul söz konusu olduğunda huysuzlanmaya başlıyor ve yüzü asılıyorsa kesinlikle göz ardı etmemeniz gereken bir problem var demektir. Konuyu kestirip atmak yerine bu konuya daha fazla odaklanmalısınız. Bu konu için her şeyden bağımsız olarak başka bir zaman dilimi yaratarak çocuğunuzu önemsediğini ona belli edebilirsiniz. Böylece çocuğunuz önemsendiğini hissederek size karşı daha fazla içini açacaktır. Bütün bunları yaparken sorgulayıcı ve yargılayan bir tutum yerine şefkatli ve anlayışlı bir tutum geliştirmeniz gerektiğini unutmayın.
  4. Çocuğunuz ilkokula yeni başlıyorsa daha öncesinde mutlaka okulu ziyaret etmeli ve ilk gün çocuğu okula bırakmalısınız. Çocuğunuzun tuvaletin, kantinin ve sınıfın yerini önceden bilmesi oldukça avantajlı bir durumdur. Böylece çocuk okul nerede, sınıfım nerede, tuvalet nerede diye düşünerek zorlanmaz.
  5. Çocuğunuzla konuşurken ‘’Okula gitmezsen şöyle olur..’’ veya ‘’Bu yaptığın çok ayıp.’’ gibi yargılayıcı ve tehdit ederek konuşmak yerine ‘’Okula gittiğinde yeni arkadaşların olacak. ‘’ veya ‘’Okula gittiğinde yeni bilgiler öğreneceksin.’’ şeklinde yapıcı konuşmalısınız. Çocuğunuz, okula gittiğinde çeşitli kazanımlar elde edeceğini fark edebilmelidir. 
  6. Çocuğunuzun uyku düzeni yaz boyunca değişmiş olabilir. Fakat okullar açılmadan en az birkaç gün öncesinden uyku düzeni okul saatlerine göre ayarlanmalıdır. 
  7. Okul saatlerinde ev ortamınızı ‘sıkıcı’ hale getirmeniz çocuğunuzun okul için hevesli olmasını sağlayabilir. En azından okullar açılmadan önceki hafta, evdeki eğlenceli aktiviteleri azaltabilir veya bir süre mola verebilirsiniz. 
  8. Çocuğunuz okula gitmek istemediğinde duygusal davranarak buna müsaade etmeniz yanlış bir davranış olacaktır. Çocuğunuz okula rutin olarak ve aynı saatte gitmelidir. Gitmek istemediğinde buna izin vermeniz, çocuğunuz okulun bir sorumluluk olduğunu unutacaktır. Eğer çocuğunuzda birkaç hafta boyunca geçmeyen karın ağrısı, bulantı, uyku bozuklukları, agresiflik veya anksiyete gözlemliyorsanız mutlaka yardım almanız gerekiyor demektir.
  9. Çocuğunuz okula servis ile gidip geliyor olabilir. Fakat çocuğunuzun ilk haftalarında onu okuldan alma görevini ebeveynleri olarak üstlenebilirsiniz. Bir gün anne, diğer gün baba okuldan alabilirse çocuğunuzu rahatlatmış olursunuz. Bu davranış aynı zamanda aile bağlarınızı güçlendirecektir. 
  10. Çocuğunuz okul sebebiyle stres halindeyken onun özgüvenini güçlendirmek için aslında ne kadar güçlü ve bu tür problemlerin üstesinden gelebilecek bir çocuk olduğunu ifade edebilirsiniz.  Bunu yaparken çocuğunuzun üzerinde bir baskı oluşturmamaya özen gösterin. Durumun sandığınızdan da ciddi olabileceğini göz önüne alarak bazen çocukların destek almadan başa çıkamayacağı durumların olabileceğini unutmayın. Çocuğunuzun stres düzeyi ile başa çıkmakta zorlandığınız noktada okulun Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık birimiyle iletişime geçerek bu konuda uzman kişiden yardım alabilirsiniz.  

Çocuklarda Uyku Sorunu, Çocuğum Neden Uyumuyor?

Uyku saati geldiğinde veya akşam olduğunda uyumama, yatağa gitmeme problemi daha çok kreş ve ilkokul çağındaki çocuklarda görülmektedir. Çocuğunuz, uyuma vakti geldiğinde yatağa gitmemek için ağlıyorsa veya inatlaşıyorsa en kısa zamanda problemin kaynağını bulmalısınız demektir. Çocuklarda uyku problemi çoğu zaman uyku ile ilgili değil, başka bir durum ile ilgilidir. ‘’Çocuğum neden uyumuyor?’’ diye sorarken bu noktaya dikkat etmeli ve problemin derinine inmelisiniz.

Yeterince uyumak ve dinlenmek, okul çağındaki çocuklar için çok önemlidir. Çocuklar yeterince uyumadıklarında konsantre olmakta ve öğrenme sürecinde zorlanırlar. Uyku eksikliği aynı zamanda çocukların ruh hallerini, fiziksel gelişimlerini ve hastalıklara karşı çalışan bağışıklık sistemlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocuğum Neden Uyumuyor?
Çocuğunuz yatağa giderken huzursuzlanıyor ve uyumamakta direniyorsa çocuğunuzun başa çıkmakta zorlandığı başka türlü problemler olabilir. Bunları öğrenmeye çalışabilirsiniz. Bazı olası problemler ve ihtiyaçlar çocuğunuzu uykudan uzak tutuyor olabilir. 
  • Çocuklar farklı uyku düzenine ihtiyaç duyabilirler. Biz yetişkinler gibi, çocuklar da kendi aralarında daha farklı uyku miktarına ihtiyaç duyarlar. Bazı çocuklar 11-12 saat uyurken bazı çocuklar için 10 saat yeterlidir. Okul çağındaki bir çocuğun ortalama gece uykusu olarak 10-11 saat uyuması gerekmektedir. Çocuğunuzun yeterince uyuyamadığı saatleri kontrol edin ve çocuğunuzun konsantrasyon problemi yaşayabileceğini veya hiperaktif olabileceğini göz önünde bulundurun. 
  • Çocuğunuzun bir şeyleri kaçırıyor hissedebilir. Çocuğunuza uyku saatinin geldiğini söylüyor fakat ebeveynler olarak uyumuyor ve bir şeylerle ilgileniyorsanız çocuğunuzun aklı sizde kalacaktır. Örneğin çocuğunuzu uyutmaya çalışıyorsunuz ama bir yandan da televizyon izliyorsanız doğal olarak çocuğunuz da sizinle televizyon izlemek isteyecektir. Bu sebeple zaman zaman çocuğunuzla aynı anda uyumaya özen göstermeniz onun uyumaya ikna olmasını kolaylaştıracaktır.
  • Yapılacak şeyleri akşam saatlerine sıkıştırmayın. Çocuğunuz oyun oynamaya veya ödevlerini yapmaya geç saatlerde başladığında uyuma saati de geç bir vakte sarkacaktır. Çocuğunuzun, yatağa dönmeden önce yapacaklarını bitirdiğinden ve hiçbir işi kalmadığından emin olması gerekmektedir. Çocuğunuz sevdiği bir oyunu oynarken oyunu aniden bırakıp yatağa dönmeyecektir. Bu sebeple günlük bir plan oluşturabilir ve aksaklıkların önüne geçebilirsiniz. Bu konuda zorlanıyorsanız çocuğunuzun öğretmeninden profesyonel destek alabilirsiniz.
  • Çocuğunuz çok yorgun olabilir. Ödevler, kurslar, okul sonrası aktiviteler, oyunlar derken saat geç olmuş olabilir. Çocuğunuz gün içinde yoğun olduğunda çok yorulabilir ve bazı çocuklarda aşırı yorgunluk hiperaktiviteye neden olmaktadır. Bu da doğal olarak çocuğun yatağa gitmemesine sebep olacaktır. Hiperaktivite, çocuklarda uyku sorununa sebep olan ciddi bir problemdir. Eğer çocuğunuzun hiperaktif olduğunu düşünüyorsanız çocuğunuzu pediatriste götürmenizde fayda var.
  • Çocuğunuz gün içinde yeterince dinlenmiş olabilir. Çocuğunuz öğleden sonra uyumuş ve uykusunu almış olabilir. Gündüz uykusu, gece uykusunu etkilediği için çocuğunuz uyku vaktinde yatağa gitmek istemeyebilir. Bunun dışında, çocuğunuz ödevlerini erkenden bitirdiyse ve yemeğini de yediyse siz de doğal olarak çocuğunuzu uyutmayı deneyeceksiniz. Fakat çocuklar özellikle yaz aylarında ve tatillerde oldukça hareketli olurlar. Bu sebeple çocuğunuz uyumak istemeyebilir. Bazen de çocuğunuzla geç saatlerde vakit geçirmek o kadar da kötü değildir hatta eğlenceli bile olabilir. Bunu deneyebilirsiniz. Böyle akşamlarda çocuğunuz da çok mutlu olacaktır. 
  • Stres ve anksiyete kaynaklı başka bir problem yaşıyor olabilirler. Çocuklar zaman zaman okul kaynaklı strese girebilir ve korkabilirler. Bunun sebebi değişebileceği gibi ödevler, sınavlar, akran zorbalığı olabilir.  Diğer yandan yakın zamanda çocuğunuzun hayat tarzında bir değişim olduysa bundan kaynaklı uyku sorunu yaşıyor olabilir. Çocuklarda uyku sorunu; okul değişimi, başka şehre taşınma, ebeveynlerin boşanması gibi değişimlerden sonra ortaya çıkabiliyor. Böyle bir değişim yaşanmadıysa çocuğunuzun korku halinde olup olmadığından emin olun. Yakınlarda korku filmi izlemiş veya korku verici bir hikaye dinlemiş olabilir. Bu yaşlarda çocuklar birbirlerini korkutmaya meyilli olabiliyor. Çocuğunuzun bir şeylerden korktuğundan emin olduysanız bir süre birlikte uyuyabilir ve çocuğunuzu rahatlatabilirsiniz.


Çocuğum Uyumuyor Ne Yapmalıyım?
Çocuğunuzun uyku vaktinde kolayca uyuması için kendinize özgü bazı farklı stratejiler deneyebilirsiniz. Eğer problem devam ediyorsa çocuğunuzu pediatriste veya uyku uzmanına götürmenizde fayda var. Bu adımdan önce problemi temel planlamalar ile evin içinde çözmeyi deneyebilirsiniz.
  • Uyku saati rutini oluşturun. Siz de biliyorsunuz ki çocuğunuzu yatağa yatırdıktan sonra ona hikaye okumak uykuya dalmasını kolaylaştıracaktır. Fakat dikkat etmeniz gereken nokta şu ki, çocuğunuzun uyku vaktinden 1 saat önce televizyon da dahil olmak üzere tablet, telefon gibi bütün elektronik aletleri kapatmanız çocuğunuzun temiz bir zihin ile uykuya hazırlanmasını sağlayacaktır. Elektronik cihazlar çocuğunuzun aklını dağıtır ve uyuma isteğini azaltır. Çocuğunuz yatağa yattıktan sonra ona hafif ve sakin bir müzik eşliğinde kısa bir hikaye okuyabilirsiniz.
  • Ev ortamını sessiz ve barışçıl bir hale getirin. Uyku saatinden önce ışıkları loş bir hale getirin. Aynı zamanda tüm aile olarak pijamalarınızı giyin ve sakin bir şekilde uykuya hazırlanın. Ebeveynler olarak tartışma içindeyseniz bu durum evdeki ortamı gerginleştirecek ve doğal olarak bu gerginlikten çocuğunuz da etkilenecektir. Anlaşamadığınız noktalarda çocuğunuzu da göz önüne alarak birbirinize karşı empati yapmanız bütün aile için olumlu bir adım olacaktır.
  • Uyku saati belirleyin ve bu saate sadık kalın.  Çocuğunuzun okul saatlerine uygun bir şekilde uyku saati belirleyin ve bu saatlere tatil günleri de dahil olmak üzere sadık kalın. (Elbette ki nadiren de olsa bazı zamanlar kaçamak yapabilirsiniz.) Çocuğunuzu saat 9 olduğunda yatağa götürmek zordur fakat bunu bir plan dahilinde düzene oturtmak çocuğunuzun uyku saatinde kaçamaklar yapmasını engelleyecektir. 
  • Çocuğunuzun yatak odasını konforlu hale getirin. Televizyonu ve bilgisayarı çocuğunuzun odasında bulundurmanız uyku düzeni açısından tavsiye edilmeyen bir durumdur. Eğer çocuğunuz karanlıktan hoşlanmıyorsa odayı gece lambaları ile ışıklandırabilirsiniz. Çocuğunuzun, yatak odasının yalnızca uyku ve dinlenme için uygun bir alan olduğunu bilmesi gerekmektedir. Bu sebeple oyun ve eğlence alanını mutfak, ortak alan veya başka bir odaya taşıyabilirsiniz. 
  • Çocuğunuzu akranları ile kıyaslamayın. Çocuğunuzu diğer çocuklar ile kıyasladığınızda çocuğun uyku problemi çözülmeyecek. Bunun bilincinde olmalısınız. Hiçbir çocuk ‘’Arkadaşım Ayşe erkenden uyuyor, öyleyse ben de erkenden uyumalıyım.’’ şeklinde düşünmez. Bunun bir faydası olmayacağı gibi, hayal kırıklığına uğrayabilir ve çocuğunuzun özgüvenini zedeleyebilirsiniz. Bunun yerine, planlı bir uyku düzeni inşa edin ve bütün aile olarak belirlediğiniz noktalara uyum sağlayın. 
  • Çocuğunuza uyuması için aşırı ısrar etmeyin. Çocuğunuzu uykuya hazırlamak isteyebilirsiniz fakat bu konuda uyku saatinden önce aşırı ısrar etmek ve onu darlamak yanlış bir yöntem olacaktır. Çünkü çocuk bu kadar ısrar sonucunda anksiyete geliştirebilir. Strese giren bir çocuk uyumakta daha fazla zorlanacaktır. Bunun yerine uyumadan önce ailecek uykuya hazırlanabilir ve ortamı yatma vaktine uygun bir hale getirebilirsiniz. 

Akran Zorbalığı Nedir? Nasıl Önlenir?

Akran zorbalığı, son yıllarda çocuklar arasında yaygın olarak görülen bir saldırganlık biçimidir. Çocuğunuzun akran zorbalığına maruz kalıp kalmadığını anlayabilmek için öncelikle akran zorbalığının ne olduğunu bilmeniz gerekmektedir. Akran zorbalığı, okul çağındaki çocuklar arasında görülen ve güç dengesizliğine dayanan tekrarlayıcı saldırgan davranışlardır.

Güç Dengesizliği : Çocuklar arasında fiziksel güç farklılığı, popülarite, ekonomik durum farklılıkları gibi farklılıklara dayanan dengesizliklerdir. Zorbalığa maruz bırakan çocuklar genellikle bu tür farklılıklara dayanarak fiziksel veya sözel saldırgan davranışlar sergilerler. 

Tekrarlayan Saldırgan Davranışlar : Akran zorbalığı, özellikle mağdur çocuk tepki göster(e)mediğinde artarak devam eder ve sona ermesi iyice zorlaşır.

Zorba Tutumlar Nelerdir?

Sataşma, alay etme, başkalarına rezil etme, mağdurun özsaygısını kasten zedelemeyi amaçlayarak saldırganca davranma gibi tutumlar akran zorbalığının en yaygın türleridir. Rencide edici isimler takarak arkadaşlarının yanında küçük düşürmek örnek olarak gösterilebilir. Bu tür durumlar çocukların birbirleri ile şakalaştığı şeklinde yorumlanabiliyor. Fakat ortada güç dengesizliğinden de kaynaklı küçük düşürülen bir çocuk olduğunda karşılıklı şakalaşmaktan söz edebilmek mümkün değildir. 
Sosyal yönden de birçok şekilde akran zorbalığı yapılabiliyor. Görmezden gelme, dışlama, yalnızlaştırma oldukça sık rastlanan bir sosyal akran zorbalığıdır. Örneğin diğer çocuklara, mağdur edilen çocuk kastedilerek onunla arkadaş olmamalarını söyleyerek çocuğun dışlanmasını amaçlamak yaygın olarak görülmektedir. Okulda ve sosyal ortamda yalnız kalmış bir çocuğun, kimlik edindiği ve sosyalleştiği yaşları zorlu geçebiliyor. Akran zorbalığı ileri derecede görüldüğünde, çocuğun depresyona girmesine hatta intihar etmesine sebep olabilir.
Zorla kendisine yiyecek içecek aldırarak maddi yönden sömürmek veya mağdur çocuğun yiyeceklerini almak da akran zorbalığının bir türüdür. Güç dengesizliği içinde dezavantajlı tarafta yer alan çocuk muhtemelen şimdiye kadar yalnızlaştırıldığı için tepki veremeyebilir.
Ödevlerini zorla yaptırmak, yaygın olarak görülmektedir. Kendini tehdit altında hisseden çocuk bir çıkış yolu bulamayabilir ve zorbalık yapan diğer çocuğun veya çocukların ödevlerini yapmak zorunda kalabilir. Bu tutum, çocuğun hem vaktini hem de enerjisini çalmak anlamına geliyor. Çocuk, başkalarının ödevlerini elbette severek değil, zorunda kaldığı için yapıyor. 
Öğretmenlerin en kolay fark ettiği zorbalık türlerinin başında diğer çocuğu suçunu üstlenmesi için zorlama, disiplin cezası almasına sebep olma geliyor. Başkasına suç atmak, zorbalığa başvuran çocukların sık sık yapmayı denediği bir davranıştır. Özellikle sınıf öğretmenleri, öğrencilerini daha iyi tanıdığı için bu tarz davranışları daha kolay ayırt ediyorlar.
Şantaj yapma ve tehdit etme: Özellikle dijital ortamda gerçekleşen siber zorbalık, çocuklar arasında yaygınlaşmakta olan ciddi bir problemdir. Araştırmalara göre internet üzerinden yapılan akran zorbalığı, yüz yüze gerçekleşen akran zorbalığından daha kolay eyleme dökülebiliyor. İnternet ortamında ‘’herkese karşı’’ teşhir etme, aşağılama, saldırma bir çocuğu çok derinden etkileyebilir ve çocuğun duygusal yönden ciddi bir şekilde yıpranmasına sebep olabilir. 
Din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet ayrımı gözetilerek aşağılama; bir çocuğun veya grubun, azınlık bir gruba veya dezavantajlı cinsiyetlere, yönelimlere dahil olduğunu öğrendikten sonra gerçekleştirdiği saldırgan tutumları kapsar. Göçmen ve yabancı uyruklu çocuklara karşı özellikle dışlama ve aşağılama ile kendini gösteren davranışlar da akran zorbalığı olarak nitelendirilmektedir. Diğer yandan kız çocuklarına karşı gerçekleştirilen akran zorbalığı genellikle erkek çocukları ile yakın olmakla itham edilerek ve çeşitli dedikodular yapılarak kendini gösterirken, erkek çocuklarına karşı yapılan akran zorbalığı ise daha çok kız çocuklarına benzetilerek ve yeterince ‘’erkek’’ olmamakla suçlanarak gerçekleştirilmektedir.
Akran zorbalığı yapan çocuk veya çocuklar bunu zaman zaman fiziksel boyuta taşıyabilir. Fiziksel akran zorbalığı, bir çocuğun beden bütünlüğüne veya eşyalarına zarar vermekle sonuçlanır. Tekme-yumruk atmak, vurmak, tokat atmak, çelme takmak, tükürmek, ıslatmak, itmek, cimcik atmak, eşyalarını kırmak, çalmak veya kullanılamayacak hale getirmek gibi zorba tutumlar fiziksel akran zorbalığıdır.
Akran zorbalığı aynı zamanda cinsel boyutta da gözlenmektedir. Söz konusu çocuklar olduğunda, cinsel taciz yaşanmazmış gibi bir yanılgı içine girilebiliyor. Fakat çocuklar arasında da cinsel taciz ve cinsel şiddet sanıldığı kadar az gözlemlenen bir durum değildir. Cinsel biçimde gerçekleşen akran zorbalığı, gizlice fotoğraf çekme, teşhir etme, cinsel tekliflerde bulunma, çocuğun özel bölgelerine zorla dokunma, cinsel saldırı şeklinde kendini gösterebilir. 

Kimler Risk Altındadır?
Akran zorbalığına maruz kalan çocuklar genellikle birkaç yönden risk atlında olabiliyorlar. 
Diğer çocuklar tarafından daha farklı olarak algılanan çocuklar daha fazla risk altındadır diyebiliriz. Örneğin farklı etnik gruba dahil olan, gözlük takan, boyu çok kısa olan, depresif ruh haline sahip, özgüveni daha kısıtlı, daha az popüler, dikkat çekmek için farklı davranan çocuklar akran zorbalığına maruz kalma potansiyeline sahip risk grubundaki çocuklardır.

Kimler Zorbalık Yapmaya Eğilimlidir?
Popülerliğinin farkında olan ve bunu farklı amaçlar için kullanan, başkalarını kolayca domine edebilen, agresif tutum sergileyen, kuralları çiğneyen, şiddete başvuran, akran zorbalığı yapan çocuklarla arkadaş olan, aileden yeterince sevgi görmeyen, ev içi şiddete tanık olan ve şiddet gören çocuklar diğer çocuklara oranla zorbalık yapmaya daha yatkın olabiliyorlar. 
Toplumdaki güç ilişkileri ve güç dengesizliği çeşitli sosyal ortamlarda farklılaşabildiği için zorbalığa maruz bırakan bir çocuk daha farklı bir sosyal ortamda zorbalığa maruz kalan çocuk konumuna kayabiliyor. Örneğin okulda akran zorbalığına maruz bırakan bir çocuk, okul dışındaki daha farklı arkadaş grubu ile sosyalleştiğinde zorbalığa maruz kalabilir. 

Akran Zorbalığı Nasıl Önlenebilir?
  • Çocuklar arasındaki zorbalığın önlenmesi için birçok kişiye ve kurumlara görev düşüyor. Öncelikle çocuğun yetiştiği ortamın şiddetsiz ve huzurlu bir yuva olması gerekmektedir. Şiddet gören ve şiddete şahit olan çocuklar zorbalığa maruz bırakmaya daha fazla yatkın oluyorlar. Bu sebeple aile ortamında şiddete kesinlikle yer verilmemelidir. 
  • Ebeveynler olarak çocuğunuzu dinleyin, şiddet ve zorbalık içeren davranışları anlatın ve anladığından emin olun. Bu şekilde bir yöntem geliştirirseniz çocuğunuz zorbalığa maruz kaldığında ses çıkarabilir veya bunu sizinle paylaşabilir. Çocuğunuz okula gitmek istemiyor, sürekli bahaneler üretiyor ve mutsuzsa akran zorbalığına maruz kalma ihtimalini göz ardı etmeyin. Akranları hakkında sorular sorun ve öğretmeni ile iletişime geçin. 
  • Ayrıca çocuğunuza erken yaşlarından itibaren başkalarına karşı kibar olmayı, arkadaşlarını itmemeyi, kavga etmemeyi, kötü ve alaycı sözler söylememeyi, diğer cinsiyetlere ve farklılıklara karşı saygılı olmayı öğreterek rehberlik edebilirsiniz. 
  • İyi bir örnek olun. Söylediklerinizi eylemlerinize de yansıtarak çocuğunuza örnek olursanız sizin davranışlarınızı özümseyecektir. 
  • Akran zorbalığının önlenebilmesi için yalnızca ailelere değil, toplumun her bir öğesine görev düşüyor. Okul yönetimi de bu konuda dikkatli olmalı ve çözümler üretebilmelidir. Okullar, öğrenciler arasında zorbalığın ne derecede yaygın olduğunu gözlemlemeli ve sonuçlara göre planlamalar yapmalıdır. Bunun için ayrı bir kurul oluşturulması işleri kolaylaştıracaktır. Her okulun bu tutumu özümseyerek bir ilkeler rehberi hazırladığını düşünürsek akran zorbalığının önemli derecede azalacağını söylemek hiç de zor olmaz. Öğretmenlerin ve müdüriyetin bu konuya ağırlık vermeleri gerekmektedir. Sınıflarda bu konuya ayrıca yer verilmesi, akran zorbalığı konusunda farkındalık yaratacaktır. Rehberlik öğretmeni bu konuda öncü bir tutum sergileyebilir.